Kendisini evlat edinen kişiye nispetle İbnü’l-Esved diye de anılan Mikdâd b. Amr, ilk Müslümanlardandır. Bedir’de Peygamber’e ﷺ şöyle dedi: “Biz sana Musa’nın kavminin dediği gibi ‘Sen ve Rabbin gidin, savaşın’ (5:24) demeyeceğiz; senin sağında, solunda, önünde ve arkanda savaşacağız.” Bunun üzerine Peygamber’in ﷺ yüzü sevinçle aydınlandı (Buhârî, 3952).
Mikdâd, “uzunlamasına kesmek, yarmak” (kadd) anlamındaki k-d-d kökünden gelir. Şiddet veya alet bildiren mif‘âl kalıbı ona “güçlü bir şekilde kesip yaran” anlamı verir; Arap isimleri sözlükleri onu “güçlü, kuvvetli” diye açıklar. Kur’an bu kökü Yusuf’un arkadan yırtılan gömleği için kullanır (12:25). İsim daha çok sahâbî Mikdâd b. Amr ile tanınır.
İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”
Yûsuf: “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”