İçeriğe geç

Şuarâ Suresi 139. Ayet

سورة الشعراء، الآية ١٣٩

26:139 19. cüz 38. hizb Mushaf’ta 373. sayfa Mekki sure

26:139 ayetinin metni

فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ۝١٣٩

Okunuşu

fakadhabūhu fa-ahlaknāhum inna fī dhālika laāyatan wamā kāna aktharuhum mu'minīna

Meal

"Böylece onu yalanladılar. Biz de onları helâk ettik. Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu da iman etmiş değildi."

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Şuarâ Suresi’nin 139. ayeti (26:139) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 373. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Şuarâ Suresi 139. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

139. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

(Onlar) Peygamberleri Hûd -aleyhisselam-'ı yalanlamaya devam ettiler. Yalanlamaları sebebi ile Biz de onları yok edici bir rüzgâr ile helak ettik. Bunda ibret alanlar için öğüt vardır. Onların çoğu ise Mümin değillerdir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 139–140. ayetler

139. “Böylece onu yalanladılar.” Yani peygamberi yalanlamak onların bir karakteri, bir ahlâkı oldu. Hiçbir öğüt, bu işten onları vazgeçirmedi. “Biz de onları helâk ettik.” Neyle helâk edildikleri bir başka buyrukta şöyle açıklanmaktadır: “Âd’a gelince onlar da ıslıklı ve azgın bir fırtına ile helâk edildiler. O, o rüzgarı onlara yedi gece ve sekiz gün peş peşe musallat kıldı. O kavmi o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleri imiş gibi yere serilmiş görürdün.” (el-Hakka, 69/5-7) “Şüphesiz bunda” peygamberimiz Hud aleyhisselam’ın doğru söylediğine, getirdiklerinin doğruluğuna, onun kavminin … Devamını oku

Şuarâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Şuarâ suresinin 137-159. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 373. sayfası).

  • Kulların küfrüne rağmen üzerlerine nimetlerin devamlı olarak gelmesi helak olmaları için bir istidractır.
  • Bahşedilen nimetlerin hatırlatılması ile, kulun iman etmesi ve Yüce Allah'a dönmesi istenir.
  • Günahlar, yeryüzündeki bozgunculuğun sebebidir.

139. ayetin diğer mealleri

Hûd’u yalanladılar. Biz de onları yok ettik. İşte bunda bir ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.

Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.

Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.

139. ayet kelime kelime

  1. فَكَذَّبُوهُ fakadhabūhu onu yalanladılar ك ذ ب
  2. فَأَهْلَكْنَٰهُمْ fa-ahlaknāhum biz de onları helak ettik ه ل ك
  3. إِنَّ inna muhakkak ki
  4. فِى fī vardır
  5. ذَٰلِكَ dhālika bunda
  6. لَـَٔايَةً laāyatan bir ibret أ ي ي
  7. وَمَا wamā ama yine
  8. كَانَ kāna değildir ك و ن
  9. أَكْثَرُهُم aktharuhum çokları ك ث ر
  10. مُّؤْمِنِينَ mu'minīna inananlardan أ م ن

139. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Hâkka 69:6–7

    وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ …

    Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu olan şiddetli bir rüzgârla helâk edildi. …

  • Fecr 89:6–8

    أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ …

    Rabbinin Ad (kavmin)'e ne yaptığını görmedin mi? …

  • Necm 53:50

    وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ

    Ve şüphesiz ki, önceki Âd Kavmi’ni O helâk etti.

  • Fussilet 41:15

    فَأَمَّا عَادٌ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَقَالُوا۟ مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve; "Bizden daha kuvvetli kim var?" dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardı.

  • Ahkâf 46:25

    تُدَمِّرُ كُلَّ شَىْءٍۭ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا۟ لَا يُرَىٰٓ إِلَّا مَسَٰكِنُهُمْ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ

    O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

  • Nûh 71:4

    يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Ta ki günahlarımızdan bir kısmını mağfiret buyursun ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Şüphesiz ki Allah’ın takdir ettiği vakit geldi mi geri bırakılmaz. Keşke bilseydiniz.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Şuarâ 26:8

    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır, ancak onların çoğu iman etmezler.

  • Şuarâ 26:67

    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.

  • Şuarâ 26:103

    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Şüphesiz bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

  • Şuarâ 26:121

    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu iman etmediler.

  • Şuarâ 26:174

    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

  • Şuarâ 26:190

    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

    Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

Şuarâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ