yaʿmalūna lahu mā yashāu min maḥārība watamāthīla wajifānin kal-jawābi waqudūrin rāsiyātin iʿ'malū āla dāwūda shuk'ran waqalīlun min ʿibādiya l-shakūru
Meal
Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Dâvud ailesi! Şükür için çalışın. Kullarımdan şükredenler pek azdır.
Sebe’ Suresi’nin 13. ayeti (34:13) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 429. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Sebe’ Suresi 13. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
13. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Bu cinler; Süleyman -aleyhisselam-'ın istediği namaz kılınan mescitleri, sarayları, istediği surları, çanaklardan büyük su havuzlarını, büyüklüğü sebebi ile yerinden hareket etmeyen sabit yemek kazanları yaparlardı. Onlara şöyle dedik: "Ey Dâvûd ailesi! Size verdiği nimetler için Allah'a şükür için çalışıp, amel işleyin. Zira verdiğim nimetlere kullarımdan şükredenler azdır."
13. Onların yaptıkları işler, Süleyman aleyhisselam’ın yapmalarını dilediği her türlü işti. “Kaleler” (diye meali verilen) “محاريب” kelimesi, inşa edilen ve kendisi vasıtası ile binaların muhkem kılındığı her türlü yapı demektir. Bu ifadeyle oldukça muhteşem binaların yapıldığı anlatılmak istenmektedir. “Heykeller” yani bu işi sağlam yapmaları ve bu konuda güçleri dolayısı ile canlı cansız varlıkların suretlerini yaparlardı. “Büyük havuzları andıran çanaklar” Süleyman aleyhisselam, başkasının ihtiyaç duymadığı şeylere ihtiyaç duyduğundan dolayı onlara bu kadar büyük çanakları yemek pişirmek … Devamını oku
Allah'ın, kendisine mülk (hükümranlık) ve peygamberlik vererek; dağların ve kuşların kendisiyle birlikte tespih etmesi ve demirin kendisi için yumuşatılması ile Dâvûd -aleyhisselam-'a olan ikramı beyan edilmiştir.
Allah'ın, kendisine mülk (hükümranlık) ve peygamberlik vererek Süleyman -aleyhisselam-'a olan ikramı beyan edilmiştir.
Verilen nimetlerden dolayı Allah'a şükretmenin gerekliliği beyan edilmiştir.
Gayb ilmini bilmenin Allah'a has olduğu, cinlerin ve diğerlerinin gayb bilgisine ulaştıklarını iddia eden kimselerin buna dair bir dayanaklarının ve esaslarının olmadığı beyan edilmiştir.
13. ayetin diğer mealleri
Onlar, onun için ne dilerse; (tapınak) yüksek binalar, heykeller, büyük havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi; şükrederek amel edin. Kullarımdan şükredenler çok azdır.
Onlar Süleyman’a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. "Ey Dâvûd ailesi! Şükür olmak üzere Allah'ın itaatına çalışın. Zira kullarımdan şükredenler azdır."
Onlar, ona mihrablar, timsaller (heykeller) ve havuzlar gibi çanaklar ve sâbit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışın ey Davud hanedanı, şükür için çalışın. Ama kullarım içinde şükreden azdır.