Dediler ki: “Sen ve sana uyanlar bize uğursuzluk getirdiniz.” Dedi ki: Sizin uğursuzluğunuz Allah nezdindedir. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz.” dedi.
Neml Suresi’nin 47. ayeti (27:47) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 381. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Neml Suresi 47. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
47. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Kavmi hakka karşı inat ederek ona şöyle dedi: "Seninle ve beraberindeki Müminlerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Başınıza gelen sıkıntılar sebebiyle uğur getirmesi için uçurduğunuz kuşların ilmi Allah katındadır. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Muhakkak sizler; size verilen çok hayırlar ve başınıza gelen şerlerle imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz."
47. Kavmi, peygamberleri Sâlih’e karşı çıkarak ve onu yalanlayarak “dediler ki: Sen ve sana uyanlar bize uğursuzluk getirdiniz.” Kahrolasıcalar! Salih’in yüzünden hayır görmediklerini, onun ve beraberindeki mü’minlerin, kendi dünyevi isteklerinin gerçekleşmesine engel olduklarını iddia ettiler. âlih aleyhisselam da onlara “dedi ki: “Sizin uğursuzluk (saydığınız musietler), Allah katında (takdir edilmiştir).” Yani Allah’ın başınıza getirdiği musibetlerin sebebi, sizin günahlarınızdır. “Bilakis siz” darlıkla, bollukla, hayırla ve şerle aklınızı başınıza alıp tevbe edecek misiniz, etmeyecek misiniz diye “sınanan bir toplumsunuz.” İşte peygamberlerini yalanlamakta tutturdukları yol ve ona verdikleri karşılık bu idi.
Günahlardan bağışlanma dilemek Yüce Allah'ın rahmetinin gelmesine sebep olur.
Şahısları ve eşyaları uğursuz saymak Müminlerin özelliklerinden değildir.
Hak ehline karşı şer ve hile yapmak üzere toplanmanın/birleşmenin akıbeti kötüdür.
Kötülüğü aleni olarak işlemek onu gizli olarak yapmaktan daha çirkindir.
Günah işleyen ve zina edenlere karşı durup, yaptıklarını inkâr etmek farzdır.
47. ayetin diğer mealleri
Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık, dediler. Uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah katındandır. Esasında imtihan oluyorsunuz, dedi.
Şöyle dediler: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık. Sâlih: Size çöken uğursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı) dır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.
Cevap verdiler: "Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih: "Size çöken uğursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı)-dır. Belki siz imtihana çekilen bir kavimsiniz" dedi.
Onlara bir iyilik geldiği zaman; “Bu bizim hakkımızdır” derler. Onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Mûsâ ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin! Onların başına gelen uğursuzlukları sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Her nerede olsanız olun, sapasağlam kaleler içinde bile olsanız ölüm gelip sizi bulur. Onların başına bir iyilik gelse: "Bu, Allah’tandır." derler. Onlara bir kötülük dokunsa "Bu, sendendir" derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluluğa ne oluyor ki; neredeyse hiç bir sözü anlamıyorlar.