İçeriğe geç

Nisâ Suresi 90. Ayet

سورة النساء، الآية ٩٠

4:90 5. cüz 10. hizb Mushaf’ta 92. sayfa Medeni sure

4:90 ayetinin metni

إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ أَوْ جَآءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَٰتِلُوكُمْ أَوْ يُقَٰتِلُوا۟ قَوْمَهُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَٰتَلُوكُمْ فَإِنِ ٱعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ فَمَا جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا ۝٩٠

Okunuşu

illā alladhīna yaṣilūna ilā qawmin baynakum wabaynahum mīthāqun aw jāūkum ḥaṣirat ṣudūruhum an yuqātilūkum aw yuqātilū qawmahum walaw shāa l-lahu lasallaṭahum ʿalaykum falaqātalūkum fa-ini iʿ'tazalūkum falam yuqātilūkum wa-alqaw ilaykumu l-salama famā jaʿala l-lahu lakum ʿalayhim sabīlan

Meal

Ancak sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavme sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmak istemediklerinden göğüsleri daralarak size gelenler bundan müstesnadır. Eğer Allah dileseydi, bunları size musallat eder ve bunlar da sizinle savaşırlardı. O halde, onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, artık Allah onlara saldırmak için size yol vermez.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nisâ Suresi’nin 90. ayeti (4:90) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 92. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Nisâ Suresi 90. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

90. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ancak sizinle onlar arasında savaş yapmamak üzerine kesin bir anlaşma olan bir kavme sığınanlara veya ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmak istemediklerinden yürekleri daralmış olarak size gelmiş olanlara dokunmayın. Eğer Allah dileseydi onları sizlere karşı güçlü kılar ve onlar da sizinle savaşırdı. O halde Allah’tan gelen bu esenliğini kabul edin ve onları öldürmek veya esir almak için saldırmayın. Eğer sizden uzak durarak sizinle savaşmazlar, savaşmayı terk ederek kendi çıkarları için sizlere aman dilemeye gelirlerse, artık Allah sizlerin onları öldürmeniz ve esir almanız için bir yol bırakmamıştır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

90. Daha sonra Yüce Allah bu gibi münafıklarla savaşma hükmünden, üç kesimi istisna etmektedir. Bunlardan ikisiyle savaşı bırakmayı kesin olarak emretmektedir: Birincisi: Kendileri ile müslümanlar arasında savaşılmayacağına dair antlaşma bulunan bir topluluğa gidip onlara katılan kimselerdir. Böyleleri, mal ve canın korunması bakımından o gidip katıldığı toplumun hükmünü alır. İkincisi: Bu grup ise: “Hem sizinle hem kendi kavimleri ile savaşmaktan içleri daralan” kimselerdir. Yani bunlar ne sizinle savaşmak istemektedirler, ne de kendi kavimleri ile savaşmak. Her iki kesimle de savaşmamayı … Devamını oku

Nisâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nisâ suresinin 87-91. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 92. sayfası).

  • Bazı münafıkların hallerinin gizli kalması, onlara karşı sergileyecekleri tutumun hükmü hususunda müminleri kendi aralarında ihtilafa düşürmüştür.
  • Münafıkların durumlarına bakılarak ve maslahat gereği onlara karşı nasıl tutum sergileneceği beyan edilmiştir.
  • Eziyet edici bir saldırıda bulunmamış münafıklara dokunmayan İslam dininin adaleti ortaya konulmuştur.
  • Allah yolunda cihat etmek, ondan geri kalmaları ve zoraki bahaneler uydurmaları sebebiyle münafıkları net bir şekilde ortaya çıkarır.

90. ayetin diğer mealleri

Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara yahut sizinle olup kendi toplumlarına karşı savaşmak konusunda içleri daralıp, sıkılanlara dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve barışı size bırakırlarsa, artık Allah, onlara (saldırmak) için size bir yol vermemiştir.

Ancak sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavme sığınanlara, yahut sizinle veya kendi kavimleriyle dövüşmek istemediklerinden göğüsleri daralıp size katılanlara dokunmayın. Eğer Allah dileseydi onları sizin üzerinize musallat eder, onlar da sizinle dövüşürlerdi. Yok eğer sizden uzaklaşırlar, sizinle dövüşmezler ve barışı size bırakırlarsa, bu takdirde Allah, sizin için onlar aleyhine bir yol açmamıştır.

Ancak o kimselere dokunmayın ki, sizinle aralarında anlaşma olan bir kavme sığınmış bulunurlar. Yahut ne sizinle, ne de kendi kavimleriyle savaşmayı gönüllerine sığdıramayıp tarafsız olarak size gelmişlerdir. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı, onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak dururlar, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse, Allah, sizin için onlar aleyhine bir yol vermemiştir.

90. ayet kelime kelime

  1. إِلَّا illā ancak hariç
  2. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseler
  3. يَصِلُونَ yaṣilūna sığınan(lar)
  4. إِلَىٰ ilā bir topluma
  5. قَوْمٍۭ qawmin
  6. بَيْنَكُمْ baynakum sizinle
  7. وَبَيْنَهُم wabaynahum kendileri arasında
  8. مِّيثَٰقٌ mīthāqun andlaşma bulunan
  9. أَوْ aw yahut
  10. جَآءُوكُمْ jāūkum size gelenler
  11. حَصِرَتْ ḥaṣirat sıkılarak
  12. صُدُورُهُمْ ṣudūruhum yürekleri
  13. أَن an sizinle savaşmaktan
  14. يُقَٰتِلُوكُمْ yuqātilūkum
  15. أَوْ aw veya
  16. يُقَٰتِلُوا۟ yuqātilū savaşmaktan
  17. قَوْمَهُمْ qawmahum kendi toplumlarıyle
  18. وَلَوْ walaw eğer
  19. شَآءَ shāa dileseydi
  20. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  21. لَسَلَّطَهُمْ lasallaṭahum onları salardı
  22. عَلَيْكُمْ ʿalaykum sizin üstünüze
  23. فَلَقَٰتَلُوكُمْ falaqātalūkum sizinle savaşırlardı
  24. فَإِنِ fa-ini o halde
  25. ٱعْتَزَلُوكُمْ iʿ'tazalūkum onlar sizden uzak dururlar
  26. فَلَمْ falam sizinle savaşmazlar
  27. يُقَٰتِلُوكُمْ yuqātilūkum
  28. وَأَلْقَوْا۟ wa-alqaw ve isterlerse
  29. إِلَيْكُمُ ilaykumu sizinle
  30. ٱلسَّلَمَ l-salama barış içinde yaşamak
  31. فَمَا famā vermemiştir
  32. جَعَلَ jaʿala
  33. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  34. لَكُمْ lakum size
  35. عَلَيْهِمْ ʿalayhim onların aleyhine
  36. سَبِيلًا sabīlan bir yol

90. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Tevbe 9:5

    فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلْأَشْهُرُ ٱلْحُرُمُ فَٱقْتُلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَٱحْصُرُوهُمْ وَٱقْعُدُوا۟ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّوا۟ سَبِيلَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Haram aylar çıkınca, Allah’a şirk koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Nisâ 4:92

    وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَـًٔا وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُوا۟ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    Bir Müminin bir Mümini hata dışında öldürmesi olmaz. Eğer bir kimse bir Mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası Mümin bir köle azat etmek ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça, ailesine teslim edilen bir diyettir. Eğer ölen, Mümin olduğu halde size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir Mümin köle azat etmektir. Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine teslim olunan bir diyet ve Mümin bir köle azat etmektir. Fakat kim bunu bulamazsa, Allah tarafından tövbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe oruç tutmaktır. Allah her şeyi bilendir, Hakîm'dir.

  • Enfâl 8:72

    إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَوا۟ وَّنَصَرُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَمْ يُهَاجِرُوا۟ مَا لَكُم مِّن وَلَٰيَتِهِم مِّن شَىْءٍ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا۟ وَإِنِ ٱسْتَنصَرُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ فَعَلَيْكُمُ ٱلنَّصْرُ إِلَّا عَلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça onlara yardım etmeniz gerekir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Nisâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ