İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 82. Ayet

سورة آل عمران، الآية ٨٢

3:82 3. cüz 6. hizb Mushaf’ta 60. sayfa Medeni sure

3:82 ayetinin metni

فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ ۝٨٢

Okunuşu

faman tawallā baʿda dhālika fa-ulāika humu l-fāsiqūna

Meal

Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 82. ayeti (3:82) Medeni bir surededir; 3. cüzde, Mushaf’ın 60. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 82. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

82. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Kim, Allah ve peygamberlerinin şahitlikleriyle verilen bu kesin sözden sonra yüz çevirirse işte onlar, Allah'ın dininden ve taatinden çıkan kimselerdir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 81–82. ayetler

81-82. Yüce Allah şöyle haber vermektedir: O, bütün peygamberlerden söz ve ahit almıştır. Buna sebep ise onlara verdiği ve lütfettiği kitap ve hikmettir. Bu kitap ve hikmet ise Allah’ın hakkını eksiksiz olarak yerine getirmeyi ve bunu tastamam ifa etmeyi gerektirir. Şöyle ki şâyet onlara beraberlerinde bulunanı tasdik eden, kendileri ile gönderilen tevhidi, hak ve adaleti, şeriatlerin ittifakla kabul ettikleri esasları doğrulayan buyruklar getiren peygambere iman edecekler ve ona yardım edeceklerdir. Onlar da kendilerinden alınan bu sözü kabul ettiklerini söylemiş, itiraf etmiş ve bu söze … Devamını oku

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 78-83. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 60. sayfası).

  • Yahudi âlimleri sapıklık içindeydiler. Allah'ın kelamını tahrif etmek için hile ve tuzaklar, düzenlerler. Ayrıca bu tahriflerini Allah Teâlâ'ya nispet ederek insanlara yalan söylerler.
  • Her kim nebilerden birisinin dini üzerine olduğunu iddia ediyorsa, Muhammed -aleyhissalatu vesselam-'a iman etmelidir. Yoksa Allah Teâlâ'ya verdiği ahdini bozmuş olur.
  • İnsanların en yüksek dereceye sahip olanları ilim ve ameli bir araya getiren ve insanları bu konuda terbiye eden rabbani âlimlerdir.
  • En büyük sapıklık, iyi ve facir olan tüm yaratılmışların kendisine teslim olduğu Allah Teâlâ'nın dininden yüz çevirmektir.

82. ayetin diğer mealleri

Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

  Artık bundan sonra her kim dönerse işte asıl fâsık olanlar onlardır.

Artık bundan sonra her kim dönerse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.

82. ayet kelime kelime

  1. فَمَن faman artık kim
  2. تَوَلَّىٰ tawallā dönerse و ل ي
  3. بَعْدَ baʿda sonra ب ع د
  4. ذَٰلِكَ dhālika bundan
  5. فَأُو۟لَٰٓئِكَ fa-ulāika işte
  6. هُمُ humu onlar
  7. ٱلْفَٰسِقُونَ l-fāsiqūna fasıklardır ف س ق

82. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Nûr 24:55

    وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ كَمَا ٱسْتَخْلَفَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ ٱلَّذِى ٱرْتَضَىٰ لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّنۢ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِى لَا يُشْرِكُونَ بِى شَيْـًٔا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılacağını, kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için güçlendirip yerleştireceğini ve korkulu hallerini güvene çevireceğini vadetmiştir. Bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet ederler. Bundan sonra artık kim kâfir olursa onlar fasıkların ta kendileridir.

  • Âl-i İmrân 3:94

    فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

Âl-i İmrân Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

18 Ekim 2026 Pazar 7 جمادى الأولى 1448 هـ