İçeriğe geç

Mü’minûn Suresi 75. Ayet

سورة المؤمنون، الآية ٧٥

23:75 18. cüz 35. hizb Mushaf’ta 347. sayfa Mekki sure

23:75 ayetinin metni

وَلَوْ رَحِمْنَٰهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّ لَّلَجُّوا۟ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ ۝٧٥

Okunuşu

walaw raḥim'nāhum wakashafnā mā bihim min ḍurrin lalajjū fī ṭugh'yānihim yaʿmahūna

Meal

Eğer onlara rahmet edip, başlarındaki sıkıntıyı gidermiş olsaydık bile yine de onlar; azgınlıkları içinde bocalayıp dururlardı.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mü’minûn Suresi’nin 75. ayeti (23:75) Mekki bir surededir; 18. cüzde, Mushaf’ın 347. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Mü’minûn Suresi 75. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

75. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Eğer onlara rahmet etseydik ve onlardaki kıtlık ve açlığı gidermiş olsaydık, yine de onlar tereddüt edip bocalayarak haktan sapmaya devam eder dururlardı.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

75. Bu buyruk, onların azgınlıklarının ve inatlarının aşırı derecede olduğunu beyan etmektedir. Onlara herhangi bir sıkıntı gelip çatacak olursa Allah’a dua eder, iman etmeleri için bu sıkıntıyı açıp gidermesini isterler yahut onları bir şeyle imtihan edecek olursa Allah’a yalvarır, tevbe etmeleri için o belayı gidermesini isterler. Ama Yüce Allah sıkıntılarını açıp giderecek olursa yine azgınlıkta inat eder sapkınlıklarını sürdürürler. Yani şaşkın bir halde küfürlerine devam ederler. Nitekim Yüce Allah, denizdeki yolculuklarında bunu dile getirmektedir. Şöyle ki onlar, gemide bir fırtınaya … Devamını oku

Mü’minûn Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Mü’minûn suresinin 75-89. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 347. sayfası).

  • Kâfirlerin, nimetlere itibar etmemesi yahut üzerlerindeki cezalardan ibret almamaları onların fıtratlarının bozuk olduğuna delildir.
  • Nimetlere nankörlük etmek, kâfirlerin özelliklerindendir.
  • Kör taklite tutunmak, hakka ulaşmaya engel olur.
  • Rububiyet tevhidini ile birlikte uluhiyet tevhidini kabul etmemek, kişiyi (amellerinin iptal edilmesinden ve ateşe girmekten) kurtaramaz.

75. ayetin diğer mealleri

Eğer onlara rahmet edip, başlarındaki sıkıntıyı gidermiş olsaydık bile yine de azgınlıkları içinde bocalayıp dururlardı.

Eğer onlara acıyıp da içinde bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında direnirlerdi.

Eğer onlara acıyıp da için de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında büsbütün direnirlerdi.

75. ayet kelime kelime

  1. وَلَوْ walaw ve eğer
  2. رَحِمْنَٰهُمْ raḥim'nāhum biz onlara acısaydık
  3. وَكَشَفْنَا wakashafnā ve kaldırsaydık
  4. مَا mā olanı
  5. بِهِم bihim kendilerinde
  6. مِّن min sıkıntıdan
  7. ضُرٍّ ḍurrin
  8. لَّلَجُّوا۟ lalajjū yine devam ederlerdi
  9. فِى fī azgınlıklarında
  10. طُغْيَٰنِهِمْ ṭugh'yānihim
  11. يَعْمَهُونَ yaʿmahūna bocalamaya

75. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Zuhruf 43:31–32

    وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنَ ٱلْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ …

    "Bu Kur’an, iki şehrin büyüklerinden bir adama indirilmeli değil miydi?" dediler. …

  • İsrâ 17:100

    قُل لَّوْ أَنتُمْ تَمْلِكُونَ خَزَآئِنَ رَحْمَةِ رَبِّىٓ إِذًا لَّأَمْسَكْتُمْ خَشْيَةَ ٱلْإِنفَاقِ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ قَتُورًا

    De ki: "Eğer siz, Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. O zaman tükenir korkusuyla muhakkak cimrilik ederdiniz." Zaten insan çok cimridir.

  • Nisâ 4:53

    أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ ٱلْمُلْكِ فَإِذًا لَّا يُؤْتُونَ ٱلنَّاسَ نَقِيرًا

    Yoksa onların hükümdarlıkta bir payları mı var? Eğer, öyle olsaydı insanlara, bir hurma çekirdeğinin üzerindeki oyuk miktarı bir pay bile vermezlerdi.

  • Sebe’ 34:47

    قُلْ مَا سَأَلْتُكُم مِّنْ أَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    De ki: "Ben sizden bir ücret istemiyorum. O, sizin olsun. Benim ecrim ancak her şeye şahid olan Allah’a aittir."

  • Sâd 38:86

    قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ

    De ki: "Ben sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir yükümlülük getirenlerden de değilim."

  • Şûrâ 42:23

    ذَٰلِكَ ٱلَّذِى يُبَشِّرُ ٱللَّهُ عِبَادَهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا ٱلْمَوَدَّةَ فِى ٱلْقُرْبَىٰ وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُۥ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ

    İşte bu Allah'ın, iman edip salih ameller işleyen kullarını müjdelediği şeydir. De ki: "Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik işlerse, ona iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, çokça mağfiret edendir, Şekûr'dur (karşılıklarını bol bol verir).

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ