74:52 ayetinin metni
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً ٥٢
Okunuşu
bal yurīdu kullu im'ri-in min'hum an yu'tā ṣuḥufan munasharatan
Meal
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
سورة المدثر، الآية ٥٢
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً ٥٢
bal yurīdu kullu im'ri-in min'hum an yu'tā ṣuḥufan munasharatan
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
Müddessir Suresi’nin 52. ayeti (74:52) Mekki bir surededir; 29. cüzde, Mushaf’ın 577. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Bilakis o müşriklerden her biri, Muhammed'in Allah’ın gönderdiği bir elçi olduğunu ona haber veren yanı başında açılmış bir kitap olsun istiyor. Bunun sebebi ise delillerin azlığı veya kanıtların zayıflığı değildir. O ancak inat ve büyüklük taslamaktır.
49-51. Yüce Allah, bu şekilde muhalefet edenlerin âkıbetini ve onlara neler yapılacağını açıkladıktan sonra, hayatta bulunanlara azarda bulunup kınayıcı ifadeler kullanarak şöyle buyurmaktadır: “Ne oluyor onlara ki öğütten yüz çeviriyorlar?” Ondan gafildirler ve uzak durmaktadırlar. Bu öğütten hızlıca kaçışları dolayısı ile tıpkı “aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri.” gibidirler. Biri diğerini ürküttüğü için daha da hızlı koşan, bir avcının yahut kendisini öldürmek isteyen bir atıcının yahut bir aslan veya benzeri bir yırtıcı hayvanın şerrinden kurtulmak için kaçışan yaban eşeklerine … Devamını oku
74:48 ile 75:19 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 577. sayfası).
Belki de onların her biri (gökten inip) önlerine açılmış bir sahife verilmesini istiyorlar.
Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (İlâhî vahiy) verilmesini istiyor.
Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.
وَإِذَا جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ قَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ حَتَّىٰ نُؤْتَىٰ مِثْلَ مَآ أُوتِىَ رُسُلُ ٱللَّهِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَمْكُرُونَ
Onlara bir ayet geldiği zaman; “Allah’ın Rasûllerine verilen, bize de verilmedikçe iman etmeyeceğiz” derler. Oysa Allah, peygamberliği kime vereceğini daha iyi bilir. Bu, suçlu günahkârlara Allah katında bir küçüklük, yaptıkıları hilekârlıklar yüzünden de şiddetli bir azab isabet edecektir.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
Yoksa onların her biri Nâim Cennet'ine konulacağını mı umuyor?