İçeriğe geç

Tevbe Suresi 24. Ayet

سورة التوبة، الآية ٢٤

9:24 10. cüz 19. hizb Mushaf’ta 190. sayfa Medeni sure

9:24 ayetinin metni

قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ ۝٢٤

Okunuşu

qul in kāna ābāukum wa-abnāukum wa-ikh'wānukum wa-azwājukum waʿashīratukum wa-amwālun iq'taraftumūhā watijāratun takhshawna kasādahā wamasākinu tarḍawnahā aḥabba ilaykum mina l-lahi warasūlihi wajihādin fī sabīlihi fatarabbaṣū ḥattā yatiya l-lahu bi-amrihi wal-lahu lā yahdī l-qawma l-fāsiqīna

Meal

De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Tevbe Suresi’nin 24. ayeti (9:24) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 190. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Tevbe Suresi 24. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

24. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Peygamber!- De ki: -Ey Müminler!- Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, revaçta olmasını istediğiniz ticaretiniz ve kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz, içerisinde barınmaktan hoşlandığınız evleriniz, işte bunların hepsi size Allah'tan, resulünden ve Allah'ın yolunda cihat etmekten daha sevgili ise artık Yüce Allah'ın, cezasını ve azabını sizin üzerinize indirmesini bekleyin. Allah Teâlâ, rızasını kazandıracak olan amelleri terk ederek taatinden çıkanları muvaffak kılmaz.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

24. “De ki: Eğer babalarınız” ve aynı şekilde anneleriniz “oğullarınız” gerek nesep gerek arkadaşlık bağınız olan “kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz” yani genel olarak bütün akrabalarınız “kazandığınız” elde ettiğiniz ve kazanmak için çalışıp çabaladığınız “mallar” özellikle kazanılan malların söz konusu edilmesi, malı çalışıp çabalamadan ve yorulmadan ele geçiren kimseye nispetle çalışarak kazanan kişinin, malına daha tutkun olması ve onu daha çok sevmesinden dolayıdır “durgunluğa uğramasından” yani karı azalıp eksilmesinden “kortuğunuz ticaret” bu, aynı zamanda para, kap kacak, silah … Devamını oku

Tevbe Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Tevbe suresinin 21-26. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 190. sayfası).

  • Mücahitlerin makamlarının fazileti oldukça yüksektir. Onlar, Allah katında her derece sahibinden daha büyük derecelere sahiptirler. Onlar için yüksek dereceler ve meziyetler vardır. Onlar; kazananlar, üstün olanlar ve kurtulanlardır. Rablerinin kendilerini nimetlerle müjdelediği kimseler de onlardır.
  • Ayetlerde, Yüce Allah'ı ve resulünü sevmenin ve onların sevgisini her şeyin üzerinde tutmanın gerekliliğine dair delil vardır.
  • Huneyn Savaşının olduğu günün, savaşların olduğu diğer günler arasından özellikle zikredilmesinin sebebi; bu günde birtakım ibretlerin olmasıdır. Bu ibretler, Allah'ın ve resulü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emirlerini yerine getirmek ile yardımın elde edilmiş olmasıdır. Hezimetin ise, acele edilen arzu ve isteklerin Allah'ın ve Peygamberinin emrinin önüne geçirilmesi sebebi ile olmasıdır.
  • Sükûnetin inmesinin fazileti beyan edilmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sükûneti kendisi ile birlikte olan Müslümanlara, zaferi ve yardımı elde edeceklerine dair güvenle oluşan bir sükûnettir. Müminlerin sükûneti ise, korku ve endişe sonrası cesaret gösterip sebat etmeleridir.

24. ayetin diğer mealleri

De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.

     De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.

24. ayet kelime kelime

  1. قُلْ qul de ki
  2. إِن in eğer
  3. كَانَ kāna ise
  4. ءَابَآؤُكُمْ ābāukum babalarınız
  5. وَأَبْنَآؤُكُمْ wa-abnāukum ve oğullarınız
  6. وَإِخْوَٰنُكُمْ wa-ikh'wānukum ve kardeşleriniz
  7. وَأَزْوَٰجُكُمْ wa-azwājukum ve eşleriniz
  8. وَعَشِيرَتُكُمْ waʿashīratukum ve hısım akrabanız
  9. وَأَمْوَٰلٌ wa-amwālun ve mallar
  10. ٱقْتَرَفْتُمُوهَا iq'taraftumūhā kazandığınız
  11. وَتِجَٰرَةٌ watijāratun ve ticaret(iniz)
  12. تَخْشَوْنَ takhshawna korktuğunuz
  13. كَسَادَهَا kasādahā düşmesinden
  14. وَمَسَٰكِنُ wamasākinu ve konutlar
  15. تَرْضَوْنَهَآ tarḍawnahā hoşlandığınız
  16. أَحَبَّ aḥabba daha sevgili (ise)
  17. إِلَيْكُم ilaykum size
  18. مِّنَ mina Allahtan
  19. ٱللَّهِ l-lahi
  20. وَرَسُولِهِۦ warasūlihi ve Elçisi(nden)
  21. وَجِهَادٍ wajihādin ve cihad etmekten
  22. فِى fī O'nun yolunda
  23. سَبِيلِهِۦ sabīlihi
  24. فَتَرَبَّصُوا۟ fatarabbaṣū o halde gözetleyin
  25. حَتَّىٰ ḥattā kadar
  26. يَأْتِىَ yatiya getirinceye
  27. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  28. بِأَمْرِهِۦ bi-amrihi emrini
  29. وَٱللَّهُ wal-lahu ve Allah
  30. لَا lā (doğru) yola iletmez
  31. يَهْدِى yahdī
  32. ٱلْقَوْمَ l-qawma topluluğu
  33. ٱلْفَٰسِقِينَ l-fāsiqīna yoldan çıkmış

24. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mâide 5:108

    ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِٱلشَّهَٰدَةِ عَلَىٰ وَجْهِهَآ أَوْ يَخَافُوٓا۟ أَن تُرَدَّ أَيْمَٰنٌۢ بَعْدَ أَيْمَٰنِهِمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْمَعُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Bu, (hüküm), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.

  • Saf 61:5

    وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوٓا۟ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Hani Mûsâ, kendi kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (hak yoldan) sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Allah, fasık kavme hidayet etmez.

  • Tevbe 9:80

    ٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Rasûlüne (iman etmeyip) kâfir olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

  • Saf 61:7

    وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَىٰٓ إِلَى ٱلْإِسْلَٰمِ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    İslam'a davet edildiği halde, Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim topluma hidayet etmez.

  • Âl-i İmrân 3:86

    كَيْفَ يَهْدِى ٱللَّهُ قَوْمًا كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ وَشَهِدُوٓا۟ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّ وَجَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    İman edip, peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık belgeler geldikten sonra kâfir olan bir topluluğa Allah nasıl hidayet eder? Allah zalim topluma hidayet etmez.

  • Münâfikûn 63:6

    سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ أَسْتَغْفَرْتَ لَهُمْ أَمْ لَمْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ لَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet etmez.

Tevbe Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ