am ḥasib'tum an tut'rakū walammā yaʿlami l-lahu alladhīna jāhadū minkum walam yattakhidhū min dūni l-lahi walā rasūlihi walā l-mu'minīna walījatan wal-lahu khabīrun bimā taʿmalūna
Meal
Allah, içinizden cihad edenleri; Allah’tan, Rasûlünden ve Müminlerden başkasını yakın dost edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi bırakacak mı sandınız? Allah işlediklerinizin hepsinden haberdardır.
Tevbe Suresi’nin 16. ayeti (9:16) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 189. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Tevbe Suresi 16. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
16. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Müminler!- Allah'ın sizi, imtihan etmeden bırakacağını mı sandınız? İmtihan etmek, Allah'ın sünnetlerinden bir sünnettir. Yüce Allah, sizin içinizden cihat eden, Allah’ın, resulünün ve Müminlerin dışında, kâfirlerden yakın dost edinmeyen ihlaslı kullarını ve Allah’ı, resulünü ve Müminleri dost edinen temiz kullarını ortaya çıkarıncaya kadar imtihan olunacaksınız. Muhakkak Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. O hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Size de amellerinizin karşılığını verecektir.
16. Yüce Allah, mü’min kullarına cihad emrini verdikten sonra şöyle demektedir: “Yoksa siz” sınanıp denenmeksizin, sizden samimi olanı yalancıdan ayırt edecek emirler verilmeksizin ve böylelikle “Allah içinizden cihad edenlerle Allah’tan, Rasûlünden ve mü’minlerden başkasını dost ve sırdaş edinmeyenleri” kâfirleri dost ve sırdaş edinmeyip Allah’ı, Rasûlünü ve mü’minleri dost ve sırdaş edinenlerle kendi yolunda yalnızca kendi dinini yüceltmek için cihad edenleri “bilip ortaya çıkarmadan” yani içinizde potansiyel olarak bulunanları mükâfaat ve ceza almayı gerektirecek şekilde dış dünyaya … Devamını oku
Ayetlerde Allah'ın, Mümin kullarına olan sevgisine ve onların durumlarına itina göstermesine delil vardır. Hatta Allah Teâlâ, Müminlerin gönüllerini ferahlatmayı ve onlardan öfkeyi gidermeyi dinî hükümlerin gayelerinden kılmıştır.
Allah Teâlâ cihadı, en yüce maksadın gerçekleşmesi için meşru kılmıştır ki bu maksat, sadece Yüce Allah'ın dini için bir araya gelen sadık kimselerin, iman iddiasında bulunan yalancılardan ayrılmasıdır.
Mescitleri gerçek manada imar eden kimseler; imanlarında sadık olmakla, namaz ve zekât gibi amellerin başında geldiği salih amelleri işlemekle ve her hayrın temeli olan Allah'tan korkmak ile vasıflanmış olanlardır.
Cihat etmek ve Allah'a iman etmek, hacılara su taşımaktan ve Mescid-i Haram'ı imar etmekten derece bakımından kat kat daha faziletlidir. Çünkü iman, dinin aslıdır. Cihat ise dinin zirvesidir.
16. ayetin diğer mealleri
Allah, içinizden cihad edenleri; Allah’tan, rasûlünden ve müminlerden başkasını yakın dost edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi bırakacak mı sandınız? Allah işlediklerinizin hepsinden haberdardır.
Yoksa siz, Allah, içinizden cihâd edenleri, Allah'tan, Rasûlûnden ve mü'minlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılıvereceğinizi mi zannediyorsunuz? Allah, yaptıklarınızın hepsinden haberdârdır.
Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacağınızı mı sandınız? Allah'ın, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan, Resulü'nden, müminlerden başka kimseye sığınmayan ve başkaca sığınacak bir yer aramayanları görmediğini mi (zannediyorsunuz)? Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar verip (fakir olmaktan) çekindiniz mi? (Size emredileni) yapmadığınıza (göre), Allah da sizi affetti. Artık namazı ikame edin, zekâtı verin, Allah'a ve Rasûlüne itaat edin. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.