İçeriğe geç

A’râf Suresi 129. Ayet

سورة الأعراف، الآية ١٢٩

7:129 9. cüz 17. hizb Mushaf’ta 165. sayfa Mekki sure

7:129 ayetinin metni

قَالُوٓا۟ أُوذِينَا مِن قَبْلِ أَن تَأْتِيَنَا وَمِنۢ بَعْدِ مَا جِئْتَنَا قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ ۝١٢٩

Okunuşu

qālū ūdhīnā min qabli an tatiyanā wamin baʿdi mā ji'tanā qāla ʿasā rabbukum an yuh'lika ʿaduwwakum wayastakhlifakum fī l-arḍi fayanẓura kayfa taʿmalūna

Meal

Onlar: “Sen bize gelmezden evvel de geldikten sonra da işkenceye uğratıldık.” dediler. Dedi ki: “Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi, yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi ve böylece nasıl amel edeceğinize bakması umulur” dedi.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 129. ayeti (7:129) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 165. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 129. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

129. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Musa'nın İsrailoğulları'ndan olan kavmi, Musa -aleyhisselam-'a şöyle dediler: "Ey Musa! Sen bize gelmezden önce de, sen bize geldikten sonra da Firavun'un erkek çocuklarımızın öldürülmesi ve kadınlarımızın hizmet etmeleri için hayatta bırakılması ile işkenceye maruz kaldık." Musa -aleyhisselam- onlara nasihatte bulunarak ve kurtulmalarının müjdesini vererek şöyle dedi: "Umulur ki Rabbiniz, düşmanınız Firavun ve kavmini helak eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar. Ondan sonra da şükür ile mi yoksa inkar ile mi amel edeceğinize bakar." dedi.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

129. İsrailoğulları, Firavun’un işkence ve eziyeti altında uzun süre kalmaktan yana usanmış bir halde Mûsâ’ya “dediler ki: Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da….” aynı şekilde eziyet görüyoruz. Onlar bize en kötü azabı tattırıyorlar, oğullarımızı öldürüyor ve kız çocuklarımızı diri bırakıyorlar. Mûsâ da Firavun’un ve kavminin kötülüklerinden kurtuluşun yakın olduğu konusunda onlara umut vererek şöyle dedi: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar” Size orada iktidar verir ve yönetimi size tevdi eder de “sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” Şükür mü edeceksiniz yoksa nankörlük mü? Bu, ilâhi bir vaat idi ki Yüce Allah, dilediği vakit gelince onu gerçekleştirmiştir.

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 121-130. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 165. sayfası).

  • Sihirbazların cesur duruşu, yürekli ve açık bir tavırla imanlarını ilan etmeleri, insanın hevâsından sıyrılarak, akla ve doğru fikre teslim olması durumunda iman ile ilgili delillerin kendisi için net bir şekilde ortaya çıktığında hemen iman edeceğini gösterir.
  • Allah'a ve ahiret gününe iman edenler savaş, sıkıntı ve şiddet anlarında en azametli, en cesur ve sabırlı olan kimselerdir.
  • İktidardan faydalananlar ehli imana karşı yöneticiyi kışkırtıp tahrik ederler. Çünkü onlara göre sultanın varlığı onların yararına olan şeylerin devam etmesini sağlar.
  • Yağmurun yağmama ve fiyatların pahalı olma sebeplerinden birisi de zulüm ve bozgunculuktur.

129. ayetin diğer mealleri

Kavmi ise: Sen bize gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. Musa da: Rabbinizin düşmanlarınızı helak etmesi ve sizi yeryüzünde nasıl davranacağınıza bakmak için, iktidara getirmesi umulur, dedi.

  Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. (Musa), «Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar» dedi.

Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır."

129. ayet kelime kelime

  1. قَالُوٓا۟ qālū dediler
  2. أُوذِينَا ūdhīnā bize işkence edildi
  3. مِن min önceden
  4. قَبْلِ qabli
  5. أَن an sen bize gelmezden
  6. تَأْتِيَنَا tatiyanā
  7. وَمِنۢ wamin ve
  8. بَعْدِ baʿdi sonradan
  9. مَا mā sen bize geldikten
  10. جِئْتَنَا ji'tanā
  11. قَالَ qāla dedi
  12. عَسَىٰ ʿasā umulur ki
  13. رَبُّكُمْ rabbukum Rabbiniz
  14. أَن an yok eder
  15. يُهْلِكَ yuh'lika
  16. عَدُوَّكُمْ ʿaduwwakum düşmanınızı
  17. وَيَسْتَخْلِفَكُمْ wayastakhlifakum ve sizi hakim kılar
  18. فِى fī yeryüzüne
  19. ٱلْأَرْضِ l-arḍi
  20. فَيَنظُرَ fayanẓura böylece bakar
  21. كَيْفَ kayfa nasıl
  22. تَعْمَلُونَ taʿmalūna hareket edeceğinize

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ