“Rabbimiz yolculuklarımız arasını uzaklaştır” diye dua ettiler ve kendi nefislerine zulmettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Sebe’ Suresi’nin 19. ayeti (34:19) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 430. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Sebe’ Suresi 19. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
19. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Onlar; Allah'ın üzerlerindeki nimeti olan mesafelerin yakınlığı hususunda nankörlük ederek: "Rabbimiz! O köyleri ortadan kaldırarak yolculuk yaptığımız şehirlerimizin arasındaki mesafeleri öyle açıp, uzat ki, yolcularımızın maharetleri belli olsun ve yolculuklarımızdan dolayı ortaya çıkacak yorgunluk ve zorluğu iyice hissedelim"dediler. Onlar; nimetlere nankörlük edip şükretmekten yüz çevirmeleri ve içlerinden fakir olanları hasetleri sebebiyle kendilerine zulmettiler. Biz de onları, kendilerinden sonra gelenlerin konuştuğu ibretlik olaylar kıldık ve birbirlerine ulaşamayacakları şekilde onları kendi beldelerinde tamamen parçaladık. Şüphesiz bunda -Sebe halkına vermiş olduğumuz nimetlerde ve ardından inkârları ve azgınlıkları sebebi ile kendilerinden intikam alınmasında- Allah'a itaat etmede, günah işlememede ve başa gelen belalarda çokça sabreden ve nimetlerine karşı çokça şükreden her bir kimse için ibret vardır.
15-19. Sebe’, Yemen’deki meşhur bir kabilenin adıdır. Yurtlarının adı da Me’rib idi. Yüce Allah’ın genel olarak bütün insanlara, özel olarak da Araplara ihsan ettiği nimet ve lütuflarından biri de Araplara komşu olan ve geride bıraktıkları eserleri görülen, helâk olmuş kavimlerin, insanların birbirlerine aktarageldikleri birtakım haberlerini Kur’ân-ı Kerîm’de anlatmış olmasıdır. Bundan maksat bunun Kur’ân’ı tasdik etmeyi daha bir teşvik edici olması ve öğüt alma ihtimalini yükseltmesidir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki Sebeliler için kendi yurtlarında” yani yaşadıkları … Devamını oku
Şükretmek, nimetlerin muhafaza edilmesine; nimetlere nankörlük etmek ise nimetlerin elden gitmesine sebebiyet verir.
Güvenlik, Allah'ın kulları üzerindeki en büyük nimetlerinden birisidir.
Hakikî iman; kişiyi Allah'ın izni ile şeytana uymaktan ve şeytanın onu azdırıp yoldan çıkarmasından korur.
Şirki meydana getiren sebepleri ve onu ortaya çıkaran etkenleri ortadan kaldırmak gerekir. Örneğin putların mülkü olduğu ya da onların Yüce Allah'a ortak oldukları yahut Allah katında yardım ve şefaatçiler olduğunu ileri sürmek gibi iddiaların yok edilmesi gerekir.
19. ayetin diğer mealleri
Rabbimiz, (memleketlerde ki) yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssaları haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için ayetler/ibretler vardır.
Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır, dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.
19. ayet kelime kelime
فَقَالُوا۟faqālūdediler
رَبَّنَاrabbanāRabbimiz
بَٰعِدْbāʿiduzaklaştır
بَيْنَbaynaarasını
أَسْفَارِنَاasfārināseferlerimizin
وَظَلَمُوٓا۟waẓalamūve zulmettiler
أَنفُسَهُمْanfusahumkendilerine
فَجَعَلْنَٰهُمْfajaʿalnāhumbiz de onları çevirdik
أَحَادِيثَaḥādīthaefsanelere
وَمَزَّقْنَٰهُمْwamazzaqnāhumonları darmadağın ettik
Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size: “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var." demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi; onların, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bunların hepsi isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.
Biz geçimlerinde şımarmış nice ülkeleri helâk ettik. İşte onlardan sonra –çok kısa bir süre dışında- kimsenin oturmadığı meskenleri. Mirasçı olanlar biz olduk biz.
Allah şöyle bir kasabayı örnek olarak verir: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlatarak öğüt ver" diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
- Size ayetlerinden bir kısmını göstermek için Allah’ın nimeti ile gemilerin denizde akıp gittiğini görmez misin? İşte bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için muhakkak ayetler vardır.