Kāsım, Peygamber ﷺ ile Hz. Hatice’nin ilk oğludur; Mekke’de küçük yaşta vefat etmiştir ve Peygamber’in ﷺ Ebü’l-Kāsım künyesi ondan gelir. Peygamber ﷺ “Benim adımı koyun, künyemi kullanmayın; çünkü ben aranızda paylaştıran (kāsım) kılındım” (Buhârî, 3114) ve “Ben sadece paylaştırıcıyım, veren Allah’tır” buyurmuştur (Buhârî, 71).
Kasım isminin anlamı ve kökeni
Kāsım, “bölmek, paylaştırmak” anlamındaki kaseme fiilinin ism-i fâilidir (k-s-m kökü; kısmet ve taksim de bu köktendir): herkese payını veren kişi demektir. Peygamber’in ﷺ ilk oğlunun adıdır; Peygamber’in künyesi Ebü’l-Kāsım buradan gelir. Medine’nin yedi büyük fakihinden Kāsım b. Muhammed b. Ebû Bekir de bu adı taşımıştır. Türkçede Kasım biçimi yaygındır.
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyor? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların (dünyada) topladıklarından daha hayırlıdır.
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?''
«Allah kimin için hayır dilerse onu dinde fakih (anlayış sahibi) kılar. Ben yalnızca taksim eden bir kişiyim, veren Allah'tır. Allah'ın emri gelinceye (kıyamet kopuncaya) kadar bu ümmet Allah'ın emri üzere kalacak ve muhalefet edenler onlara zarar veremeyeceklerdir.»