walammā dakhalū min ḥaythu amarahum abūhum mā kāna yugh'nī ʿanhum mina l-lahi min shayin illā ḥājatan fī nafsi yaʿqūba qaḍāhā wa-innahu ladhū ʿil'min limā ʿallamnāhu walākinna akthara l-nāsi lā yaʿlamūna
Meal
Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Ya'kûp, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Yûsuf Suresi’nin 68. ayeti (12:68) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 243. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Yûsuf Suresi 68. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
68. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Yusuf'un öz kardeşi onlarla birlikte yola koyuldu. Babalarının emrettiği gibi ayrı ayrı kapılardan girdiklerinde, onların ayrı ayrı kapılardan girmiş olmaları Allah'ın takdir etmiş olduğu bir şeyi onlardan def edecek değildi. Bu Yakup'un evlatlarına karşı hissettiği şefkat duygusuydu, onu açığa vurdu ve evlatlarına bununla nasihat etti. Yakup, Allah'ın kaderinden başka bir kader olmadığını iyi biliyordu. O kendisine öğrettiğimiz kadere imanı ve sebepleri yerine getirmenin gerekliliğini biliyordu. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.
68. Ayrılıp gidince “babalarının kendilerine emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiler. Bu (tedbir)” böyle yapmaları “Allah’tan onlara gelecek hiçbir şeyi önleyemezdi. O, sadece Yakûb’un içindeki” çocuklarına karşı şefkat ve muhabbetinin gereği olan “bir dileği idi, o da bunu dile getirdi.” Bu yolla bir bakıma kalben huzura kavuştu ve içindeki arzusu gerçekleşti. Esasen bu, onun bilgisindeki bir kusurdan kaynaklanmıyordu. Çünkü o, hiç şüphesiz şerefli rasûllerden ve rabbânî alimlerden idi. Bu yüzden Yüce Allah onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki o, kendisine ilim öğrettiğimiz … Devamını oku
İhanet edene karşı dikkatli ve ihtiyatlı olunması gerektiği emredilmiştir. Sahih bir hadiste şöyle buyrulmuştur: (Bir Mümin aynı delikten iki kere sokulmaz) Buhâri ve Müslim rivayet etmiştir.
İhtiyatlı olma yollarından biri de (Allah adına) yemin etmesini isteyerek o kimseden sapa sağlam bir söz almaktır. Aynı zamanda kendisinden korkulan kimseden mevduat ve emanetlerin korunması adına yemin etmesini istemenin cevazına delalet eder.
Bir başkasının yemin etmesini isteyen kimsenin, yemin edecek olanın kudreti dahilinde olmadığını gördüğü bazı hususları istisna etmesi caizdir.
Ölüm tehlikesi olan şeylere karşı ihtiyatlı olmak yerine getirilmesi emredilen sebeplerden birisidir.
68. ayetin diğer mealleri
Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı. Ancak Yakup'un nefsindeki isteği (babalık şefkatini) yerine getirmiş oldu. Şüphesiz O, bizim kendisine ilim verdiğimizden dolayı ilim sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Babalarının kendilerine emrettiği yerden (çeşitli kapılardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirdiler. Fakat bu tedbir) Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı; ancak Ya'kub içindeki bir dileği açığa vurmuş oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ne zaman ki, şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. (Gerçi bu şekilde girmeleri) onlar hakında Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi önleyemezdi, bu sadece Yakub'un içinden geçirdiği bir isteğin yerine getirilmesi oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
De ki: "Size hayat veren sonra öldürecek olan sonra da hakkında şüphe olmayan kıyamet gününde bir araya getirecek olan Allah’tır." Fakat insanların çoğu bilmezler.