De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.
Tevbe Suresi’nin 24. ayeti (9:24) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 190. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Tevbe Suresi 24. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
24. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Peygamber!- De ki: -Ey Müminler!- Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, revaçta olmasını istediğiniz ticaretiniz ve kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz, içerisinde barınmaktan hoşlandığınız evleriniz, işte bunların hepsi size Allah'tan, resulünden ve Allah'ın yolunda cihat etmekten daha sevgili ise artık Yüce Allah'ın, cezasını ve azabını sizin üzerinize indirmesini bekleyin. Allah Teâlâ, rızasını kazandıracak olan amelleri terk ederek taatinden çıkanları muvaffak kılmaz.
24. “De ki: Eğer babalarınız” ve aynı şekilde anneleriniz “oğullarınız” gerek nesep gerek arkadaşlık bağınız olan “kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz” yani genel olarak bütün akrabalarınız “kazandığınız” elde ettiğiniz ve kazanmak için çalışıp çabaladığınız “mallar” özellikle kazanılan malların söz konusu edilmesi, malı çalışıp çabalamadan ve yorulmadan ele geçiren kimseye nispetle çalışarak kazanan kişinin, malına daha tutkun olması ve onu daha çok sevmesinden dolayıdır “durgunluğa uğramasından” yani karı azalıp eksilmesinden “kortuğunuz ticaret” bu, aynı zamanda para, kap kacak, silah … Devamını oku
Mücahitlerin makamlarının fazileti oldukça yüksektir. Onlar, Allah katında her derece sahibinden daha büyük derecelere sahiptirler. Onlar için yüksek dereceler ve meziyetler vardır. Onlar; kazananlar, üstün olanlar ve kurtulanlardır. Rablerinin kendilerini nimetlerle müjdelediği kimseler de onlardır.
Ayetlerde, Yüce Allah'ı ve resulünü sevmenin ve onların sevgisini her şeyin üzerinde tutmanın gerekliliğine dair delil vardır.
Huneyn Savaşının olduğu günün, savaşların olduğu diğer günler arasından özellikle zikredilmesinin sebebi; bu günde birtakım ibretlerin olmasıdır. Bu ibretler, Allah'ın ve resulü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emirlerini yerine getirmek ile yardımın elde edilmiş olmasıdır. Hezimetin ise, acele edilen arzu ve isteklerin Allah'ın ve Peygamberinin emrinin önüne geçirilmesi sebebi ile olmasıdır.
Sükûnetin inmesinin fazileti beyan edilmiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sükûneti kendisi ile birlikte olan Müslümanlara, zaferi ve yardımı elde edeceklerine dair güvenle oluşan bir sükûnettir. Müminlerin sükûneti ise, korku ve endişe sonrası cesaret gösterip sebat etmeleridir.
24. ayetin diğer mealleri
De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah’tan, Rasûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise Allah’ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık toplumlara hidayet etmez.
De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.
24. ayet kelime kelime
قُلْqulde ki
إِنineğer
كَانَkānaise
ءَابَآؤُكُمْābāukumbabalarınız
وَأَبْنَآؤُكُمْwa-abnāukumve oğullarınız
وَإِخْوَٰنُكُمْwa-ikh'wānukumve kardeşleriniz
وَأَزْوَٰجُكُمْwa-azwājukumve eşleriniz
وَعَشِيرَتُكُمْwaʿashīratukumve hısım akrabanız
وَأَمْوَٰلٌwa-amwālunve mallar
ٱقْتَرَفْتُمُوهَاiq'taraftumūhākazandığınız
وَتِجَٰرَةٌwatijāratunve ticaret(iniz)
تَخْشَوْنَtakhshawnakorktuğunuz
كَسَادَهَاkasādahādüşmesinden
وَمَسَٰكِنُwamasākinuve konutlar
تَرْضَوْنَهَآtarḍawnahāhoşlandığınız
أَحَبَّaḥabbadaha sevgili (ise)
إِلَيْكُمilaykumsize
مِّنَminaAllahtan
ٱللَّهِl-lahi
وَرَسُولِهِۦwarasūlihive Elçisi(nden)
وَجِهَادٍwajihādinve cihad etmekten
فِىfīO'nun yolunda
سَبِيلِهِۦsabīlihi
فَتَرَبَّصُوا۟fatarabbaṣūo halde gözetleyin
حَتَّىٰḥattākadar
يَأْتِىَyatiyagetirinceye
ٱللَّهُl-lahuAllah
بِأَمْرِهِۦbi-amrihiemrini
وَٱللَّهُwal-lahuve Allah
لَاlā(doğru) yola iletmez
يَهْدِىyahdī
ٱلْقَوْمَl-qawmatopluluğu
ٱلْفَٰسِقِينَl-fāsiqīnayoldan çıkmış
24. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Bu, (hüküm), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.
Hani Mûsâ, kendi kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (hak yoldan) sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Allah, fasık kavme hidayet etmez.
Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Rasûlüne (iman etmeyip) kâfir olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.
İman edip, peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık belgeler geldikten sonra kâfir olan bir topluluğa Allah nasıl hidayet eder? Allah zalim topluma hidayet etmez.