İçeriğe geç

Bakara Suresi 264. Ayet

سورة البقرة، الآية ٢٦٤

2:264 3. cüz 5. hizb Mushaf’ta 44. sayfa Medeni sure

2:264 ayetinin metni

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُبْطِلُوا۟ صَدَقَٰتِكُم بِٱلْمَنِّ وَٱلْأَذَىٰ كَٱلَّذِى يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٌ فَتَرَكَهُۥ صَلْدًا لَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّمَّا كَسَبُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ ۝٢٦٤

Okunuşu

yāayyuhā alladhīna āmanū lā tub'ṭilū ṣadaqātikum bil-mani wal-adhā ka-alladhī yunfiqu mālahu riāa l-nāsi walā yu'minu bil-lahi wal-yawmi l-ākhiri famathaluhu kamathali ṣafwānin ʿalayhi turābun fa-aṣābahu wābilun fatarakahu ṣaldan lā yaqdirūna ʿalā shayin mimmā kasabū wal-lahu lā yahdī l-qawma l-kāfirīna

Meal

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Artık onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Bakara Suresi’nin 264. ayeti (2:264) Medeni bir surededir; 3. cüzde, Mushaf’ın 44. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.

Bakara Suresi 264. ayeti dinleyin

69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (75)

264. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve onun resulüne tabi olun. Başa kakmak suretiyle eziyet ederek sadakalarınızın sevabını ifsat etmeyin. Böyle yapanların misali insanların onu görmesi ve övmesi için malını sarf eden kimseye benzer. O kimse kâfir bir kimsedir. Allah'a ve Kıyamet gününe iman etmez ve Kıyamet günündeki sevap ve cezaya da iman etmez. Bunun misali; üzerinde toprak bulunan kaygan bir kayaya benzer. Bu kayaya sağanak bir yağmur isabet ettiğinde onun üzerindeki toprağı alıp götürür ve böylece o kaya, üzerinde hiçbir şey olmayan bir kaya haline gelir. İşte riya yapanların amellerinin ve vermiş oldukları sadakaların sevaplarının gidişi de böyledir. Böyle kimseler için Allah katında amellerinden hiçbir şey kalmaz. Allah kâfirlere hidayet etmez. Onları rızasına, onlara fayda verecek olan amellere ve infak etmeye ulaştırmaz.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 264–266. ayetler

264-266. Allah, bu âyet-i kerimelerde (farklı tiplere dair) üç misal vermektedir: Kendi rızası için infak edip bu infakının akabinde başa kakma ve herhangi bir eziyet bulunmayan kişi, yaptığı infakın akabinde başa kakıp eziyet eden kişi ve bir de riyakârlık yapan kişi. Birincisinin infakı iman ve tam bir ihlâs ile verildiğinden dolayı makbuldür ve kat kat mükâfaat görecektir. Çünkü bu infak, “Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile” yapılmıştır. Yani bunlar cömertlikle, doğru ve samimi niyet üzere sebat eder halde infaklarını yaparlar. İşte böyle bir amelin misali “yüksek … Devamını oku

Bakara Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Bakara suresinin 260-264. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 44. sayfası).

  • Allah'a iman ve yakin mertebeleri çok çeşitli olup, belli bir sınırı yoktur. Kulun, Allah'ın şeri ve kevnî ayetlerine her bakışında imanı ve yakini artar.
  • Allah Teâlâ'nın canlıları öldükten sonra tekrar diriltmesi O'nun kudretinin mükemmelliğine ve yüceliğinin tam oluşuna delildir.
  • Allah yolunda infak/harcama, amelleri boşa çıkaran eza vermek, başa kakmaktan uzak ve salih bir niyet ile birlikte yapılırsa fazileti çok büyüktür.
  • Kişinin, insanlara sunduğu en güzel şeylerden bir tanesi de güzel söz, güzel fiil ve affedicilik yani güzel ahlaklı olmasıdır.

264. ayetin diğer mealleri

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bunun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak iner de onu kupkuru bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah inkarcı topluma yol göstermez.

  Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin (gösteriş için sadaka verenin) durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak bir kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.

Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.

264. ayet kelime kelime

  1. يَٰٓأَيُّهَا yāayyuhā Ey أ ي ي
  2. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ āmanū iman edenler أ م ن
  4. لَا lā boşa çıkarmayın
  5. تُبْطِلُوا۟ tub'ṭilū ب ط ل
  6. صَدَقَٰتِكُم ṣadaqātikum sadakalarınızı ص د ق
  7. بِٱلْمَنِّ bil-mani başa kakmakla م ن ن
  8. وَٱلْأَذَىٰ wal-adhā ve eziyet etmekle أ ذ ي
  9. كَٱلَّذِى ka-alladhī gibi
  10. يُنفِقُ yunfiqu infak eden ن ف ق
  11. مَالَهُۥ mālahu malını م و ل
  12. رِئَآءَ riāa gösteriş için ر أ ي
  13. ٱلنَّاسِ l-nāsi insanlara أ ن س
  14. وَلَا walā inanmayan
  15. يُؤْمِنُ yu'minu أ م ن
  16. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'a
  17. وَٱلْيَوْمِ wal-yawmi ve gününe ي و م
  18. ٱلْـَٔاخِرِ l-ākhiri ahiret أ خ ر
  19. فَمَثَلُهُۥ famathaluhu öylesinin durumu م ث ل
  20. كَمَثَلِ kamathali benzer ki م ث ل
  21. صَفْوَانٍ ṣafwānin şu kayaya ص ف و
  22. عَلَيْهِ ʿalayhi üzerinde bulunan
  23. تُرَابٌ turābun toprak ت ر ب
  24. فَأَصَابَهُۥ fa-aṣābahu ona isabet etttiğinde ص و ب
  25. وَابِلٌ wābilun bir sağnak (yağmur) و ب ل
  26. فَتَرَكَهُۥ fatarakahu onu bırakır ت ر ك
  27. صَلْدًا ṣaldan sert bir taş halinde ص ل د
  28. لَّا lā (Böyleleri) elde edemezler
  29. يَقْدِرُونَ yaqdirūna ق د ر
  30. عَلَىٰ ʿalā hiçbir
  31. شَىْءٍ shayin şey ش ي أ
  32. مِّمَّا mimmā şeylerden
  33. كَسَبُوا۟ kasabū kazandıkları ك س ب
  34. وَٱللَّهُ wal-lahu Allah
  35. لَا lā doğru yola iletmez
  36. يَهْدِى yahdī ه د ي
  37. ٱلْقَوْمَ l-qawma toplumunu ق و م
  38. ٱلْكَٰفِرِينَ l-kāfirīna kafirler ك ف ر

264. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Enfâl 8:27

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَخُونُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ وَتَخُونُوٓا۟ أَمَٰنَٰتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.

  • Bakara 2:104

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقُولُوا۟ رَٰعِنَا وَقُولُوا۟ ٱنظُرْنَا وَٱسْمَعُوا۟ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin! “Unzurnâ” (bize bak) deyin ve sözü dinleyin. Kâfirler için çok acı bir azap vardır.

  • Âl-i İmrân 3:130

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًا مُّضَٰعَفَةً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.

  • Ahzâb 33:41

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا

    Ey iman edenler! Allah’ı çok çok zikredin.

  • Tevbe 9:119

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve sâdıklarla beraber olun.

  • Ahzâb 33:70

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا

    Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin.

Bakara Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

15 Ekim 2026 Perşembe 4 جمادى الأولى 1448 هـ