İçeriğe geç

Kur’an’ın inişi ve toplanması ile ilgili hadisler

Kur'an'ın İnişi ve Toplanması

Bu konuda 270 hadis; her hadis ve rivayetleri için bir kart, önce sahih olanlar. 18 tanesi Türkçe çevirili.

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 365

Abdullah ibni Abbas (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Cebrail’e: Bizi daha sık ziyaret etmeni engelleyen nedir, diye sordu. Bunun üzerine Cibril: “Biz (elçiler) ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların…

وعن ابن عباس رضي الله عنهما قال‏:‏ قال النبي صلى الله عليه وسلم لجبريل‏:‏ ما يمنعك أن تزورنا أكثر مما تزورنا‏؟‏‏"‏ فنزلت ‏:‏‏{‏وما نتنزل إلا بأمر ربك له ما بين أيدينا وما خلفنا وما بين ذلك‏}‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏

Râvi: İbn Abbâs + 7 başka rivayet

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Riyâzü's-Sâlihîn 110

Ebû Mes’ûd Ukbe ibn Âmir el Ensârî el Bedrî (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Sadaka ayeti: “Bunun içindir ki, ey Peygamber! Bundan sonra artık onların mallarından zekat al ki; bununla onları günahlarından temizleyesin, onların sevaplarını artırıp, yüceltesin ve onlar için dua et; çünkü…

السادس عشر‏:‏ عن أبي مسعود عقبة بن عمرو الأنصاري البدري رضي الله عنه قال‏:‏ لما نزلت آيه الصدقة كنا نحامل على ظهورنا‏.‏ فجاء رجل فتصدق بشيء كثير فقالوا‏:‏ مراءٍ، وجاء رجل آخر فتصدق بصاع فقالوا‏:‏ إن الله لغني عن صاع…

Râvi: Abu Mas‘ûd al-Badrî + 5 başka rivayet

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Mişkâtü'l-Mesâbîh 5844

Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre Haris b. Hişâm -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorarak dedi: Ya Rasûlallah! Sana vahiy nasıl gelir.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu:Bazı kere bana çıngırak sesi gibi gelir. Bu, bana en şiddetli –ağır- gelenidir. Dediğini bellediğim halde iken benden ayrılır. Bazı kere de melek bana insan suretinde şekillenir ve benimle konuşur. Dediğini bellerim.''Âişe -radıyallahu anhâ- dedi ki: Muhakkak O’nun üzerine vahyin indiğini şiddetli soğuk günde görmüştüm, vahiy ondan ayrılınca mübarek şakakları ter akıtıyordu.Buharî rivayet etmiştir.

Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre Haris b. Hişâm -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorarak dedi: Ya Rasûlallah! Sana vahiy nasıl gelir.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu:Bazı kere bana çıngırak sesi gibi gelir. Bu, bana en şiddetli –ağır-…

وَعَنْ عَائِشَةَ أَنَّ الْحَارِثَ بْنَ هِشَامٍ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ يَأْتِيكَ الْوَحْيُ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ…

Râvi: Âişe + 9 başka rivayet Şerhli

Sahih Riyâzü's-Sâlihîn 1284

Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz cahiliye dönemindeki panayırlardandır. (Sahabeler) hac mevsiminde ticaret yaparak günaha girmekten korkuyorlardı. Bunun üzerine“-Hac mevsiminde ticaret yaparak- Rabbinizden gelecek bir lütfu aramanızda sizin için bir günah yoktur.” mealinde ki ayeti kerime nazil oldu (Bakara 2/198)

Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz cahiliye dönemindeki panayırlardandır. (Sahabeler) hac mevsiminde ticaret yaparak günaha girmekten korkuyorlardı. Bunun üzerine“-Hac mevsiminde ticaret yaparak- Rabbinizden gelecek bir lütfu aramanızda sizin için bir günah yoktur.” mealinde ki ayeti kerime nazil oldu…

وعن ابن عباس رضي الله عنهما قال‏:‏ كانت عكاظ ومجنة، وذو المجاز أسواقًا في الجاهلية، فتأثموا أن يتجروا في المواسم، فنزلت‏:‏ ‏{‏ليس عليكم جناح أن تبتغوا فضلا من ربكم‏}‏ ‏(‏‏(‏البقرة‏:‏ 198‏)‏‏)‏ في مواسم الحج‏.‏‏(‏‏(‏رواه…

Râvi: İbn Abbâs + 4 başka rivayet Şerhli

Sahih Sünen-i Tirmizî 3103

Zeyd b. Sâbit -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ebû Bekr Yemâme'de şehîd olanların ölümünü müteâkib haber yollayıp beni çağırdı. Yanında Ömer b. Hattâb da bulunuyordu. Ebû Bekr bana şu sözleri söyledi: Ömer bana geldi ve: Yemâme gününün şiddetli harbinde Kur'ân hafızlarından birçoğu şehit oldu. Ben diğer harb sahalarında da harbin şiddetli olup Kur'ân hafızlarının şehit edilmelerinden, bu sebeble de Kur'ân'dan büyükçe bir kısmın zayi olup gitmesinden endîşe ediyorum. Binâenaleyh ben senin, Kur'ân'ın kitâb hâlinde toplanmasını emretmeni düşünüyorum, dedi. Ben Ömer'e: Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yaparsın? Dedim. Ömer: Vallahi bu hayırdır, dedi ve bana görüşüme başvurmaya devam etti. Nihayet Allah benim göğsümü bu işi için açtı ve ben de Ömer'in düşündüğü bu işte onun gibi düşündüm. Zeyd dedi ki: Bu sözlerden sonra Ebû Bekr, bana hitaben şunları söyledi: Sen genç ve akıllı bir erkeksin, biz seni hiçbir kusurla itham etmiyoruz. Sen Rasûlullah için vahyi yazıyordun. Buna binaen sen Kur'ân'ı ara ve onu bir araya topla! Zeyd buna karşı: Vallahi eğer bana dağlardan bir dağın nakledilmesini teklif etmiş olsalardı, o iş benim üzerime, bana emrettiği bu Kur'ân'ı toplama işinden daha ağır olmazdı, dedi. Zeyd dedi ki: Ben: Sizler, Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yapıyorsunuz? Dedim. Ebû Bekr: Allah'a yemîn ederim ki, bu hayırlı bir iştir, dedi ve Ebû Bekr bana gelmeye devam etti. Nihayet Allah, Ebû Bekir'le Ömer'in akıllarını yatırdığı ve göğüslerini ferahlandırdığı bu işe, benim de aklımı açtı ve gönlümü ferahlandırdı. Bunun üzerine ben de Kur'ân'ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu hurma dallarından, ince taş levhalardan ve hafızların ezberlerinden topladım. Nihayet et-Tevbe Sûresi'nin sonunu Ebû Huzeyme el-Ensârî'nin yanında buldum. O âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım. Bu âyet,(Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.)Tevbe suresi 128. ayetten sûrenin sonuna kadar devam eden âyetti. Neticede toplanan bu sahîfeler, tâ Allah kendisini vefat ettirinceye kadar Ebû Bekr'in yanında bulundu. Sonra hayâtı müddetince Ömer'in yanında kaldı. Bundan sonra Ömer'in kızı Hafsa’nın yanında kaldı.Buharî rivayet etmiştir.

Zeyd b. Sâbit -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ebû Bekr Yemâme'de şehîd olanların ölümünü müteâkib haber yollayıp beni çağırdı. Yanında Ömer b. Hattâb da bulunuyordu. Ebû Bekr bana şu sözleri söyledi: Ömer bana geldi ve: Yemâme gününün şiddetli harbinde Kur'ân hafızlarından birçoğu şehit oldu. Ben…

إِنَّ الْقَتْلَ قَدِ اسْتَحَرَّ بِقُرَّاءِ الْقُرْآنِ يَوْمَ الْيَمَامَةِ وَإِنِّي لأَخْشَى أَنْ يَسْتَحِرَّ الْقَتْلُ بِالْقُرَّاءِ فِي الْمَوَاطِنِ كُلِّهَا فَيَذْهَبَ قُرْآنٌ كَثِيرٌ وَإِنِّي أَرَى أَنْ تَأْمُرَ…

Râvi: Zeyd b. Sâbit + 9 başka rivayet Şerhli

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Riyâzü's-Sâlihîn 115

Allah -Azze ve Celle- Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e vefatından öncesine kadar vahiy göndermeye devam etti. Vahyin en çok geldiği zaman ise Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in vefat ettiği gündü.

Enes İbn Malik –radıyallahu anh-’tan merfû olarak rivayet edildiğine göre Allah -Azze ve Celle- Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e vefatından öncesine kadar vahiy göndermeye devam etti. Vahyin en çok geldiği zaman ise Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in vefat ettiği gündü.

الرابع؛‏:‏ عن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ إن الله عز وجل تابع الوحي على رسول الله صلى الله عليه وسلم قبل وفاته، حتى توفي أكثر ما كان الوحي‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏

Râvi: Enes b. Mâlik + 3 başka rivayet Şerhli

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 7524

İbn Abbâs'dan rivayet edildiğine göre Allah Teâlâ'nın {(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma}[Kıyâme Suresi: 16] ayeti hakkında şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- vahiy geldiği zaman büyük bir şiddet (ve ağırlık) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarını kımıldatırdı. İbn Abbâs bana şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dudaklarını kıpırdattığı gibi bende senin için kıpırdatıyorum. Said: Ben İbn Abbâs'ın kıpırdattığı gibi dudaklarımı kıpırdatıyorum dedi ve akabinde dudaklarını kıpırdattı. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: {(Ey Muhammed, Cebrail sana Kur`an okurken acele edip onunla beraber söyleme (sadece dinle). Onu toplamak ve okutmak bize aittir} [Kıyamet 17]. İbn Abbâs devamla der ki: " Kalbinde toplanacak sonra onu okuyacaksın. {O hâlde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy} [Kıyame 18] ayetinde de, "Dinle ve sus, sonra onu sana biz okuturuz" denmektedir. Sonra İbn Abbâs şöyle demiştir: Bu vahiyden sonra, Cibril -aleyhisselam- vahiyle gelince, sadece dinlerdi. Cibril gidince yeni gelen vahyi, kendisine nasıl okunmuş ise, öylece okurdu. Buhari rivayet etmiştir.

İbn Abbâs'dan rivayet edildiğine göre Allah Teâlâ'nın {(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma}[Kıyâme Suresi: 16] ayeti hakkında şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- vahiy geldiği zaman büyük bir şiddet (ve ağırlık) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarını…

يُعَالِجُ مِنَ التَّنْزِيلِ شِدَّةً، وَكَانَ يُحَرِّكُ شَفَتَيْهِ ـ فَقَالَ لِي ابْنُ عَبَّاسٍ أُحَرِّكُهُمَا لَكَ كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحَرِّكُهُمَا فَقَالَ سَعِيدٌ أَنَا أُحَرِّكُهُمَا كَمَا…

Râvi: İbn Abbâs + 5 başka rivayet Şerhli

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 4981

Peygamberlerden hiçbir peygamber yoktur ki, kendisine insanların inanmasını sağlayacak bir mucize verilmiş olmasın

«Peygamberlerden hiçbir peygamber yoktur ki, kendisine insanların inanmasını sağlayacak bir mucize verilmiş olmasın. Bana verilen ise ancak Allah'ın bana vahyettiği vahydir (Kur'an'dır). Bu yüzden Kıyamet Günü'nde ümmeti en çok olan peygamberin ben olacağımı umuyorum.»

مَا مِنَ الأَنْبِيَاءِ نَبِيٌّ إِلاَّ أُعْطِيَ مَا مِثْلُهُ آمَنَ عَلَيْهِ الْبَشَرُ، وَإِنَّمَا كَانَ الَّذِي أُوتِيتُ وَحْيًا أَوْحَاهُ اللَّهُ إِلَىَّ فَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَكْثَرَهُمْ تَابِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ…

Râvi: Ebû Hureyre + 5 başka rivayet Şerhli

Sahih Sahîh-i Müslim 2333a

Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ben, gerçekten Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e soğuğu şiddetli bir günde vahiy geldiğine şahit olmuştum. Vahiy kesildiği zaman şakakları şapır şapır terliyordu."Müslim rivayet etmiştir.

Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ben, gerçekten Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e soğuğu şiddetli bir günde vahiy geldiğine şahit olmuştum. Vahiy kesildiği zaman şakakları şapır şapır terliyordu."

كَانَ لَيُنْزَلُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْغَدَاةِ الْبَارِدَةِ ثُمَّ تَفِيضُ جَبْهَتُهُ عَرَقًا ‏.‏

Râvi: Âişe + 2 başka rivayet Şerhli

Sahih Sahîh-i Buhârî 4987

İbn Şihâb şöyle rivayet etti: Ona da Enes b. Mâlik şöy­le tahdîs etmiştir: Ermenistan fethinde Suriyeliler'le, Azerbeycan fet­hinde de Iraklılar'la birlikte savaşan Huzeyfe b. el-Yemân, bunların Kur'ân'ı çeşitli şekillerde okumalarının kendisine verdiği en­dîşe üzerine Osman'ın yanına geldi ve ona: Ey Mü'minlerin Emîri, sen, Kur'an'ı okumakta Yahûdîler'le Hristiyanlar'ın kendi kitâblarını okumakta uğradıkları ayrılığa ben­zer bir ihtilâfa düşmeden evvel bu ümmete yetiş, bu işin icabına bak, dedi.Bunun üzerine Osmân, Hafsa'ya haber gönderip: Bize Kur'an'ın yazılı olduğu sahîfeleri gönder de, biz sûreleri Mushaflara nakledelim, sonra da o sahîfeleri tekrar sana iade ede­lim, dedi. Bunun üzerine Hafsa muhafaza ettiği Kur'ân'ı Osman'a gönder­di. Osman da Zeyd b. Sâbit, Abdullah ibnu'z-Zubeyr, Saîd ibnu'l-Âs ve Abdurrahmân ibnu'l-Hâris ibn Hişâm'dan kurulu çoğaltıp yazma heyetine emir verdi. Onlar da bu asıl nüshadaki sûreleri Mushaflara çoğaltıp naklettiler. Osmân bu istinsah işinin başında, Zeyd'in Medîneli olması yüzünden Kureyşli olan üç kişiye hitaben: Sizler Zeyd b. Sâbit ile Kur'an'dan herhangi birşeyde ihtilâf ettiğiniz zaman, Kur'ân'ı Kureyş lisanı ile yazınız. Çünkü Kur'an, Kureyş lisanı ile nazil olmuştur, dedi. Onlar da işte böyle yaptılar, nihayet sahîfeleri Mushafları yazıp çoğalttıkları zaman, Osman asıl sahîfeleri tekrar Hafsa'ya iade etti.Heyet ferdlerinin yazıp çoğalttıkları Mushaflar'dan birer Mushaf'ı da her tarafa gönderdi. Bu gönderdiği (resmî) Mushaflar'ın dışında kalan ve içinde Kur'ân yazılı bulunan her sahîfenin yâhud mushafın da yakılmasını emretti.Buharî rivayet etmiştir.

İbn Şihâb şöyle rivayet etti: Ona da Enes b. Mâlik şöy­le tahdîs etmiştir: Ermenistan fethinde Suriyeliler'le, Azerbeycan fet­hinde de Iraklılar'la birlikte savaşan Huzeyfe b. el-Yemân, bunların Kur'ân'ı çeşitli şekillerde okumalarının kendisine verdiği en­dîşe üzerine Osman'ın yanına geldi ve ona…

أَدْرِكْ هَذِهِ الأُمَّةَ قَبْلَ أَنْ يَخْتَلِفُوا فِي الْكِتَابِ اخْتِلاَفَ الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى فَأَرْسَلَ عُثْمَانُ إِلَى حَفْصَةَ أَنْ أَرْسِلِي إِلَيْنَا بِالصُّحُفِ نَنْسَخُهَا فِي الْمَصَاحِفِ ثُمَّ…

Râvi: Enes b. Mâlik + 1 başka rivayet Şerhli

Sahih Sahîh-i Müslim 2334

Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahiy nazil olduğunda bu ona ağır gelir ve yüzü bembeyaz olurdu.

Ubâde b. Sâmit -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahiy nazil olduğunda bu ona ağır gelir ve yüzü bembeyaz olurdu.

إِذَا أُنْزِلَ عَلَيْهِ الْوَحْىُ كُرِبَ لِذَلِكَ وَتَرَبَّدَ وَجْهُهُ ‏.‏

Râvi: Ubâde b. Sâmit Şerhli

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 2464

'Haberiniz olsun, içki haram kılınmıştır!' diye seslenmesini emretti

Ebû Talhâ'nın evinde sakilik (gelenlere içecek ikram ediyordum) yapıyordum. O gün onların içkisi 'fadîh' (ham/koruk hurmadan yapılan bir tür içki) idi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem bir münadiye, 'Haberiniz olsun, içki haram kılınmıştır!' diye seslenmesini emretti. Bunun üzerine Ebû Talha…

كُنْتُ سَاقِيَ الْقَوْمِ فِي مَنْزِلِ أَبِي طَلْحَةَ، وَكَانَ خَمْرُهُمْ يَوْمَئِذٍ الْفَضِيخَ، فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُنَادِيًا يُنَادِي ‏"‏ أَلاَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ ‏"‏‏.‏ قَالَ…

Râvi: Enes b. Mâlik + 2 başka rivayet Şerhli

Sahih Sahîh-i Müslim 1879a

“Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Harâm’ı imar etmeyi, Allah’a ve âhiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad eden kimseyle bir mi tuttunuz?” [Tevbe, 9/19] ayetini ve devamındaki ayetleri indirdi

Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in minberinin yanında bulunuyordum. Bir adam şöyle dedi: “İslâm’a girdikten sonra, hacılara su dağıtmak dışında başka hiçbir amel yapmasam da aldırmam.” Bir başka adam da: “İslâm’a girdikten sonra, Mescid-i Harâm’ı imar etmek dışında başka hiçbir amel…

لاَ تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ عِنْدَ مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ وَلَكِنْ إِذَا صَلَّيْتُ الْجُمُعَةَ دَخَلْتُ فَاسْتَفْتَيْتُهُ فِيمَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ ‏.‏

Râvi: Nu'mân b. Beşîr + 1 başka rivayet Şerhli

Sahih Sünen-i Ebû Dâvûd 788

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, kendisine "Bismillahirrahmanirrahim" inene kadar bir sureyi diğerinden ayrıldığını bilmezdi

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, kendisine "Bismillahirrahmanirrahim" inene kadar bir sureyi diğerinden ayrıldığını bilmezdi.

لاَ يَعْرِفُ فَصْلَ السُّورَةِ حَتَّى تُنَزَّلَ عَلَيْهِ ‏{‏ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ‏}‏ ‏.‏

Râvi: İbn Abbâs + 1 başka rivayet Şerhli

Sahih Müsned 4089

Eğer bir kimse, Aden-Ebyen'de (Mekke'den oldukça uzakta bulunan Yemen bölgesinde) bulunduğu hâlde, Mescid-i Haram hakkında bir (haktan sapma, harama yönelme) niyet etseydi, Allah ona mutlaka elem verici bir azabı tattırırdı

Allah Azze ve Celle’nin: {Kim orada (Harem'de) zulümle haktan sapmak (günah işlemek) isterse, ona elem dolu bir azap tattırırız} [Hac Suresi: 25] ayeti hakkında şöyle dedi: «Eğer bir kimse, Aden-Ebyen'de (Mekke'den oldukça uzakta bulunan Yemen bölgesinde) bulunduğu hâlde, Mescid-i Haram hakkında…

حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ عَنْ السُّدِّيِّ عَنْ مُرَّةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ أَبِي شُعْبَةُ رَفَعَهُ وَأَنَا لَا أَرْفَعُهُ لَكَ فِي قَوْلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ { وَمَنْ يُرِدْ فِيهِ…

Râvi: Abdullah b. Mes'ûd + 1 başka rivayet Şerhli

Hasen Müsned 2102

Şüphesiz Allah -Azze ve Celle-; “Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir”

Şüphesiz Allah -Azze ve Celle-; “Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir” [Mâide, 44], “...işte onlar zalimlerin ta kendileridir” [Mâide, 45] ve “...işte onlar fasıkların ta kendileridir” [Mâide, 47] âyetlerini indirmiştir. İbn Abbas -radıyallahu anh-…

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ أَبِي الْعَبَّاسِ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ إِنَّ…

Râvi: İbn Abbâs Şerhli

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) el-Edebü'l-Müfred 511

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ‏:‏ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللهِ يَقُولُ‏:‏ مَرِضْتُ مَرَضًا، فَأَتَانِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي وَأَبُو…

+ 9 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Kudsî hadis Müsned 150

حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ أَنْبَأَنَا أَبُو بِشْرٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ نَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ وَرَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُتَوَارٍ بِمَكَّةَ { وَلَا تَجْهَرْ…

Râvi: İbn Abbâs + 10 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 17765

حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ مُوسَى حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ أَوَّلَ مَا قَدِمَ الْمَدِينَةَ نَزَلَ عَلَى…

Râvi: Berâ b. Âzib + 14 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 20164

حَدَّثَنَا عَبْد اللَّهِ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ أَخْبَرَنَا الْأَعْمَشُ عَنْ مُسْلِمٍ عَنْ مَسْرُوقٍ عَنْ خَبَّابٍ قَالَ كُنْتُ رَجُلًا قَيْنًا وَكَانَ لِي عَلَى الْعَاصِ بْنِ وَائِلٍ حَقٌّ فَأَتَيْتُهُ…

Râvi: Khabbâb ibn al-Aratti + 9 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 2195

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا عَنْ دَاوُدَ عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَالَتْ قُرَيْشٌ لِلْيَهُودِ أَعْطُونَا شَيْئًا نَسْأَلُ عَنْهُ هَذَا الرَّجُلَ فَقَالُوا…

+ 9 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 15532

قَالَ حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ قَالَ حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ قَالَ وَحَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ قَالَ خَاصَمَ رَجُلٌ مِنْ الْأَنْصَارِ…

Râvi: Abdullah ibn az-Zubayr + 7 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 12959

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ قَالَ جَمَعَ الْقُرْآنَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَرْبَعَةُ نَفَرٍ كُلُّهُمْ مِنْ الْأَنْصَارِ أُبَيُّ بْنُ…

Râvi: Enes b. Mâlik + 7 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 18048

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ عَنِ الْأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ قَالَ سَمِعْتُ جُنْدُبَ بْنَ سُفْيَانَ يَقُولُ اشْتَكَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلَمْ يَقُمْ لَيْلَتَيْنِ أَوْ…

Râvi: Jundab ibn Abdullah + 7 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Buhârî 5163

وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ ـ وَاسْمُهُ الْجَعْدُ ـ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَرَّ بِنَا فِي مَسْجِدِ بَنِي رِفَاعَةَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا مَرَّ بِجَنَبَاتِ…

+ 6 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sünen-i Dârimî 1671

أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ حَدَّثَنِي بَكْرٌ هُوَ ابْنُ مُضَرَ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ عَنْ يَزِيدَ مَوْلَى سَلَمَةَ بْنِ الْأَكْوَعِ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الْأَكْوَعِ أَنَّهُ قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ…

+ 5 başka rivayet Yalnız Arapça

Hüküm yok Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Müsned 2158

حَدَّثَنَا عَفَّانُ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ مَا قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى الْجِنِّ وَلَا رَآهُمْ…

Râvi: İbn Abbâs + 4 başka rivayet Yalnız Arapça

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ