Her bir ümmetin yöneldiği bir yön vardır. Öyleyse sizler, hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun, sonunda Allah sizi huzurunda toplayacaktır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.
Bakara Suresi’nin 148. ayeti (2:148) Medeni bir surededir; 2. cüzde, Mushaf’ın 23. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.
Bakara Suresi 148. ayeti dinleyin
69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (75)
148. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Her bir topluluğun yöneldiği maddi veya manevi bir yön vardır. Bunlardan biri de her bir topluluğun kıblelerinin farklı olması ve Allah'ın onlara koyduğu kanunlardır. Yöneldikleri yönler Allah'ın emri ve dini ise, farklı olması onlara bir zarar vermez. Ey Müminler! Sizler yapılması emredilen iyilikleri yapmak üzere yarışın. Muhakkak Allah, kıyamet günü nerede olursanız olun sizleri bir araya toplayacak ve amellerinize göre sizlerin karşılıklarınızı verecektir. Muhakkak Allah, her şeyi yapmaya kadirdir. Sizleri bir araya getirmekten ve karşılıklarınızı vermekten aciz değildir.
148. “Herkesin kendisine döndüğü bir yönü vardır.” Yani her bir din mensubunun ibadeti esnasında kendisine yöneldiği bir yönü vardır. Mesele kıbleye yönelme meselesi değildir. Çünkü bu mesele zaman ve hallerin değişmesi ile değişebilen Şer’î hükümlerdendir. Bu mesele neshe ve bir cihetten bir başka cihete nakle konu olabilir. Ancak esas mesele Allah’a itaat, O’na yaklaşmak ve O’nun nezdinde yakınlaşmaya talip olmaktır. İşte mutluluğun adresi ve Allah’a dost oluşun belgesi budur. Eğer nefisler bu özelliklere sahip olmayacak olursa, dünya ve âhirette hüsrana uğrar. Diğer taraftan bu özelliğe … Devamını oku
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğine delalet etmesi sebebiyle kıblenin değiştirilmesi konusu hakkında uzunca bahsedilmiştir.
Tartışmayı bırakarak, mümin kul için Allah'a itaat etmek ve O'na doğru yarışmakla meşgul olmak, kıyamet günü Rabbinin katında daha faydalıdır.
Allah'a ulaştıran salih ameller çeşitli ve çoktur. Mümine yakışan yüce Allah'tan sevabını ümit ederek bu amelleri yapmasıdır.
Sevabının, kulun en yüce topluluğun içinde anılması olacağından, Allah -Azze ve Celle-'yi zikretmenin ne kadar büyük bir amel olduğu.
148. ayetin diğer mealleri
Herkesin yüzünü çevirdiği bir kıble vardır. Siz hayırlarda yarışın; nerede olursanız Allah sizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.
Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır. (Ey müminler!) Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir.
Kur’an’ı sana, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak hak ile indirdik. Allah’ın indirdikleri ile aralarında hükmet! Sana gelen haktan sonra onların arzularına uyma! Sizin her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi imtihan etmektedir. Hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri açıklayacaktır.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
(O esnada) şimşek onların gözlerini aniden alacakmış gibi olur. Şimşek parıldadığında yürürler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler. Eğer Allah isteseydi onların kulaklarını sağır ve gözlerini kör ederdi. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.
Biz neshettiğimiz veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?
Kitap ehlinden bir çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki haset yüzünden, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürmeyi arzu ederler. Öyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar bırakıp, terk edin. Kendi hallerine bırakınız. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimse gibisini görmedin mi? Allah, bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: "Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bir bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara ibret kılacağız. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" dedi. Durum kendisince anlaşılınca: "Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir," dedi.
Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.