Ayetlerimiz açık açık onlara okunduğunda dediler ki: “Bu ancak atalarınızın ibadet ede geldiği şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır.” Yine dediler ki: “Bu uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir.” Kâfir olanlar hakka kendilerine geldiğinde: “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler.
Sebe’ Suresi’nin 43. ayeti (34:43) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 433. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Sebe’ Suresi 43. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
43. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Resulümüze indirmiş olduğumuz, içerisinde zerre kadar bir karışıklık dahi olmayan apaçık ayetlerimiz bu yalanlayan müşriklere okunduğunda şöyle dediler: "Bunları getiren adam, sizi babalarınızın üzerinde olduğu yoldan çevirmek isteyen bir kimseden başkası değildir." Ve yine şöyle dediler: "Bu Kur'an, O'nun Allah'a nispet ederek uydurmuş olduğu bir yalandan başka bir şey değildir." Allah'a küfredip, inkârda bulunanlar, Allah tarafından kendilerine Kur'an gönderilince şöyle dediler: "Bu, karı ile kocanın ve baba ile oğlunun arasını ayırmak için yapılan apaçık bir büyüden (sihirden) başka bir şey değildir."
43. Yüce Allah, kendisinin apaçık âyetleri müşriklere okunduğunda onların takındıkları halleri bize haber vermektedir. Şöyle ki her türlü hayrı gösteren, her türlü kötülükten alıkoyan, kendilerine ulaşan nimetlerin en büyüğü, ilâhî lütufların en üstünü olan, iman ve tasdik ile karşılanmaları, itaat ve teslimiyet ile kabul edilmeleri gereken kat’i delil ve belgeler geldiğinde onlar, gerekenin tam aksi ile karşılık verdiler ve bunları kendilerine getireni yalanlayarak şöyle dediler: “Bu, ancak atalarınızın ibadet edegeldiği şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır.” Onun sizlere dininizi … Devamını oku
Ataları körü körüne taklit etmek, hidayetten uzaklaştırır.
Hevâdan sıyrılarak düşünmek; doğru düşünce ve yerinde karar vermeye ulaştırır.
Allah'a davet eden bir kimse, insanlardan bir karşılık (bir ücret) beklemez. O, karşılığı sadece insanların Rabbinden bekler.
43. ayetin diğer mealleri
Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman: Bu, sadece bizi atalarımızın ibadet ettiklerinden alıkoymak isteyen bir adam, dediler. Bu Kur’an, düpedüz bir uydurmadan başka nedir? dediler. Kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil, dediler.
Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman demişlerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptığı (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Ve yine bu (Kur'an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir, dediler. Hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler de: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, dediler.
Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler. O kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil." dediler.
43. ayet kelime kelime
وَإِذَاwa-idhāve zaman
تُتْلَىٰtut'lāokunduğu
عَلَيْهِمْʿalayhimonlara
ءَايَٰتُنَاāyātunāayetlerimiz
بَيِّنَٰتٍbayyinātinaçık açık
قَالُوا۟qālūdediler ki
مَاmādeğildir
هَٰذَآhādhābu
إِلَّاillābaşka bir şey
رَجُلٌrajulunbir adamdan
يُرِيدُyurīduisteyen
أَنansizi çevirmek
يَصُدَّكُمْyaṣuddakum
عَمَّاʿammāolduğu(tanrılar)dan
كَانَkāna
يَعْبُدُyaʿbudutapıyor
ءَابَآؤُكُمْābāukumbabalarınızın
وَقَالُوا۟waqālūve dediler ki
مَاmādeğildir
هَٰذَآhādhābu
إِلَّآillābaşka bir şey
إِفْكٌif'kunbir yalandan
مُّفْتَرًىmuf'taranuydurulmuş
وَقَالَwaqālave dediler
ٱلَّذِينَalladhīnakimseler
كَفَرُوا۟kafarūinkar eden(ler)
لِلْحَقِّlil'ḥaqqihakkı
لَمَّاlammākendilerine gelen
جَآءَهُمْjāahum
إِنْindeğildir
هَٰذَآhādhābu
إِلَّاillābaşkası
سِحْرٌsiḥ'runbir büyüden
مُّبِينٌmubīnunapaçık
43. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Eğer Biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kâfir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir.” derlerdi.
Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, kâfir olanlar, iman edenlere; "İki gruptan hangisi makam bakımından daha iyi ve topluluk bakımından daha güzeldir?" dediler.