Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, Bakara 2:187.
İslam’da Akif
Kelime Kur’an’da yedi kez geçer: İbrahim ile İsmail’e Beyt’i “tavaf edenler ve orada itikâfa girenler (el-âkifîn) için” temizlemeleri emredildi (Bakara 2:125); oruç âyeti de “mescitlerde itikâfta” olanlardan söz eder (2:187). Kelime putlarına bağlanıp kalanlar için de kullanılır (Enbiyâ 21:52): ismi yapan, ibadete bağlılık anlamıdır.
Akif isminin anlamı ve kökeni
Âkif, “bir yere bağlanıp orada sürekli kalmak” anlamındaki akefe fiilinin etken ortacıdır (a-k-f kökü): bir şeye bağlı kalan; dinde ise özellikle Ramazan’ın son on gecesinde mescitte itikâfa giren kişi. Türkiye’de isim, İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Âkif Ersoy ile özdeşleşmiştir.
Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı. Onlar sizin örtünüzdür, siz de onların örtüsüsünüz. Allah, nefsinize ihanet etmekte olduğunuzu biliyordu. Bu sebeple, tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Fecir vakti geldiğinde beyaz iplik, siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın! Sizler, mescitlerde itikâfa çekilmiş olduğunuz halde kadınlarınıza yaklaşmayın! Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın! İşte Allah, kötülüklerden korunmaları için insanlara ayetlerini böylece açıklar.
Hani, biz Kâbe’yi insanlara dönüş/toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun!" diye emrettik.
Muhakkak kâfirlere, Allah'ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara ve de orada zulüm ile haktan sapmak isteyenlere, elim bir azaptan tattırırız.