30:12 ayetinin metni
وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبْلِسُ ٱلْمُجْرِمُونَ ١٢
Okunuşu
wayawma taqūmu l-sāʿatu yub'lisu l-muj'rimūna
Meal
Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar umutsuz kesilirler.
سورة الروم، الآية ١٢
وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبْلِسُ ٱلْمُجْرِمُونَ ١٢
wayawma taqūmu l-sāʿatu yub'lisu l-muj'rimūna
Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar umutsuz kesilirler.
Rûm Suresi’nin 12. ayeti (30:12) Mekki bir surededir; 21. cüzde, Mushaf’ın 405. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Kıyametin kopacağı gün mücrimler Allah'ın rahmetinden ümitlerini keseceklerdir. Küfürlerine karşı delilleri kalmadığı için emelleri de yok olmuştur.
11. Yüce Allah, tek başına bütün mahlukatı ilkin kendisinin yarattığını sonra da onları tekrar yaratıp dirilteceğini haber vermektedir. Onları dirilttikten sonra amellerinin karşılığını kendilerine vermek üzere de hepsi O’na döneceklerdir. Bundan dolayı Yüce Allah, önce kötü kimselerin amellerinin cezasını, sonra da hayır işleyenlerin amellerinin karşılığını söz konusu etmekte ve şöyle buyurmaktadır: 12. “Kıyametin kopacağı gün” insanların, âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkıp Kıyameti ayan beyan görecekler vakit “günahkârlar ümitlerini yitirip suskunluğa gömüleceklerdir.” Her türlü hayırdan … Devamını oku
Rûm suresinin 6-15. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 405. sayfası).
Kıyametin koptuğu gün, suçlular ümitsizlik içinde susup kalacaklardır.
Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde) susacaklardır.
Kıyamet saatinin gelip çattığı gün suçlular, her ümidi keserler.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ
Kıyametin kopacağı gün, işte o gün Müminler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır.
وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقْسِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا۟ غَيْرَ سَاعَةٍ كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ
Kıyametin kopacağı gün günahkârlar, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
ٱلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدْخِلُوٓا۟ ءَالَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ ٱلْعَذَابِ
Onlar sabah akşam o ateşe sunulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)!
وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ ٱلْمُبْطِلُونَ
Göklerle yerin mülkü Allah’ındır. Kıyametin kopacağı günde, işte o günde batıl peşinde gidenler zarara uğrayacaklardır.