İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça onlara yardım etmeniz gerekir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Enfâl Suresi’nin 72. ayeti (8:72) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 186. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Enfâl Suresi 72. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
72. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Allah'a iman edenler ve peygamberini doğrulayıp onun şeriatı ile amel edenler, küfür beldesinden İslam beldesine hicret edenler yahut güven içerisinde Allah Teâlâ'ya ibadet edecekleri başka bir yere hicret edenler, mallarını ve canlarını Allah'ın kelimesinin yüce olması için harcayanlar, bu uğurda mücadele edenler ile hicret edenleri kendi diyarlarına getirenler, onlara yardım edenler, işte bu muhacirler ve ülke ahalisinden onlara yardım edenler var ya; işte bunlar destek olmada ve yardımlaşmada birbirlerinin dostlarıdırlar. -Ey Müminler!- İman edip de küfür beldesinden İslam beldesine hicret etmeyenlere gelince; hicret edinceye kadar onlara yardım etmek ve onları korumak sizin sorumluluğunuz değildir. Eğer kâfirler onlara zulmeder de onlar sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmadığı müddetçe ahdi bozmaksızın düşmanlarına karşı onlara yardım edin. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O size, yaptıklarınızın karşılığını verecektir.
72. İşte bu, bir dostluk ve bir sevgi akdidir. Bu, Yüce Allah'ın iman edip Allah yolunda hicret eden, Allah için ve Allah yolunda cihad amacı ile vatanlarını terk eden muhacirler ile Allah Rasûlünü ve onun ashabını yurtlarında barındırarak onlara malları ile canları ile yardımcı olan Ensar arasında yaptığı bir akittir. İşte bunlar imanlarının kemali ve birbirlerine tam anlamı ile bağlılıkları dolayısı ile birbirlerinin velileri, dostları ve yardımcılarıdırlar. “İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edene kadar sizin onlarla hiçbir dostluk bağınız yoktur.” Çünkü onlar, yanınızda yer … Devamını oku
Müminlerin, esirleri iman etmeye davet ve teşvik etmeleri gerekir.
Ayetler, maddi ve manevi yardımların sebeplerini yerine getirdikleri sürece müşriklere karşı Müminlere yardıma devam edileceği müjdesini içermektedir.
Müslümanlar, küfür ehline karşı tek yumruk olmadıkları sürece kuvvetleri ortaya çıkmayacaktır ve bundan dolayı (yeryüzünde) büyük bir fesat meydana gelecektir.
Bazı Müslümanların yararlarının aksine de olsa İslam'ın şiarlarından olan ahitleri ve vaatleri yerine getirmenin fazileti beyan edilmiştir.
72. ayetin diğer mealleri
İman eden, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat eden ve (muhacirleri) barındırıp, onlara yardım edenler. İşte onlar birbirlerinin velisidir. İman edip de hicret etmeyenler, onlar hicret edene kadar hiçbir velayetiniz yoktur. Fakat din hususunda sizden yardım isterlerse onlara aranızda sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmeniz gerekir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.
Gerçekten de iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad veren, onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İman ettiği halde henüz hicret etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkınız yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım isterlerse, sizinle arasında antlaşma bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça, onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur. Allah bütün yaptıklarınızı görüp duruyor.
(İman etmede) ilk ve öncü olan Muhacirler'den, Ensar'dan ve onlara güzelce tabi olanlardan Allah razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları Cennetler hazırlamıştır. İşte en büyük kurtuluş budur.
Allah, peygamberin, Muhacirler'in, Ensar'ın ve sıkıntılı bir zamanda (Tebuk Savaşı'nda) bir kısmının kalpleri meyletmek üzere iken peygambere tabi olan kimselerin tevbelerini kabul etti. Sonra onların tevbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz O çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
(Allah'ın verdiği bu savaş malları) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'a ve Rasûlüne yardım eden fakir Muhacirler'indir. Ki onlar, sadıkların ta kendileridir. …
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (Muhacirler'i) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek Müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.
Asıl Müminler, Allah’a ve Rasûlüne iman edip, sonra da hiç şüphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. İşte doğrular/sadıklar onlardır.
Allah Rasûlü'nün ardından onun aksine (Tebük Savaşı'ndan) geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat hoşlarına gitmedi de sıcakta savaşa çıkmayın, dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.
İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.