Kâfirler dediler ki: “Bu ancak onun uydurduğu bir yalandır. Ona başka bir topluluk da bunun için yardım etmiştir.” Muhakkak onlar zulmettiler, asılsız bir iddiada bulundular.
Furkân Suresi’nin 4. ayeti (25:4) Mekki bir surededir; 18. cüzde, Mushaf’ın 360. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Furkân Suresi 4. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
4. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Allah'ı ve resulüne iman etmeyip, kafir olanlar: "Bu Kur'an; Muhammed'in bir iftira olarak uydurduğu ve Allah'a nispet ettiği bir yalandan başka bir şey değildir. Bunu uydurmak hususunda başka insanlar da ona yardım etmiştir." dediler. Bu kâfirler; batıl bir söz olarak iftira attılar. Kur'an, Allah'ın kelamıdır. Bir insanın yahut bir cinin, onun bir benzerini getirmesi mümkün değildir.
4. Yani Allah’ı inkâr eden kâfirler, küfürlerinin bir gereği olarak Kur’ân ve Rasûl hakkında şunları söylediler: “Bu Kur’an, Muhammed’in düzüp uydurduğu bir yalandır. O, bunu uydurup Allah’a isnat etmiştir. Bunu yapmak için de bu hususta başka birtakım kimseler de ona yardımcı olmuştur.” Allah, onların bu iddialarını şöyle reddetmektedir: Onların bu karşı çıkışları, bile bile hakka karşı kibirlenmektir. Zulme ve yalan söylemeye kalkışmaktır. Çünkü, Allah Rasûlünün halini, doğruluğunun kemalini, ne derecede emin olduğunu, çok iyi bir kimse olduğunu, onun da diğer tüm insanların da en üstün ve … Devamını oku
Ayetlerde Hak ilah olan Allah Teâlâ; yaratma, fayda verme, öldürme ve diriltme ile vasfedilmiş; putların ise bunları yapmaktan aciz oldukları beyan edilmiştir.
Yüce Allah için mağfiret ve rahmet sıfatlarının ispatı vardır.
Bir kimsenin peygamberlik görevi ile görevlendirilmesi; o kimsenin insan olmamasını gerekli kılmaz.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mütevaziliği beyan edilmiştir. Öyle ki, insanların yaşadığı gibi yaşamıştır.
4. ayetin diğer mealleri
Kâfirler: Bu, onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmiştir, dediler. Böylelikle onlar, hiç şüphesiz zulüm ve iftira etmişlerdir.
İnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduğu bir yalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.
İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
Eğer Biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kâfir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir.” derlerdi.
İçlerinden sana kulak verenler vardır. Halbuki Biz, onu anlayamasınlar diye kalblerine perdeler, kulaklarına ağırlık koyduk. Her türlü ayeti/mucizeyi görseler de ona yine iman etmezler. Hatta sana gelseler seninle mücadele ederler. O kâfirler: “Bu (Kur’ân), eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” derler.
O'nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Şayet sen: "Kesinlikle siz, öldükten sonra yine dirileceksiniz" demiş olsan, kâfirler: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir." derler.