İçeriğe geç

Sebe’ Suresi 34. Ayet

سورة سبإ، الآية ٣٤

34:34 22. cüz 44. hizb Mushaf’ta 432. sayfa Mekki sure

34:34 ayetinin metni

وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ ۝٣٤

Okunuşu

wamā arsalnā fī qaryatin min nadhīrin illā qāla mut'rafūhā innā bimā ur'sil'tum bihi kāfirūna

Meal

Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri: "Biz size gönderilmiş olan şeyi inkâr ediyoruz." demişlerdir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Sebe’ Suresi’nin 34. ayeti (34:34) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 432. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Sebe’ Suresi 34. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

34. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Biz, herhangi bir beldeye kendilerini azap ile korkutması için bir uyarıcı (peygamber) gönderdiğimizde o beldenin kendilerine nimet verilmiş olan mal, itibar ve hüküm sahibi kimseleri: "Ey Peygamberler! Muhakkak ki bizler, sizin kendisi ile gönderilmiş olduğunuz şeyi inkâr ediyoruz." derler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

34. Yüce Allah, peygamberleri yalanlayan önceki ümmetlerin durumunu haber vermektedir ki onların durumu, tıpkı hali hazırda peygamberleri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanların durumu gibiydi. Allah, herhangi bir ülkeye bir peygamber gönderdi mi oranın refah içinde olup şımaran, sahip oldukları nimetlerle azan ve onlardan ötürü böbürlenen elebaşları onları inkar etmişler ve küfre sapmışlardır.

Sebe’ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Sebe’ suresinin 32-39. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 432. sayfası).

  • Tabi olanlar ile kendilerine tabi olunanların birbirilerini itham edip kendilerini temize çıkarmaları, iki taraftan her birinin de sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. (Her iki taraf da yaptıklarından sorumludur.)
  • Aşırı lüks içinde bir hayat yaşamak, hakka itaat etmekten ve ona boyun eğmekten uzaklaştıran sebeplerdendir.
  • Mümine malı ve evladı fayda verir. Kâfire ise malı ve evladı fayda vermez.
  • Allah yolunda infak edip, harcamak, dünyada verilen o malın yerine daha hayırlısının gelmesine sebep olur. Ahirette ise daha güzel bir karşılık vardır.

34. ayetin diğer mealleri

Bir ülkeye uyarıcı göndermedik ki, oranın varlıklı kişileri: Biz, sizinle gönderilen şeylere küfrediyoruz, demiş olmasınlar.

Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri: «Biz size gönderilmiş olan şeyi inkâr ediyoruz» demişlerdir.

Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın refah ile şımartılmış olanları: "Biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız." dediler.

34. ayet kelime kelime

  1. وَمَآ wamā ve
  2. أَرْسَلْنَا arsalnā biz göndermedik
  3. فِى fī bir ülkeye
  4. قَرْيَةٍ qaryatin
  5. مِّن min hiçbir
  6. نَّذِيرٍ nadhīrin uyarıcı
  7. إِلَّا illā başkasını
  8. قَالَ qāla diyenden
  9. مُتْرَفُوهَآ mut'rafūhā varlıkla şımarmış kimseleri
  10. إِنَّا innā şüphesiz biz
  11. بِمَآ bimā şeyi
  12. أُرْسِلْتُم ur'sil'tum sizin gönderildiğiniz
  13. بِهِۦ bihi onu
  14. كَٰفِرُونَ kāfirūna inkar ediyoruz

34. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • A’râf 7:38

    قَالَ ٱدْخُلُوا۟ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ فِى ٱلنَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُوا۟ فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَىٰهُمْ لِأُولَىٰهُمْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ ٱلنَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ

    Diyecek ki: “Cinlerden ve insanlardan, sizden önce gelip geçen ümmetlerle birlikte siz de girin ateşe.” Her bir ümmet, ateşe girdikçe kendi kardeşine (dindaşına) lanet edecek. Sonunda hepsi orada bir araya toplanınca, sonra gelenler öncekiler için: “Rabbimiz! İşte bizi bunlar saptırdılar. Onlara ateşten kat kat azap ver!” derler. Allah da: “Herkese kat kat azap vardır, fakat siz bilmiyorsunuz” der.

  • Şuarâ 26:111

    قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ

    Dediler ki: “Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken(biz) sana iman eder miyiz?”

  • Hûd 11:27

    فَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا نَرَىٰكَ إِلَّا بَشَرًا مِّثْلَنَا وَمَا نَرَىٰكَ ٱتَّبَعَكَ إِلَّا ٱلَّذِينَ هُمْ أَرَاذِلُنَا بَادِىَ ٱلرَّأْىِ وَمَا نَرَىٰ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۭ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَٰذِبِينَ

    Halkının ileri gelen kâfir takımı: "Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü olmayan, ayak takımından başka kimsenin tabi olduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancılar olduğunuza inanıyoruz" dediler.

  • A’râf 7:75–76

    قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِمَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحًا مُّرْسَلٌ مِّن رَّبِّهِۦ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلَ بِهِۦ مُؤْمِنُونَ …

    O’nun kavminden büyüklük taslayanların ileri gelenleri, içlerinden zayıf gördükleri iman edenlere şöyle dediler: "Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?" Onlar da dediler ki: "Biz, şüphesiz onunla gönderilene iman ediyoruz." …

  • En’âm 6:53

    وَكَذَٰلِكَ فَتَنَّا بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لِّيَقُولُوٓا۟ أَهَٰٓؤُلَآءِ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنۢ بَيْنِنَآ أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِٱلشَّٰكِرِينَ

    Böylece, “Allah, aramızdan bunlara mı (hidayet vererek) ihsanda bulundu?” desinler diye onları birbiriyle sınadık. Allah, şükredenleri en iyi bilen değil midir?

  • En’âm 6:122

    أَوَمَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَٰهُ وَجَعَلْنَا لَهُۥ نُورًا يَمْشِى بِهِۦ فِى ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْكَٰفِرِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Ölü iken (imanla) kendisini dirilttiğimiz, insanlar arasında ona yürümesi için nur verdiğimiz kimse, içinden çıkamayacağı karanlıklarda kalan kimse gibi midir? Kâfirlere yaptıkları işler böyle süslü gösterilmiştir.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Zuhruf 43:23

    وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقْتَدُونَ

    Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın şımarık varlıklıları böylece: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız” demişlerdir.

  • A’râf 7:94

    وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّبِىٍّ إِلَّآ أَخَذْنَآ أَهْلَهَا بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ

    Biz, hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek, yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka oranın halkını yoksulluk ve darlığa uğratmışızdır.

  • Zuhruf 43:24

    قَٰلَ أَوَلَوْ جِئْتُكُم بِأَهْدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمْ عَلَيْهِ ءَابَآءَكُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    “Ya ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirdi isem de mi” dedi. Onlar: "Biz, sizinle gönderilene kâfir kimseleriz." dediler.

  • Fussilet 41:14

    إِذْ جَآءَتْهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ قَالُوا۟ لَوْ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً فَإِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    Hani onlara rasûlleri önlerinden ve arkalarından gelip: “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” dediklerinde onlar: “Eğer Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Bu sebepten muhakkak biz sizinle gönderilenlere kâfir olanlarız” dediler.

Sebe’ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ