İçeriğe geç

Şûrâ Suresi 48. Ayet

سورة الشورى، الآية ٤٨

42:48 25. cüz 49. hizb Mushaf’ta 488. sayfa Mekki sure

42:48 ayetinin metni

فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَإِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ كَفُورٌ ۝٤٨

Okunuşu

fa-in aʿraḍū famā arsalnāka ʿalayhim ḥafīẓan in ʿalayka illā l-balāghu wa-innā idhā adhaqnā l-insāna minnā raḥmatan fariḥa bihā wa-in tuṣib'hum sayyi-atun bimā qaddamat aydīhim fa-inna l-insāna kafūrun

Meal

Eğer yüz çevirirlerse, seni onlar üzerine gözetleyici olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Eğer kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Şûrâ Suresi’nin 48. ayeti (42:48) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 488. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Şûrâ Suresi 48. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

48. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Rasul!- Eğer benim onlara emrettiklerime karşı yüz çevirirlerse bilesin ki biz, seni onların amellerini tutup denetleyen bir koruyucu olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ yapmanı emrettiğim şeyleri tebliğ etmendir. Onların hesabı ise Allah'a aittir. Şurası muhakkak ki biz, insana kendimizden zenginlik, sıhhat gibi bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer beşerin başına yapmış olduğu günahlarının sebebi ile bir musibet ve bela geldiğinde şüphesiz o zaman insanın tabiatı Allah'ın nimetlerini inkâr edip şükretmemek ve Allah'ın hikmeti gereği takdir ettiğine hoşnutsuzluk duymaktır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

48. “Eğer” bu kadar mükemmel açıklamalardan sonra onlara getirdiklerinden “yüz çevirirlerse Biz seni onların üzerine” amellerini tespit edip kaydeden ve bunlar hakkında onları sorguya çekecek bir “bekçi göndermedik. Sana düşen ancak tebliğdir.” Eğer sen görevini eksiksiz yerine getirirsen artık Allah’ın da senin mükâfatını vermesi hak olur. İster onlar çağrını kabul etsinler, ister yüz çevirsinler, fark etmez. Hesaplarını görmek ise küçüğü ile büyüğü ile gizlisi ile açığı ile bütün amellerini tespit eden Allah’a aittir. Daha sonra Yüce Allah, insanoğlunun durumunu şöyle haber vermektedir … Devamını oku

Şûrâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Şûrâ suresinin 45-51. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 488. sayfası).

  • Allah'ın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmak farzdır.
  • Resulün vazifesi tebliğ etmektir. Neticeler ise Yüce Allah'ın elindedir.
  • Erkek evlat, kız evlat veya erkek ve kız evlatları birlikte vermek kullarına faydalı olacak şekilde Yüce Allah'ın ilminin gereğine göre gerçekleşir. Erkek vermesinde kız vermesine göre bir üstünlük yoktur
  • Her noksanlıktan münezzeh olan Allah Teâlâ, kendisinin bildiği hikmetler gereğince peygamberlerine çeşitli yollarla vahyeder.

48. ayetin diğer mealleri

Eğer sırt çevirirlerse, seni onlar üzerine gözetleyici olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer, kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.

Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!

Ey Muhammed! Eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki insan çok nankördür.

48. ayet kelime kelime

  1. فَإِنْ fa-in eğer
  2. أَعْرَضُوا۟ aʿraḍū yüz çevirirlerse ع ر ض
  3. فَمَآ famā biz seni göndermedik
  4. أَرْسَلْنَٰكَ arsalnāka ر س ل
  5. عَلَيْهِمْ ʿalayhim onların üzerine
  6. حَفِيظًا ḥafīẓan bekçi ح ف ظ
  7. إِنْ in değildir
  8. عَلَيْكَ ʿalayka sana düşen
  9. إِلَّا illā başkası
  10. ٱلْبَلَٰغُ l-balāghu duyurmaktan ب ل غ
  11. وَإِنَّآ wa-innā elbette biz
  12. إِذَآ idhā zaman
  13. أَذَقْنَا adhaqnā taddırdığımız ذ و ق
  14. ٱلْإِنسَٰنَ l-insāna insana أ ن س
  15. مِنَّا minnā bizden
  16. رَحْمَةً raḥmatan bir rahmet ر ح م
  17. فَرِحَ fariḥa sevinir ف ر ح
  18. بِهَا bihā ona
  19. وَإِن wa-in ama eğer
  20. تُصِبْهُمْ tuṣib'hum başlarına gelirse ص و ب
  21. سَيِّئَةٌۢ sayyi-atun bir kötülük س و أ
  22. بِمَا bimā dolayı
  23. قَدَّمَتْ qaddamat öne sürdüğü işlerden ق د م
  24. أَيْدِيهِمْ aydīhim ellerinin ي د ي
  25. فَإِنَّ fa-inna şüphesiz hemen
  26. ٱلْإِنسَٰنَ l-insāna insan أ ن س
  27. كَفُورٌ kafūrun nankör olur ك ف ر

48. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:272

    لَّيْسَ عَلَيْكَ هُدَىٰهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلِأَنفُسِكُمْ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ ٱللَّهِ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

    (Ey Muhammed!) Onları hidayete erdirmek senin üzerine (bir sorumluluk) değildir. Fakat Allah, dilediği kimseyi hidayete erdirir. İyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Zaten siz, yalnız Allah’ın rızasını/vechini kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz (bunun karşılığı) size eksiksizce ödenecektir. Ve siz, haksızlığa uğratılmazsınız.

  • Ra’d 13:40

    وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَعَلَيْنَا ٱلْحِسَابُ

    Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Rûm 30:36

    وَإِذَآ أَذَقْنَا ٱلنَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا۟ بِهَا وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ إِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.

  • Hûd 11:9

    وَلَئِنْ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَٰهَا مِنْهُ إِنَّهُۥ لَيَـُٔوسٌ كَفُورٌ

    Eğer insanlara tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra onu kendisinden geri alırsak, o artık ümitsiz bir nankör olur.

  • Nisâ 4:80

    مَّن يُطِعِ ٱلرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ ٱللَّهَ وَمَن تَوَلَّىٰ فَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا

    Kim, peygambere itaat ederse, şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onların başına bir bekçi olarak göndermedik.

Şûrâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

17 Ekim 2026 Cumartesi 6 جمادى الأولى 1448 هـ