İçeriğe geç

Mümtehine Suresi 4. Ayet

سورة الممتحنة، الآية ٤

60:4 28. cüz 55. hizb Mushaf’ta 549. sayfa Medeni sure

60:4 ayetinin metni

قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ إِذْ قَالُوا۟ لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَءَٰٓؤُا۟ مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةُ وَٱلْبَغْضَآءُ أَبَدًا حَتَّىٰ تُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥٓ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَآ أَمْلِكُ لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ ۝٤

Okunuşu

qad kānat lakum us'watun ḥasanatun fī ib'rāhīma wa-alladhīna maʿahu idh qālū liqawmihim innā buraāu minkum wamimmā taʿbudūna min dūni l-lahi kafarnā bikum wabadā baynanā wabaynakumu l-ʿadāwatu wal-baghḍāu abadan ḥattā tu'minū bil-lahi waḥdahu illā qawla ib'rāhīma li-abīhi la-astaghfiranna laka wamā amliku laka mina l-lahi min shayin rabbanā ʿalayka tawakkalnā wa-ilayka anabnā wa-ilayka l-maṣīru

Meal

İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda sizin için gerçekten uyulacak, güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine: “Muhakkak bizler sizden ve Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylerden uzağız. Sizi inkâr ettik, yalnız Allah’a iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda düşmanlık ve kin ebediyen baş göstermiştir” demişlerdi. İbrahim’in babasına söylediği: “Muhakkak senin için mağfiret isteyeceğim ama Allah’a karşı sana fayda sağlayamam” sözü müstesna: "Senin için bağışlanma dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek hiçbir şeye gücüm yetmez. Rabbimiz! Sana dayandık, sana yöneldik ve dönüş sanadır."

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mümtehine Suresi’nin 4. ayeti (60:4) Medeni bir surededir; 28. cüzde, Mushaf’ın 549. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Mümtehine Suresi 4. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

4. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Müminler!- Şüphesiz, sizin için İbrahim -aleyhisselam-'da ve onunla beraber olan Müminlerde güzel bir örnek vardır. Hani onlar kâfir olan toplumlarına şöyle demişlerdi: "Biz, şüphesiz sizden ve sizin Allah’tan başka ibadet ettiğiniz putlarınızdan uzağız. Sizin üzerine olduğunuz inancı kabul etmiyoruz. Sizinle bizim aramızda Yüce Allah’a tek olarak iman edinceye ve Allah'a herhangi bir kimseyi ortak koşmayı bırakıncaya kadar sürecek olan bir düşmanlık ve nefret belirmiştir." Sizin üzerinize düşen de onlar gibi kâfir olan toplumunuzdan uzak durmanızdır. Bu; İbrahim’in babasına söylediği şu söz hariçtir (İbrahim şöyle dedi): "Senin için Allah'tan bağışlanma dileyeceğim. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin." Bu, İbrahim'in babası hakkında ümidi kesmesinden önce idi. Çünkü Mümin bir kimse, müşrik bir kimse için af dileyemez. İbrahim şöyle dedi: "Benim, Allah’tan sana gelecek azabı savmaya gücüm yetmez. Rabbimiz! Biz, bütün işlerimizde sana dayandık ve tövbe ederek sana yöneldik ve kıyamet günü dönüş de sanadır!"

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

4. Ey mü’minler topluluğu! “İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda” ona iman edenlerde “sizin için gerçekten” uyulmaya layık ve size fayda sağlayacak “güzel bir örnek vardır.” Çünkü sizlere İbrahim’in hanif olan dinine tabi olma emri verilmiştir. "Hani onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Şüphesiz biz, sizden de Allah’ın dışında ibadet ettiğiniz şeylerden de uzağız... demişlerdi.” Yani İbrahim ve beraberindeki mü’minler, müşrik kavimlerinden ve Allah’tan başka tapındıklarından uzak olduklarını bildirmişler, sonra da bu düşmanlıklarını gâyet açık bir şekilde ifadelendirerek: “Sizi (ve … Devamını oku

Mümtehine Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Mümtehine suresinin 1-5. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 549. sayfası).

  • Ehli İslam’ın haberlerini kâfirlere sızdırmak büyük günahlardan bir günahtır.
  • Kâfirlerin düşmanlığı, onların (dinlerinin) aslından kaynaklanmaktadır. Onlara karşı duyulacak olan muhabbet (ve dostluk) bu düşmanlığı etkileyemez (ve değiştiremez.)
  • İbrahim -aleyhisselam-'ın babası için af dilemesi, daha önce ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Babasının küfür üzerine ölmesiyle Allah, İbrahim -aleyhisselam-'ı bundan yasaklamıştır. Bunun üzerine İbrahim -aleyhisselam- onun için af dilemeyi terk etmiştir.

4. ayetin diğer mealleri

Sizin için İbrahim ve onunla beraber olanlarda güzel bir örnek vardır. Hani onlar toplumlarına şöyle demişlerdi: Biz, şüphesiz sizden ve Allah’tan başka kulluk ettiklerinizden uzağız. Sizi reddediyoruz. Sizinle aramızda, siz Allah’a tek olarak iman edinceye kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret belirmiştir. İbrahim’in babasına söylediği şu söz hariç: Senin için bağışlanma dileyeceğim, fakat Allah’tan sana gelecek hiçbir şeye gücüm yetmez. Rabbimiz, sana dayandık, sana yöneldik ve dönüş sanadır!

İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: «Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir.» Şu kadar var ki, İbrahim babasına: «Andolsun senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez» demişti. (O müminler şöyle dediler:) Rabbimiz! ancak sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.

İbrahim'de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misal vardır, onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve sizin Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir." Yalnız İbrahim'in babasına: "Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi (önlemeye) gücüm yetmez." demesi hariç. Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.

4. ayet kelime kelime

  1. قَدْ qad elbette
  2. كَانَتْ kānat vardır ك و ن
  3. لَكُمْ lakum sizin için
  4. أُسْوَةٌ us'watun bir örnek أ س و
  5. حَسَنَةٌ ḥasanatun güzel ح س ن
  6. فِىٓ fī İbrahim'de
  7. إِبْرَٰهِيمَ ib'rāhīma
  8. وَٱلَّذِينَ wa-alladhīna ve bulunanlarda
  9. مَعَهُۥٓ maʿahu onunla beraber
  10. إِذْ idh hani
  11. قَالُوا۟ qālū onlar demişlerdi ق و ل
  12. لِقَوْمِهِمْ liqawmihim kavimlerine ق و م
  13. إِنَّا innā elbette biz
  14. بُرَءَٰٓؤُا۟ buraāu uzağız ب ر أ
  15. مِنكُمْ minkum sizden
  16. وَمِمَّا wamimmā ve
  17. تَعْبُدُونَ taʿbudūna taptıklarınızdan ع ب د
  18. مِن min başka
  19. دُونِ dūni د و ن
  20. ٱللَّهِ l-lahi Allah'tan
  21. كَفَرْنَا kafarnā tanımıyoruz ك ف ر
  22. بِكُمْ bikum sizi
  23. وَبَدَا wabadā ve belirmiştir ب د و
  24. بَيْنَنَا baynanā bizim aramızda ب ي ن
  25. وَبَيْنَكُمُ wabaynakumu sizinle ب ي ن
  26. ٱلْعَدَٰوَةُ l-ʿadāwatu bir düşmanlık ع د و
  27. وَٱلْبَغْضَآءُ wal-baghḍāu ve nefret ب غ ض
  28. أَبَدًا abadan sürekli أ ب د
  29. حَتَّىٰ ḥattā kadar
  30. تُؤْمِنُوا۟ tu'minū siz inanıncaya أ م ن
  31. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'a
  32. وَحْدَهُۥٓ waḥdahu bir tek و ح د
  33. إِلَّا illā yalnız hariçtir
  34. قَوْلَ qawla demesi ق و ل
  35. إِبْرَٰهِيمَ ib'rāhīma İbrahim'in
  36. لِأَبِيهِ li-abīhi babasına أ ب و
  37. لَأَسْتَغْفِرَنَّ la-astaghfiranna mağfiret dileyeceğim غ ف ر
  38. لَكَ laka senin için
  39. وَمَآ wamā fakat
  40. أَمْلِكُ amliku gücüm yetmez م ل ك
  41. لَكَ laka senin için
  42. مِنَ mina Allahtan
  43. ٱللَّهِ l-lahi
  44. مِن min (gelecek)
  45. شَىْءٍ shayin bir şeye ش ي أ
  46. رَّبَّنَا rabbanā Rabbimiz ر ب ب
  47. عَلَيْكَ ʿalayka sana
  48. تَوَكَّلْنَا tawakkalnā dayandık و ك ل
  49. وَإِلَيْكَ wa-ilayka ve sana
  50. أَنَبْنَا anabnā yöneldik ن و ب
  51. وَإِلَيْكَ wa-ilayka ve sanadır
  52. ٱلْمَصِيرُ l-maṣīru dönüş ص ي ر

4. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Enbiyâ 21:67

    أُفٍّ لَّكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    'Yazıklar olsun! Size de, Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?''

  • Enbiyâ 21:98

    إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَٰرِدُونَ

    Hiç şüphesiz siz de, Allah’tan başka ibadet etiikleriniz de Cehennem'in odunusunuz. Siz oraya gireceksiniz.

  • Ra’d 13:37

    وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَٰهُ حُكْمًا عَرَبِيًّا وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا وَاقٍ

    Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun ki sana gelen bu ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost, ne de bir koruyucu vardır.

  • Yûnus 10:104

    قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمْ فِى شَكٍّ مِّن دِينِى فَلَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِنْ أَعْبُدُ ٱللَّهَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّىٰكُمْ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    De ki: Ey İnsanlar! Benim dinimden şüphede iseniz; bilin ki ben Allah’tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmem, ancak sizi öldürecek olan Allah’a ibadet ederim. Ben, Müminlerden olmakla emrolundum.

  • Ankebût 29:17

    إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَٱبْتَغُوا۟ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزْقَ وَٱعْبُدُوهُ وَٱشْكُرُوا۟ لَهُۥٓ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    “Siz, Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O’na ibadet edin ve O’na şükredin. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.”

  • Yûsuf 12:67

    وَقَالَ يَٰبَنِىَّ لَا تَدْخُلُوا۟ مِنۢ بَابٍ وَٰحِدٍ وَٱدْخُلُوا۟ مِنْ أَبْوَٰبٍ مُّتَفَرِّقَةٍ وَمَآ أُغْنِى عَنكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ

    “Ey oğullarım, hepiniz (Mısır’a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber Allah’dan size gelecek hiçbir şeyi sizden geri çeviremem. Hüküm ancak Allah’ındır. Ben, yalnız O’na güvenip dayandım. Tevekkül edenler de yalnız O’na güvenip dayanmalıdır” dedi.

Mümtehine Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu âyette geçen isim

Daha fazlası

17 Ekim 2026 Cumartesi 6 جمادى الأولى 1448 هـ