37:161 ayetinin metni
فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ ١٦١
Okunuşu
fa-innakum wamā taʿbudūna
Meal
Artık ne siz ne de ibadet ettikleriniz;
سورة الصافات، الآية ١٦١
فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ ١٦١
fa-innakum wamā taʿbudūna
Artık ne siz ne de ibadet ettikleriniz;
Sâffât Suresi’nin 161. ayeti (37:161) Mekki bir surededir; 23. cüzde, Mushaf’ın 452. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Ey müşrikler! Şüphesiz siz ve Allah'tan başka ibadet ettikleriniz,
161-163. Yani ey müşrikler! Siz de Allah ile birlikte ibadet ettiğiniz ilahlarınız da hiçbir kimseyi fitneye düşüremez ve saptıramazsınız. Allah’ın cehennemliklerden olacaklarına dair hüküm verdikleri ve haklarında ilâhî hükmün yürürlüğe konulduğu kimseler müstesnâdır. Bundan maksat, hem kendilerinin, hem de uydurma ilâhlarının herhangi bir kimseyi saptırmaktan yana aciz olduklarını, Yüce Allah’ın kudretinin de kemal derecesinde olduğunu açıkça ifade etmektir. Yani sizler, Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kullarını ve kurtuluşa ermiş taraftarlarını saptırma ümidini asla taşımayın.
Sâffât suresinin 154-182. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 452. sayfası).
Siz ve ibadet ettikleriniz.
Sizler ve taptığınız şeyler!
(161-162-163) Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.
وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ ءَاذَانٌ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ كَٱلْأَنْعَٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ
Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu Cehennem için yaratmışızdır. Çünkü onların kalpleri vardır ama kavrayıp anlamazlar. Gözleri vardır, onunla görmezler; kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlardan daha şaşkındırlar.
وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا
Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, ümmetler içinde en doğru yolda olacaklarına, dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) gelince; bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.
أَن تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلْكِتَٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيْنِ مِن قَبْلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمْ لَغَٰفِلِينَ …
“Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa (Yahudi ve Hristiyanlara) indirildi ve biz onların okuduklarından habersiz kimseler idik” demeyesiniz diye (size Kur’ân’ı indirdik). …