20:2 ayetinin metni
مَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لِتَشْقَىٰٓ ٢
Okunuşu
mā anzalnā ʿalayka l-qur'āna litashqā
Meal
Biz sana Kur’ân’ı güçlük çekmen için indirmedik.
سورة طه، الآية ٢
مَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لِتَشْقَىٰٓ ٢
mā anzalnā ʿalayka l-qur'āna litashqā
Biz sana Kur’ân’ı güçlük çekmen için indirmedik.
Tâhâ Suresi’nin 2. ayeti (20:2) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 312. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
-Ey Resul!- Kavminin sana iman etmekten yüz çevirmesine üzülüp sıkıntı çekmen için sana Kur'an'ı indirmedik.
1. “Tâ, hâ.” Bu, pek çok surenin başlangıcını teşkil eden ve mukattaa harfleri diye bilinen harflerdendir. Bu, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ismi değildir. 2. “Biz sana Kur’ân’ı güçlük çekesin diye indirmedik.” Yani vahiyden, Kur’ân’ın sana indirilmesinden, şeriatın bildirilmesinden maksat, güçlük ve sıkıntı çekmen değildir. Şeriatte de mükelleflere ağır gelecek ve amel etmek isteyenlerin güç yetirmekten aciz kalacakları yükümlülükler koymadık. Vahyi, Kur’ân’ı ve şeriatı Rahmân ve Rahim olan Allah göndermiş ve bunları mutluluğa, başarıya ve kurtuluşa ulaştıran bir sebep kılmıştır … Devamını oku
19:96 ile 20:12 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 312. sayfası).
Kur'an'ı sana sıkıntıya düşesin diye indirmedik.
Biz, Kur'an'ı sana, güçlük çekesin diye değil,
Ey Muhammed! Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye indirmedik.
إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ وَءَاخَرُونَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ
Şüphesiz Rabbin biliyor ki, gerçekten sen gecenin üçte ikisinden daha azı ve (bazen) yarısı ve (bazen de) üçte biri kadar (namaz için) kalkıyorsun. Beraberinde bulunanlardan (ashâbından) bir topluluk da (böyle yapıyor). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. O sizin, bunu sayamayacağınızı (buna güç yetiremeyeceğinizi) bildiği için sizi bağışladı. Öyleyse Kur’an’dan (bildiğiniz) kolayınıza geleni okuyun. İçinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryüzünde dolaşıp Allah’ın rızkını arayacağını, diğerlerinin Allah yolunda savaşacağını da bilmektedir. Öyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı ikame edin, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç (ile borç) verin. Kendiniz için hayır olarak (dünyada) ne sunarsanız; onu Allah katında daha iyi, daha büyük bir mükâfat ile (karşılık verilmiş) bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.