İçeriğe geç

Kehf Suresi 82. Ayet

سورة الكهف، الآية ٨٢

18:82 16. cüz 31. hizb Mushaf’ta 302. sayfa Mekki sure

18:82 ayetinin metni

وَأَمَّا ٱلْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَٰمَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِى ٱلْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُۥ كَنزٌ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبْلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنزَهُمَا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ وَمَا فَعَلْتُهُۥ عَنْ أَمْرِى ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا ۝٨٢

Okunuşu

wa-ammā l-jidāru fakāna lighulāmayni yatīmayni fī l-madīnati wakāna taḥtahu kanzun lahumā wakāna abūhumā ṣāliḥan fa-arāda rabbuka an yablughā ashuddahumā wayastakhrijā kanzahumā raḥmatan min rabbika wamā faʿaltuhu ʿan amrī dhālika tawīlu mā lam tasṭiʿ ʿalayhi ṣabran

Meal

Duvar ise şehirdeki iki yetim gence aitti. Altında da onlara ait bir hazine vardı. Babaları salih insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben, bunları kendiliğimden yapmadım. İşte bu sabredemediğin şeylerin açıklamasıdır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Kehf Suresi’nin 82. ayeti (18:82) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 302. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Kehf Suresi 82. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

82. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Yıkılmaya yüz tutmuş duvarı düzeltmeme karşı çıkmana gelince, bu duvar gelmiş olduğumuz şehirde babaları ölmüş iki gence aitti. Bu duvarın altında o ikisine ait gömülü bir hazine vardı. Bu iki çocuğun babası salih bir kimseydi. -Ey Musa!- Rabbin olgunluk yaşına ulaşıp büyümelerini istedi ki, o duvarın altında bulunan gömülü mallarını kendileri çıkarsınlar. Eğer duvar şimdi çökecek olsaydı hazine ortaya çıkacak ve zayi olacaktı. Bu önlem Rabbinin o ikisine olan merhametindendi. Ben bunu yapmak için çabaladım; senin sabremediğin şeylerin iç yüzü işte budur.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

82. Düzelttiğim “duvara gelince o, şehirdeki iki yetim çocuğa aitti. Altında da onlara ait bir define vardı. Babaları da salih bir kimse idi.” Bu çocukların hali de onlara şefkat ve merhamet etmeyi gerektiriyordu. Çünkü babalarını kaybetmiş küçük çocuklardı. Allah da babalarının salih olması dolayısıyla onları korumuştu. “Bu sebeple Rabbin, ikisinin de rüşt çağına ermelerini ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını diledi.” İşte ben, bunun için duvarı yıktım. Onun altındaki hazineyi çıkartıp duvarı da eski haline çevirdim ve bunun için herhangi bir ücret de istemedim … Devamını oku

Kehf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Kehf suresinin 75-83. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 302. sayfası).

  • Bir şey hakkında hüküm verirken acele etmemek, emin olmak ve düşünerek hareket etmek gerekir.
  • Şüphesiz ki işler zahirde göründüğü üzere icra edilir. Can, mal ve diğer dünyevi hükümler buna ilhak edilir.
  • (Zaruret halinde) Küçük kötülükler işlenerek büyük kötülüklere engel olunur. İkisinden birisi bırakılarak büyük maslahat dikkate alınır.
  • Yakın arkadaşa yakışan tavır, ancak gönlünü alıp mazur gördükten sonra arkadaşından ayrılıp, arkadaşlığını bitirmemesidir.
  • Hayrı O'na nispet edip, şer olanı nispet etmeyerek lafızlarda Allah Teâlâ'ya karşı edepli olan üslubu kullanmak gerekir.
  • Allah, salih olan kulu ve ondan sonra gelen zürriyetini muhafaza eder.

82. ayetin diğer mealleri

Duvar ise, şehirdeki iki yetim gence aitti. Altında da onlara ait bir hazine vardı. Babaları salih insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben, bunları kendiliğimden yapmadım. İşte bu sabredemediğin şeylerin tevilidir.

«Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hâzinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.»

"Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."

82. ayet kelime kelime

  1. وَأَمَّا wa-ammā ise
  2. ٱلْجِدَارُ l-jidāru duvar ج د ر
  3. فَكَانَ fakāna idi ك و ن
  4. لِغُلَٰمَيْنِ lighulāmayni çocuğun غ ل م
  5. يَتِيمَيْنِ yatīmayni iki yetim ي ت م
  6. فِى fī şehirde
  7. ٱلْمَدِينَةِ l-madīnati م د ن
  8. وَكَانَ wakāna ve vardı ك و ن
  9. تَحْتَهُۥ taḥtahu altında ت ح ت
  10. كَنزٌ kanzun bir hazine ك ن ز
  11. لَّهُمَا lahumā onlara ait
  12. وَكَانَ wakāna ve idi ك و ن
  13. أَبُوهُمَا abūhumā babaları da أ ب و
  14. صَٰلِحًا ṣāliḥan iyi bir kimse ص ل ح
  15. فَأَرَادَ fa-arāda istedi ki ر و د
  16. رَبُّكَ rabbuka Rabbin ر ب ب
  17. أَن an onlar (büyüyüp) ersinler
  18. يَبْلُغَآ yablughā ب ل غ
  19. أَشُدَّهُمَا ashuddahumā güçlü çağlarına ش د د
  20. وَيَسْتَخْرِجَا wayastakhrijā ve çıkarsınlar خ ر ج
  21. كَنزَهُمَا kanzahumā hazinelerini ك ن ز
  22. رَحْمَةً raḥmatan bir rahmet olarak ر ح م
  23. مِّن min Rabbinden
  24. رَّبِّكَ rabbika ر ب ب
  25. وَمَا wamā bunları yapmadım
  26. فَعَلْتُهُۥ faʿaltuhu ف ع ل
  27. عَنْ ʿan ben kendiliğimden
  28. أَمْرِى amrī أ م ر
  29. ذَٰلِكَ dhālika işte budur
  30. تَأْوِيلُ tawīlu içyüzü أ و ل
  31. مَا mā şeylerin
  32. لَمْ lam senin güç yetiremediğin
  33. تَسْطِع tasṭiʿ ط و ع
  34. عَّلَيْهِ ʿalayhi hakkında
  35. صَبْرًا ṣabran sabırla ص ب ر

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 3 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

82. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:216

    كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Sizin için hoş olmasa da savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için iyidir ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz Allah bilir.

  • Kehf 18:77

    فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

    Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O (Hızır), bunu doğrulttu. Mûsâ: "Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin." dedi.

  • Muhammed 47:13

    وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ هِىَ أَشَدُّ قُوَّةً مِّن قَرْيَتِكَ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَتْكَ أَهْلَكْنَٰهُمْ فَلَا نَاصِرَ لَهُمْ

    (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki, biz onları helâk ettik. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı.

  • Zuhruf 43:31

    وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنَ ٱلْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ

    "Bu Kur’an, iki şehrin büyüklerinden bir adama indirilmeli değil miydi?" dediler.

  • Kehf 18:97

    فَمَا ٱسْطَٰعُوٓا۟ أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ لَهُۥ نَقْبًا

    Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ