İçeriğe geç

Tûr Suresi 47. Ayet

سورة الطور، الآية ٤٧

52:47 27. cüz 53. hizb Mushaf’ta 525. sayfa Mekki sure

52:47 ayetinin metni

وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ۝٤٧

Okunuşu

wa-inna lilladhīna ẓalamū ʿadhāban dūna dhālika walākinna aktharahum lā yaʿlamūna

Meal

Zalimler için bundan başka da azap vardır. Fakat onların çoğu bilmezler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Tûr Suresi’nin 47. ayeti (52:47) Mekki bir surededir; 27. cüzde, Mushaf’ın 525. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Tûr Suresi 47. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

47. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Şirk ve günahlar ile kendilerine zulmedenler ahiret azabından önce dünya hayatında ölüm ve esir alınır, berzah aleminde de kabir azabına uğrarlar. Ancak onların çoğu bunu bilmezler. Bundan dolayı küfürleri üzerine devam ederler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

47. Yüce Allah, âhirette zalimlerin azabını söz konusu ettikten sonra, Kıyamet günü azabından önce de onlar için bir azap bulunduğunu haber vermektedir. Bu azap ise dünyada öldürülme, esir alınma, yurdundan çıkarılma şeklindeki azapları da berzahtaki/kabirdeki azabı da kapsamaktadır. “Fakat onların çoğu bilmezler.” İşte bundan dolayı azabı ve cezalandırmayı gerektirecek işleri yapmaya devam ederler.

Tûr Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Tûr suresinin 32-49. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 525. sayfası).

  • Azgınlık, sapıklığın sebeplerindendir.
  • Dinin hakikatlerini ispat etme hususunda akli tartışmalar önemlidir.
  • Kabir/berzah azabı ispat edilmiştir.

47. ayetin diğer mealleri

Zalimler için bundan başka da azap vardır, fakat onların çoğu bilmezler.

Şüphesiz zulmedenlere, ondan başka da azap vardır. Fakat çokları bilmezler.

Şüphesiz o zulmedenlere ondan başka da azab vardır. Fakat çokları bilmezler.

47. ayet kelime kelime

  1. وَإِنَّ wa-inna ve şüphesiz
  2. لِلَّذِينَ lilladhīna vardır
  3. ظَلَمُوا۟ ẓalamū zulmedenlere ظ ل م
  4. عَذَابًا ʿadhāban bir azab ع ذ ب
  5. دُونَ dūna başka د و ن
  6. ذَٰلِكَ dhālika bundan
  7. وَلَٰكِنَّ walākinna fakat
  8. أَكْثَرَهُمْ aktharahum çokları ك ث ر
  9. لَا lā bilmezler
  10. يَعْلَمُونَ yaʿlamūna ع ل م

47. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Secde 32:21

    وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَدْنَىٰ دُونَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    Andolsun ki biz onlara –belki dönerler diye- en büyük azaptan önce yakın azaptan mutlaka tattıracağız.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Duhân 44:39

    مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Onları ancak hak ile yarattık. Fakat onların çoğu bilmez.

  • En’âm 6:37

    وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةً وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    “Rabbinden ona bir âyet (mûcize) indirilseydi ya!” dediler. De ki: Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.

  • A’râf 7:131

    فَإِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلْحَسَنَةُ قَالُوا۟ لَنَا هَٰذِهِۦ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا۟ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَلَآ إِنَّمَا طَٰٓئِرُهُمْ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Onlara bir iyilik geldiği zaman; “Bu bizim hakkımızdır” derler. Onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Mûsâ ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin! Onların başına gelen uğursuzlukları sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

  • Enfâl 8:34

    وَمَا لَهُمْ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَمَا كَانُوٓا۟ أَوْلِيَآءَهُۥٓ إِنْ أَوْلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Onlar Mescid-i Haram’dan (Müminleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Üstelik onlar Allah'ın evliyaları da değiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.

  • Yûnus 10:55

    أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَلَآ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

  • Kasas 28:13

    فَرَدَدْنَٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye annesine geri döndürdük. Fakat, onların çoğu bilmezler.

Tûr Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ