“Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Harâm’ı imar etmeyi, Allah’a ve âhiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad eden kimseyle bir mi tuttunuz?” [Tevbe, 9/19] ayetini ve devamındaki ayetleri indirdi
باب فَضْلِ الشَّهَادَةِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ تَعَالَى
لاَ تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ عِنْدَ مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ وَلَكِنْ إِذَا صَلَّيْتُ الْجُمُعَةَ دَخَلْتُ فَاسْتَفْتَيْتُهُ فِيمَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ .
Nu'mân b. Beşîr -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in minberinin yanında bulunuyordum. Bir adam şöyle dedi: “İslâm’a girdikten sonra, hacılara su dağıtmak dışında başka hiçbir amel yapmasam da aldırmam.” Bir başka adam da: “İslâm’a girdikten sonra, Mescid-i Harâm’ı imar etmek dışında başka hiçbir amel yapmasam da aldırmam.” dedi. Bir diğer adam ise:
“Allah yolunda cihad etmek, sizin söylediğinizden daha faziletlidir.” dedi.
Bunun üzerine Ömer -radıyallahu anh- onları azarladı ve şöyle dedi: “Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in minberinin yanında seslerinizi yükseltmeyin. Bugün cuma günüdür. Fakat cuma namazını kıldıktan sonra içeri girip, aranızda ihtilaf ettiğiniz bu mesele hakkında ona danışacağım. Bunun üzerine -Allah Azze ve Celle- şu ayeti indirdi: “Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Harâm’ı imar etmeyi, Allah’a ve âhiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad eden kimseyle bir mi tuttunuz?” [Tevbe, 9/19] ayetini ve devamındaki ayetleri indirdi.
Rivayet eden: Müslim (No. 1879a) ve Ahmed b. Hanbel (No. 17644).
Nu'mân b. Beşîr -radıyallahu anhuma- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in minberinin yanında otururken bir adamın şöyle söylerken işittiğini zikretmiştir: “İslâm’a girdikten sonra, hacılara su dağıtmak dışında başka hiçbir amel yapmasam da aldırmam.” Bir başka adam da: “İslâm’a girdikten sonra, Mescid-i Harâm’ı imar etmek dışında başka hiçbir amel yapmasam da aldırmam.” dedi. Bir diğer adam ise: “Allah yolunda cihad etmek, sizin söylediğinizden daha faziletlidir.” dedi. Bunun üzerine Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in minberinin yanında seslerini yükseltmelerinden dolayı onları azarladı. Olay cuma sabahı gerçekleşmişti. Ömer -radıyallahu anh- şöyle dedi: “Fakat cuma namazını kıldığımda içeri girip aranızda ihtilaf ettiğiniz mesele hakkında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem’e soracağım.” Bunun üzerine Allah Azze ve Celle şu ayeti indirdi:
“Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Harâm’ı imar etmeyi, Allah’a ve âhiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad eden kimseyle bir mi tuttunuz? Bunlar Allah katında bir değildirler. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez." [Tevbe Suresi: 19].
Hadisten çıkan dersler
Amellerin ecir ve sevap bakımından birbirine üstünlüğü ifade edilmiştir.
Ameller, insanların içtihatlarına göre değil, dinin belirttiği esaslara göre birbirine üstünlük gösterir.
Allah yolunda cihadın fazileti, Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman etmeye bağlıdır.
Nevevî -rahimehullah- şöyle demiştir: Bu hadiste, cuma günü ve diğer günlerde mescitlerde sesi yükseltmenin mekruh olduğuna delil vardır. İnsanların namaz için bir araya geldikleri sırada, ister ilim konuşmak ister başka bir şey için olsun, sesin yükseltilmemesi gerekir. Çünkü bu, orada bulunanların yanı sıra namaz kılanların ve Allah’ı zikredenlerin dikkatini dağıtıp rahatsızlık verir.
Arapça açıklama
ذكر النعمان بن بشير رضي الله عنهما أنه كان جالسًا عند منبر النبي صلى الله عليه وسلم، فسمع رجلًا يقول: ما أبالي ألَّا أعمل عملًا بعد أن أسلمت إلا أن أَسقِي الحاج.
وقال آخر: ما أبالي ألا أعمل عملًا بعد أن أسلمت إلا أن أَعْمُرَ المسجد الحرام، وقال آخر: الجهاد في سبيل الله أفضل مما قلتما.
فزجرهم عمر بن الخطاب رضي الله عنه عن رفع الصوت عند منبر النبي صلى الله عليه وسلم وكان صبيحة يوم الجمعة، ولكن إذا صليت الجمعة دخلت فاستفتيت النبي صلى الله عليه وسلم فيما اختلفتم فيه، فأنزل الله عز وجل:
تفاضل الأعمال بحسب ما جاءت به الشريعة، وليس بحسب اجتهادات الناس.
فضل الجهاد في سبيل الله بشرط الإيمان بالله واليوم الآخر.
قال النووي: فيه كراهة رفع الصوت في المساجد يوم الجمعة وغيره، وأنه لا يرفع الصوت بعِلم ولا غيره عند اجتماع الناس للصلاة لما فيه من التشويش عليهم وعلى المصلين والذاكرين.