İçeriğe geç

Ahzâb Suresi 50. Ayet

سورة الأحزاب، الآية ٥٠

33:50 22. cüz 43. hizb Mushaf’ta 424. sayfa Medeni sure

33:50 ayetinin metni

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَٰجَكَ ٱلَّٰتِىٓ ءَاتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّٰتِى هَاجَرْنَ مَعَكَ وَٱمْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ إِنْ أَرَادَ ٱلنَّبِىُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا خَالِصَةً لَّكَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِىٓ أَزْوَٰجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا ۝٥٠

Okunuşu

yāayyuhā l-nabiyu innā aḥlalnā laka azwājaka allātī ātayta ujūrahunna wamā malakat yamīnuka mimmā afāa l-lahu ʿalayka wabanāti ʿammika wabanāti ʿammātika wabanāti khālika wabanāti khālātika allātī hājarna maʿaka wa-im'ra-atan mu'minatan in wahabat nafsahā lilnnabiyyi in arāda l-nabiyu an yastankiḥahā khāliṣatan laka min dūni l-mu'minīna qad ʿalim'nā mā faraḍnā ʿalayhim fī azwājihim wamā malakat aymānuhum likaylā yakūna ʿalayka ḥarajun wakāna l-lahu ghafūran raḥīman

Meal

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri; amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Peygamber'e hibe eden Mümine kadını, diğer Müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında Müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları gerektiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Ahzâb Suresi’nin 50. ayeti (33:50) Medeni bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 424. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Ahzâb Suresi 50. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

50. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey Peygamber! Biz sana, kendilerine mehirlerini vermiş olduğun hanımlarını helal kıldık. Allah'ın sana, esirlerden ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri helal kıldık. Aynı şekilde sana; eğer nikâhlamak istersen seninle birlikte Mekke'den Medine'ye hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını nikâhlamayı da helal kıldık. Eğer evlenmek istersen mehirsiz bir şekilde kendisini sana hibe eden o Mümine kadın ile evlenmeyi de sana helal kıldık. Hibe nikâhı (Bir kadının kendisini hibe ederek evlenmesi) Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e özel bir hükümdür ve onun dışında hiç kimse için caiz değildir. Kuşkusuz biz, hanımlar hakkında Müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. Mümin erkeklerin aynı anda dört hür hanımdan fazlası ile evli olmaları caiz değildir. Mümin erkeklerin ellerinin altında bulunan ve kendilerinden istifade etmek istedikleri cariyelerin sayısını da sınırlı kılmadık. Sana bir meşakkat ve sıkıntı olmasın diye; senin dışındaki kimselere helal kılmadığımız bazı şeyleri sana helal kıldık. Allah tövbe eden kullarına karşı (günahları) çokça örtüp, bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

50. Yüce Allah, Rasûlüne hem kendisine hem de mü’minlere ortak olarak helâl kıldıkları ile sadece kendisine has olmak üzere helâl kıldığı şeyleri, lütfunun bir tecellisi olarak ihsan ettiğini belirterek şöyle buyurmaktadır: “Ey Peygamber! Şüphesiz Biz sana mehirlerini verdiğin hanımlarını... helâl kıldık.” Yani mehirlerini kendilerine vermiş olduğun hanımların sana helâldir. Bu husus, kendisi ile diğer mü’minler arasında ortak bir husustur. Müminlere de aynı şekilde mehirlerini verdikleri hanımlar helâldir. Aynı şekilde biz “Allah’ın sana ganimet verdikleri içinden sahip olduğun cariyeleri” … Devamını oku

Ahzâb Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Ahzâb suresinin 44-50. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 424. sayfası).

  • Eziyet ve sıkıntılara karşı sabır göstermek başarılı davetçinin özelliklerindendir.
  • Kocanın kendisiyle cinsel ilişkiye girmeden önce boşadığı hanımına, hatırı için malından biraz vermesi menduptur.
  • Kendisini hibe eden bir kadınla nikâh kıyıp, evlenmesi Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e özel olarak caiz kılınmıştır. Ancak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bu şekilde nikâh kıyıp, hiç evlenmemiştir.

50. ayetin diğer mealleri

Ey peygamber! Mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini nikahına almak istediği mümine kadını sana helâl kıldık. Bu diğer müminlere değil, sadece sana mahsustur. Biz eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere ne farz kıldığımızı biliyoruz. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.

Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

50. ayet kelime kelime

  1. يَٰٓأَيُّهَا yāayyuhā ey أ ي ي
  2. ٱلنَّبِىُّ l-nabiyu peygamber ن ب أ
  3. إِنَّآ innā şüphesiz biz
  4. أَحْلَلْنَا aḥlalnā helal kıldık ح ل ل
  5. لَكَ laka sana
  6. أَزْوَٰجَكَ azwājaka eşlerini ز و ج
  7. ٱلَّٰتِىٓ allātī verdiğin
  8. ءَاتَيْتَ ātayta أ ت ي
  9. أُجُورَهُنَّ ujūrahunna ücretlerini (mehirlerini) أ ج ر
  10. وَمَا wamā ve
  11. مَلَكَتْ malakat bulunanları م ل ك
  12. يَمِينُكَ yamīnuka elinde ي م ن
  13. مِمَّآ mimmā ganimet verdiğinden
  14. أَفَآءَ afāa ف ي أ
  15. ٱللَّهُ l-lahu Allah'ın
  16. عَلَيْكَ ʿalayka sana
  17. وَبَنَاتِ wabanāti ve kızlarını ب ن ي
  18. عَمِّكَ ʿammika amcanın ع م م
  19. وَبَنَاتِ wabanāti ve kızlarını ب ن ي
  20. عَمَّٰتِكَ ʿammātika halalarının ع م م
  21. وَبَنَاتِ wabanāti ve kızlarını ب ن ي
  22. خَالِكَ khālika dayının خ و ل
  23. وَبَنَاتِ wabanāti ve kızlarını ب ن ي
  24. خَٰلَٰتِكَ khālātika teyzelerinin خ و ل
  25. ٱلَّٰتِى allātī hicret eden
  26. هَاجَرْنَ hājarna ه ج ر
  27. مَعَكَ maʿaka seninle beraber
  28. وَٱمْرَأَةً wa-im'ra-atan ve kadını م ر أ
  29. مُّؤْمِنَةً mu'minatan inanmış أ م ن
  30. إِن in eğer
  31. وَهَبَتْ wahabat hibe ederse و ه ب
  32. نَفْسَهَا nafsahā kendisini ن ف س
  33. لِلنَّبِىِّ lilnnabiyyi peygambere ن ب أ
  34. إِنْ in eğer
  35. أَرَادَ arāda dilediyse ر و د
  36. ٱلنَّبِىُّ l-nabiyu peygamberi ن ب أ
  37. أَن an kendisini nikahlamayı
  38. يَسْتَنكِحَهَا yastankiḥahā ن ك ح
  39. خَالِصَةً khāliṣatan mahsus olarak خ ل ص
  40. لَّكَ laka sana
  41. مِن min dışında
  42. دُونِ dūni د و ن
  43. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minīna mü'minlerin أ م ن
  44. قَدْ qad elbette
  45. عَلِمْنَا ʿalim'nā biz biliyoruz ع ل م
  46. مَا mā şeyi
  47. فَرَضْنَا faraḍnā gerekli kıldığımız ف ر ض
  48. عَلَيْهِمْ ʿalayhim onlara
  49. فِىٓ fī hakkında
  50. أَزْوَٰجِهِمْ azwājihim eşleri ز و ج
  51. وَمَا wamā ve
  52. مَلَكَتْ malakat bulunanlar م ل ك
  53. أَيْمَٰنُهُمْ aymānuhum ellerinin ي م ن
  54. لِكَيْلَا likaylā için
  55. يَكُونَ yakūna olmaması ك و ن
  56. عَلَيْكَ ʿalayka sana
  57. حَرَجٌ ḥarajun bir zorluk ح ر ج
  58. وَكَانَ wakāna ve ك و ن
  59. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  60. غَفُورًا ghafūran çok bağışlayan غ ف ر
  61. رَّحِيمًا raḥīman çok esirgeyendir ر ح م

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 5 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

50. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:236–237

    لَّا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ أَوْ تَفْرِضُوا۟ لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى ٱلْمُوسِعِ قَدَرُهُۥ وَعَلَى ٱلْمُقْتِرِ قَدَرُهُۥ مَتَٰعًۢا بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ …

    Kadınlara temas edip, dokunmadan ve mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar kendi halince, fakir olanlar da yine kendi halince uygun bir şekilde onları (bir şeyler vererek) faydalandırın. Bu, iyilik sahiplerinin üzerine bir yükümlülüktür. …

  • Nahl 16:48

    أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ يَتَفَيَّؤُا۟ ظِلَٰلُهُۥ عَنِ ٱلْيَمِينِ وَٱلشَّمَآئِلِ سُجَّدًا لِّلَّهِ وَهُمْ دَٰخِرُونَ

    Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin zillet ve tevazu ile boyun eğerek durmadan sağa sola dönüp Allah’a secde ettiklerini görmüyorlar mı?

  • Bakara 2:257

    ٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْلِيَآؤُهُمُ ٱلطَّٰغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ ٱلنُّورِ إِلَى ٱلظُّلُمَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları ise tâğûttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar.

  • En’âm 6:1

    ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ

    Hamt, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken kâfirler Rablerine (ibadet etmede başkalarını) denk tutuyorlar.

  • Hûd 11:34

    وَلَا يَنفَعُكُمْ نُصْحِىٓ إِنْ أَرَدتُّ أَنْ أَنصَحَ لَكُمْ إِن كَانَ ٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يُغْوِيَكُمْ هُوَ رَبُّكُمْ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.

  • Yûnus 10:84

    وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰقَوْمِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوٓا۟ إِن كُنتُم مُّسْلِمِينَ

    Mûsâ: "Ey Kavmim! Allah’a iman ettiyseniz ve Müslümanlar iseniz sadece O’na tevekkül edin!" dedi.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Nisâ 4:96

    دَرَجَٰتٍ مِّنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Mücahitler için Allah katından dereceler, mağfiret ve rahmet vardır. Allah, çokça bağışlayandır, merhamet edendir.

  • Ahzâb 33:45

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ شَٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

    Ey peygamber! Gerçekten biz seni; bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

  • Fetih 48:14

    وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Göklerin ve yerin mülkü Allah’a aittir. Dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. Allah çokça bağışlayıcıdır, çokça merhametlidir.

  • Ahzâb 33:73

    لِّيُعَذِّبَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ وَيَتُوبَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًۢا

    (Allah bu emaneti insana vermek suretiyle) münafık erkeklere ve münafık kadınlara; Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap edecek, Mümin erkeklerin ve Mümin kadınların da tövbelerini kabul buyuracaktır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  • Furkân 25:70

    إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَٰلِحًا فَأُو۟لَٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَٰتٍ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenler, Allah bunların günahlarını sevaba/iyiliğe çevirir. Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

  • Nisâ 4:152

    وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمْ يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Allah’a ve rasûllerine iman edip, rasûllerinden hiçbirinin arasında ayrım yapmayanlara ise, onlara mükâfatları verilecektir. Allah, bağışlayan, merhamet edendir.

Ahzâb Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu ayetteki Allah’ın isimleri

Daha fazlası

17 Ekim 2026 Cumartesi 6 جمادى الأولى 1448 هـ