İçeriğe geç

Yûsuf Suresi 68. Ayet

سورة يوسف، الآية ٦٨

12:68 13. cüz 25. hizb Mushaf’ta 243. sayfa Mekki sure

12:68 ayetinin metni

وَلَمَّا دَخَلُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَمَرَهُمْ أَبُوهُم مَّا كَانَ يُغْنِى عَنْهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِلَّا حَاجَةً فِى نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضَىٰهَا وَإِنَّهُۥ لَذُو عِلْمٍ لِّمَا عَلَّمْنَٰهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ۝٦٨

Okunuşu

walammā dakhalū min ḥaythu amarahum abūhum mā kāna yugh'nī ʿanhum mina l-lahi min shayin illā ḥājatan fī nafsi yaʿqūba qaḍāhā wa-innahu ladhū ʿil'min limā ʿallamnāhu walākinna akthara l-nāsi lā yaʿlamūna

Meal

Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Ya'kûp, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Yûsuf Suresi’nin 68. ayeti (12:68) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 243. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Yûsuf Suresi 68. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

68. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Yusuf'un öz kardeşi onlarla birlikte yola koyuldu. Babalarının emrettiği gibi ayrı ayrı kapılardan girdiklerinde, onların ayrı ayrı kapılardan girmiş olmaları Allah'ın takdir etmiş olduğu bir şeyi onlardan def edecek değildi. Bu Yakup'un evlatlarına karşı hissettiği şefkat duygusuydu, onu açığa vurdu ve evlatlarına bununla nasihat etti. Yakup, Allah'ın kaderinden başka bir kader olmadığını iyi biliyordu. O kendisine öğrettiğimiz kadere imanı ve sebepleri yerine getirmenin gerekliliğini biliyordu. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

68. Ayrılıp gidince “babalarının kendilerine emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiler. Bu (tedbir)” böyle yapmaları “Allah’tan onlara gelecek hiçbir şeyi önleyemezdi. O, sadece Yakûb’un içindeki” çocuklarına karşı şefkat ve muhabbetinin gereği olan “bir dileği idi, o da bunu dile getirdi.” Bu yolla bir bakıma kalben huzura kavuştu ve içindeki arzusu gerçekleşti. Esasen bu, onun bilgisindeki bir kusurdan kaynaklanmıyordu. Çünkü o, hiç şüphesiz şerefli rasûllerden ve rabbânî alimlerden idi. Bu yüzden Yüce Allah onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki o, kendisine ilim öğrettiğimiz … Devamını oku

Yûsuf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Yûsuf suresinin 64-69. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 243. sayfası).

  • İhanet edene karşı dikkatli ve ihtiyatlı olunması gerektiği emredilmiştir. Sahih bir hadiste şöyle buyrulmuştur: (Bir Mümin aynı delikten iki kere sokulmaz) Buhâri ve Müslim rivayet etmiştir.
  • İhtiyatlı olma yollarından biri de (Allah adına) yemin etmesini isteyerek o kimseden sapa sağlam bir söz almaktır. Aynı zamanda kendisinden korkulan kimseden mevduat ve emanetlerin korunması adına yemin etmesini istemenin cevazına delalet eder.
  • Bir başkasının yemin etmesini isteyen kimsenin, yemin edecek olanın kudreti dahilinde olmadığını gördüğü bazı hususları istisna etmesi caizdir.
  • Ölüm tehlikesi olan şeylere karşı ihtiyatlı olmak yerine getirilmesi emredilen sebeplerden birisidir.

68. ayetin diğer mealleri

Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı. Ancak Yakup'un nefsindeki isteği (babalık şefkatini) yerine getirmiş oldu. Şüphesiz O, bizim kendisine ilim verdiğimizden dolayı ilim sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Babalarının kendilerine emrettiği yerden (çeşitli kapılardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirdiler. Fakat bu tedbir) Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı; ancak Ya'kub içindeki bir dileği açığa vurmuş oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Ne zaman ki, şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. (Gerçi bu şekilde girmeleri) onlar hakında Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi önleyemezdi, bu sadece Yakub'un içinden geçirdiği bir isteğin yerine getirilmesi oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

68. ayet kelime kelime

  1. وَلَمَّا walammā ne zaman ki
  2. دَخَلُوا۟ dakhalū girdiler د خ ل
  3. مِنْ min yerden
  4. حَيْثُ ḥaythu ح ي ث
  5. أَمَرَهُمْ amarahum emrettiği أ م ر
  6. أَبُوهُم abūhum babalarının أ ب و
  7. مَّا mā idi
  8. كَانَ kāna ك و ن
  9. يُغْنِى yugh'nī savamaz غ ن ي
  10. عَنْهُم ʿanhum onlardan
  11. مِّنَ mina Allah-tan (gelecek)
  12. ٱللَّهِ l-lahi Allah
  13. مِن min hiçbir
  14. شَىْءٍ shayin şeyi ش ي أ
  15. إِلَّا illā ama sadece
  16. حَاجَةً ḥājatan bir dileği ح و ج
  17. فِى fī içindeki
  18. نَفْسِ nafsi nefsi ن ف س
  19. يَعْقُوبَ yaʿqūba Ya'kub'un
  20. قَضَىٰهَا qaḍāhā açığa çıkardı ق ض ي
  21. وَإِنَّهُۥ wa-innahu şüphesiz O
  22. لَذُو ladhū sahibi idi
  23. عِلْمٍ ʿil'min bilgi ع ل م
  24. لِّمَا limā ötürü
  25. عَلَّمْنَٰهُ ʿallamnāhu ona öğrettiğimizden ع ل م
  26. وَلَٰكِنَّ walākinna fakat
  27. أَكْثَرَ akthara çoğu ك ث ر
  28. ٱلنَّاسِ l-nāsi insanların أ ن س
  29. لَا lā bilmezler
  30. يَعْلَمُونَ yaʿlamūna ع ل م

68. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Rûm 30:6

    وَعْدَ ٱللَّهِ لَا يُخْلِفُ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    (Bu) Allah'ın vaadidir. Allah vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  • Sebe’ 34:28

    وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا كَآفَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Biz, seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

  • Mü’min 40:57

    لَخَلْقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَكْبَرُ مِنْ خَلْقِ ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Elbette göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler.

  • Sebe’ 34:36

    قُلْ إِنَّ رَبِّى يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    De ki: “Şüphesiz Rabbim, rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”

  • Nahl 16:38

    وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَا يَبْعَثُ ٱللَّهُ مَن يَمُوتُ بَلَىٰ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

  • Câsiye 45:26

    قُلِ ٱللَّهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    De ki: "Size hayat veren sonra öldürecek olan sonra da hakkında şüphe olmayan kıyamet gününde bir araya getirecek olan Allah’tır." Fakat insanların çoğu bilmezler.

Yûsuf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu âyette geçen isim

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ