Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, Mâide 5:6.
İslam’da Kab
Ensar’ın şairlerinden Kâ‘b b. Mâlik, Tebük seferine katılmayan üç sahâbîden biridir: mazeret uydurmayı reddetmiş ve Allah’ın affını elli gün beklemiştir; af Tevbe 9:118 âyetiyle inmiştir. Bu tövbe kıssasını kendisi anlatmıştır (Buhârî, 4418). Kâ‘b b. Ucre hakkında ise hastalık sebebiyle ihramda tıraş olan hacının fidyesini bildiren âyet inmiştir (2:196; Buhârî, 4517).
Kâ‘b, bacakla ayağın birleştiği yerdeki çıkıntılı aşık kemiği, daha geniş anlamda mızrak boğumları gibi her türlü çıkıntı demektir; mecazen şan ve mertebe anlamına gelir: “a‘lallâhu ka‘bahû”, yani “Allah şanını yüceltsin” denir. Kâbe’nin adı da küp biçiminden ötürü aynı köktendir. Kur’an kelimeyi abdest âyetinde ikil (tesniye) olarak kullanır: “… ve ayaklarınızı topuklara kadar” (5:6).
Ey İman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer cünüp iseniz (gusül alarak) temizlenin, hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.