Kendileri (Sebe) ile içlerinde bereketler kıldığımız memleketler (Şam) arasında (birbirine yakın) görünebilen memleketler var ettik. İçlerinde yolculuğu ölçülü kıldık/konaklara ayırdık ve; “Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın." (dedik).
Sebe’ Suresi’nin 18. ayeti (34:18) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 430. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Sebe’ Suresi 18. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
18. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Yemen'deki Sebe halkı ile içlerinde bereketler kıldığımız Şam diyarı arasında birbirine yakın görünebilen memleketler var ettik. Böylece onlar; herhangi bir meşakkat olmaksızın Şam'a ulaşıncaya kadar bir köyden diğer köye geçip giderlerdi. Onlara; "Oralarda geceleri ve gündüzleri açlıktan, susuzluktan ve düşman korkusundan uzak güvenlik içinde gezip dolaşın." dedik.
15-19. Sebe’, Yemen’deki meşhur bir kabilenin adıdır. Yurtlarının adı da Me’rib idi. Yüce Allah’ın genel olarak bütün insanlara, özel olarak da Araplara ihsan ettiği nimet ve lütuflarından biri de Araplara komşu olan ve geride bıraktıkları eserleri görülen, helâk olmuş kavimlerin, insanların birbirlerine aktarageldikleri birtakım haberlerini Kur’ân-ı Kerîm’de anlatmış olmasıdır. Bundan maksat bunun Kur’ân’ı tasdik etmeyi daha bir teşvik edici olması ve öğüt alma ihtimalini yükseltmesidir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki Sebeliler için kendi yurtlarında” yani yaşadıkları … Devamını oku
Şükretmek, nimetlerin muhafaza edilmesine; nimetlere nankörlük etmek ise nimetlerin elden gitmesine sebebiyet verir.
Güvenlik, Allah'ın kulları üzerindeki en büyük nimetlerinden birisidir.
Hakikî iman; kişiyi Allah'ın izni ile şeytana uymaktan ve şeytanın onu azdırıp yoldan çıkarmasından korur.
Şirki meydana getiren sebepleri ve onu ortaya çıkaran etkenleri ortadan kaldırmak gerekir. Örneğin putların mülkü olduğu ya da onların Yüce Allah'a ortak oldukları yahut Allah katında yardım ve şefaatçiler olduğunu ileri sürmek gibi iddiaların yok edilmesi gerekir.
18. ayetin diğer mealleri
Kendileri (Sebe) ile içlerinde bereketler kıldığımız memleketler (Şam) arasında (birbirine yakın) görünebilen memleketler var ettik, içlerinde yolculuğu ölçülü kıldık/konaklara ayırdık ve “Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın (dedik).
Onların yurdu ile, içlerini bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında yürümeyi konaklara ayırdık. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolaşın dedik.
Biz onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında, sırt sırta şehirler meydana getirmiştik. Ve onlar da muntazam gidiş geliş düzenledik. (Onlara): Buralarda gecelerce ve gündüzlerce emniyet içinde gezip yürüyün (dedik).
Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size: “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var." demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi; onların, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bunların hepsi isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.
Biz geçimlerinde şımarmış nice ülkeleri helâk ettik. İşte onlardan sonra –çok kısa bir süre dışında- kimsenin oturmadığı meskenleri. Mirasçı olanlar biz olduk biz.
Allah şöyle bir kasabayı örnek olarak verir: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.