Haram ayları başka aylara ertelemek küfürde ileri gitmektir. Bununla kâfir olanlar saptırılırlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına denk getirmek için onu bir yıl helâl bir yıl haram sayıyorlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılıyorlar. Kötü amelleri, kendilerine güzel görünüyor. Allah kâfir toplumlara hidayet etmez.
Tevbe Suresi’nin 37. ayeti (9:37) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 193. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Tevbe Suresi 37. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
37. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Cahiliye dönemindeki Arapların yaptığı gibi haram aylardan olan muharrem ayının haramlığının başka bir aya ertelenerek o ayın muharrem ayının yerine koyulması, kâfirlerin Allah'a küfürlerini arttıran ve onları küfürde ileri götüren bir husustur. Onlar, Allah'ın haram aylar hakkındaki hükmünü inkâr etmişlerdir. Şeytan bununla Allah'ı inkâr edenleri saptırır ve onlara böyle kötü bir adeti gidilen yol edindirir. Onlar haram aylardan birini helal aylardan bir ay ile bir yıllığına değiştiriyor, sonra da haram ayların sayısının Allah'ın haram kıldığı ayların sayısıyla aynı olması için o haram ayı bir yıl da haram olarak bırakıyorlardı. Böylece Allah'ın haram aylardan kıldığı ayları helal kılarak Allah'ın hükmüne muhalefet ediyorlardı. Şeytan onlara kötü amelleri güzel göstermiş ve onlar da bu amelleri işlemişlerdi. Bu amellerden biri de haram ayların başka aylara ertelenmesidir. Allah, küfür üzerinde olmak hususunda ısrar eden kâfirleri muvaffak kılmaz.
37. Nesî’; cahiliye dönemi insanlarının haram aylar hususundaki bir uygulamasıdır. Şöyle ki onların uydurdukları batıl bid’atlerler arasında şu da vardı: Onlar haram ayların bazı vakitlerinde savaşmaya ihtyaç duyacak olurlarsa kendi bozuk görüşlerine dayanarak, Allah’ın savaşılmasını haram kıldığı haram ayların sayısını olduğu gibi korumakla birlikte kimi haram ayı erteliyor yahut da öne alıyorlardı ve onun yerine de istedikleri helâl aylardan birini geçiriyorlardı. Bu şekilde ayların yerini değiştirince de haram ayda savaşmayı helâl kabul ediyor ve haram olmayan ayı da haram ay yapıyorlardı … Devamını oku
İnkâr etmeksizin dine muhalif olan adetleri yapmaya devam etmek, dine muhalif olan o şeye karşı nefislerde duyulan tiksintiyi ortadan kaldırır. Belki de o kötü adetler (zamanla) iyi zannedilebilir.
(Cihada çıkılması için) seferberlik ilan edildiği zaman sefere çıkmamak, ihtiva ettiği büyük zararlardan dolayı şiddetle cezalandırılmayı gerektiren büyük günahlardandır.
Sükûnetin fazileti beyan edilmiştir. O, zorluk ve korku zamanlarında kalplerin şaştığı zamanda, Allah Teâlâ'nın kuluna olan nimetlerini tam vermesindendir. O da kulun Rabbini bilmesi, vadettiği doğruya güvenmesi, imanına ve cesaretine göredir.
Hüzün genel yararın kaybedilmesi korkusunun yaşandığı anlarda Allah'ın sıddık kullarında da meydana gelebilmekte, başlarına gelebilmektedir.
37. ayetin diğer mealleri
Haram ayları başka aylara ertelemek küfürde ileri gitmektir. Bununla kâfir olanları saptırırlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına denk getirmek için onu bir yıl helal bir yıl haram sayıyorlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılıyorlar. Kötü hareketleri kendilerine güzel görünüyor. Allah kâfir toplumlara hidayet etmez.
(Haram ayları) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptırılır. Allah’ın haram kıldığının sayısını bozmak ve O'nun haram kıldığını helâl kılmak için (haram ayını) bir yıl helâl sayarlar, bir yıl da haram sayarlar. (Böylece) onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
O "Nesi'" (denilen bir haram ayı geciktirmek âdeti), olsa olsa küfürde fazlalıktır ki, kâfirler onunla şaşırtılır, onu bir yıl helâl, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığının sayısına uydursunlar da Allah'ın haram kıldığını helâl kılsınlar. İşte böylece kendilerine kötü işleri güzel gösterildi. Allah da kâfir olan bir kavmi doğru yola iletmez.
37. ayet kelime kelime
إِنَّمَاinnamāşüphesiz
ٱلنَّسِىٓءُl-nasīuertelemek
زِيَادَةٌziyādatundaha ileri gitmektir
فِىfīküfürde
ٱلْكُفْرِl-kuf'ri
يُضَلُّyuḍallusaptırılır
بِهِbihionunla
ٱلَّذِينَalladhīnakimseler
كَفَرُوا۟kafarūinkar eden(ler)
يُحِلُّونَهُۥyuḥillūnahuonu helal sayarlar
عَامًاʿāmanbir yıl
وَيُحَرِّمُونَهُۥwayuḥarrimūnahuve haram sayarlar
عَامًاʿāmanbir yıl
لِّيُوَاطِـُٔوا۟liyuwāṭiūdenk gelsin diye
عِدَّةَʿiddatasayısı
مَاmāharam kıldığının
حَرَّمَḥarrama
ٱللَّهُl-lahuAllah'ın
فَيُحِلُّوا۟fayuḥillūhelal yapsınlar
مَاmāharam kıldığını
حَرَّمَḥarrama
ٱللَّهُl-lahuAllah'ın
زُيِّنَzuyyinasüslü gösterildi
لَهُمْlahumkendilerine
سُوٓءُsūukötülüğü
أَعْمَٰلِهِمْaʿmālihimyaptıkları işin
وَٱللَّهُwal-lahuve Allah
لَاlāyol göstermez
يَهْدِىyahdī
ٱلْقَوْمَl-qawmatoplumuna
ٱلْكَٰفِرِينَl-kāfirīnakafirler
Bu ayetin geçtiği hadisler
SahihMuttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim)Sahîh-i Müslim 1240a
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı (zilhiccenin) dördüncü gününün sabahı (Mekke'ye) girdiler. Orada Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onu umre olarak saymalarını emretti. "Ya Rasulallah!…
Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Rasûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Rasûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı aciz bırakabilecek değilsiniz. Kâfirlere, elem dolu bir azabı müjdele!
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Artık onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.
İman edip, peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık belgeler geldikten sonra kâfir olan bir topluluğa Allah nasıl hidayet eder? Allah zalim topluma hidayet etmez.
Bu, (hüküm), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.
Tevrat'la yükümlü tutulup da daha sonra taşımayanların/amel etmeyenlerin örneği, kitap yüklü eşeğe benzer. Allah’ın ayetlerini yalanlayan bir toplumun hali ne kötüdür. Allah, zalim topluma hidayet etmez.