Kim bir iyilikle gelirse, ona on katı (mükâfat) verilecektir. Kim de bir kötülükle gelirse, yalnızca onun karşılığı ile cezalandırılacaktır ve onlara zulmedilmez.
En’âm Suresi’nin 160. ayeti (6:160) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 150. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
En’âm Suresi 160. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
160. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Kıyamet günü Müminlerden her kim bir iyilikle gelirse, Allah o iyiliği on misliyle mükâfatlandıracaktır. Her kim de bir kötülükle gelirse, daha fazlasıyla değil, ancak ağırlık ve büyüklük olarak yaptığının misliyle cezalandırılacaktır. Kıyamet günü onlar iyiliklerinin sevabı azaltılarak yahut kötülüklerinin günahı artırılarak herhangi bir zulme uğratılmayacaklardır.
160. Daha sonra Yüce Allah amellerine verilecek karşılığın niteliğini belirterek şöyle buyurmaktadır: Sözlü ve fiilî, gizli ve açık, Allah’ın hakkı ile ilgili veya kullarının hakkı ile ilgili olsun herhangi bir “iyilikle gelene bunun on misli (mükafat) vardır.” Bu iyiliğe verilecek olan kat kat mükâfaatın en alt sınırıdır. “Kötülükle gelen de ancak onun misli ile cezalandırılır.” Bu da Yüce Allah’ın eksiksiz adalet ve ihsanının bir neticesidir. O, zerre ağırlığı kadar bile zulmetmez. Bundan dolayı: “Onlara zulmedilmez” buyurmuştur.
Şüphesiz din, birlikte olmayı ve ittifak etmeyi emrederek, bölünmeyi ve ayrılmayı da yasaklar.
Allah'ın kötülüklere misliyle, iyiliklere de on katıyla karşılık vermesi, eksiksiz adalet ve ihsanındandır. Yüce Allah'ın on katı ile karşılık vermesi, verilecek mükâfatın en az miktarıdır.
Hak olan dosdoğru din, kulun bütün amel ve önceliklerini Allah -Azze ve Celle- için kullanmasını gerekli kılar. Kul; namazı, ibadeti, hac ibadetleri, kestiği kurbanları, hayatındaki ve ölümünün ardından yapılmasını vasiyet ettiği bütün ibadetleri ve amelleriyle bir tek ona yönelmesi gerekir.
160. ayetin diğer mealleri
Kim bir iyilik yaparsa ona on katı verilir; bir kötülük yapan ise, yalnız onun karşılığı ile cezalandırılacak ve onlara haksızlık edilmeyecektir.
Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim iyilik getirirse, ona o (getirdiği)nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.
«Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir. "Elif, Lâm, Mim" bir harftir demiyorum. Ancak Elif bir harftir, Lam bir harftir, Mim bir harftir.»
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet edildiğine göre Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah şöyle buyurdu ki: Kulum kötü bir amel yapmak isterse, onu yapmadıkça yazmayın! Yapınca, onu aleyhine bir günah olarak yazın! Eğer benim için terk ederse bunu onun lehine…
عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: «يقول اللهُ: إذا أراد عبدي أنْ يعملَ سيئةً، فلا تكتبوها عليه حتى يعملَها، فإنْ عَمِلها فاكتبوها بمثلِها، وإنْ تركها مِن أجلي فاكتبوها له حسنةً، وإذا أراد أنْ يعملَ حسنةً فلم يعملها…
Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hristiyanlar, Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir.
Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse; bilsin ki kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
Kim bir kötülük işlerse sadece onun benzeriyle cezalandırılır. Erkek olsun, kadın olsun kim de Mümin olarak bir salih amel işlerse işte onlar cennete girerler; orada hesapsızca rızıklandırılırlar.