26:174 ayetinin metni
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ١٧٤
Okunuşu
inna fī dhālika laāyatan wamā kāna aktharuhum mu'minīna
Meal
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
سورة الشعراء، الآية ١٧٤
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ١٧٤
inna fī dhālika laāyatan wamā kāna aktharuhum mu'minīna
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
Şuarâ Suresi’nin 174. ayeti (26:174) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 374. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Yaptıkları kötü fiil sebebiyle Lût -aleyhisselam-'ın kavmine gönderildiği ifade edilen bu azapta, ibret alanlar için bir öğüt vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
168-169. Lût, onların bu yollarını sürdürmeye devam ettiklerini görünce şöyle dedi: “Ben sizin yaptığınızdan nefret edenlerdenim.” Bu işten vazgeçmenizi isteyen, bundan sakındıran ve bundan nefret eden kimselerdenim. “Rabbim beni ve ailemi onların yaptıklarından” o işi işlemekten ve bunun cezasına çarptırılmaktan “kurtar.” 170-175. Yüce Allah da onun duasını kabul buyurdu: “Biz de onu ve ailesini hep birlikte kurtardık. Ancak geride (helak edilecekler arasında) kalan bir kocakarı hariç.” O azapta kalanlar arasında oldu. Bu da Lut’un karısı idi. “Sonra da diğerlerini tümden helak ettik … Devamını oku
Şuarâ suresinin 160-183. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 374. sayfası).
İşte bunda da bir ayet/ibret vardır. Buna rağmen onların çoğu mümin değillerdir.
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır, ancak onların çoğu iman etmezler.
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Şüphesiz bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu iman etmediler.
فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
"Böylece onu yalanladılar. Biz de onları helâk ettik. Muhakkak bunda bir ayet vardır. Onların çoğu da iman etmiş değildi."
فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Bunun üzerine azap onları yakaladı. Muhakkak bunda bir ayet vardır ama onların çoğu iman etmediler.