İçeriğe geç

Kehf Suresi 43. Ayet

سورة الكهف، الآية ٤٣

18:43 15. cüz 30. hizb Mushaf’ta 298. sayfa Mekki sure

18:43 ayetinin metni

وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا ۝٤٣

Okunuşu

walam takun lahu fi-atun yanṣurūnahu min dūni l-lahi wamā kāna muntaṣiran

Meal

Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Kehf Suresi’nin 43. ayeti (18:43) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 298. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Kehf Suresi 43. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

43. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Bu kâfirin başına gelen cezayı durdurup engel olacak bir topluluk da yoktu. Hâlbuki kendisi cemaatinin çokluğu ile iftihar ediyordu. Allah Teâlâ'nın ona ait bahçeyi helak etmesinden kurtarması imkansızdı.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

43. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O, Allah’tan başka kendisine yardım edecek bir topluluk bulamadı, kendi kendisini de kurtaramadı.” Yani o azap, bağının bahçesinin üzerine inince daha önce arkadaşına karşı övünerek söylediği: “Ben, malca senden zenginim, sayıca da senden güçlüyüm” sözlerinin faydasını görmedi. Övündüğü o kimseler, onlara son derece ihtiyacı olduğu o anda onun başına gelen azabı kısmen dahi olsun uzaklaştıramadı. O, kendi kendisine de yardımcı olamadı. Hem Allah’ın kaza ve kaderine karşı kendi kendisine nasıl yardım edebilir veya herhangi bir yardım nasıl alabilir ki? … Devamını oku

Kehf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Kehf suresinin 35-45. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 298. sayfası).

  • Mümin kulun, zengin olan kâfir kimsenin önünde boyun eğmemesi gerekir. Ayrıca onu Allah'a iman etmeye, Allah'ın birliğini ikrar etmeye, nimetlerine şükretmeye davet etmesi ve ona bahşedilen nimetleri hatırlatıp nasihat ederek irşat etmesi gerekir.
  • Mal veya çocuğunda hoşuna giden bir şey gördüğünde kişinin, o nimeti kendisine verip, ihsanda bulunan Yüce Allah'a isnat etmesi gerekir. Ardından da şöyle demelidir "Maşallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır."
  • Eğer Yüce Allah bir kul için hayır murat ederse, ona cezasını dünyada verir. (Ahirete bırakmaz).
  • Malı azgınlığına, küfrüne ve hüsranına sebep olan kimsenin malının telef olması için dua etmesine ve bunu caiz oluşuna işaret vardır.

43. ayetin diğer mealleri

Allah’tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Kendindi kendine bile yardım edemedi.

Kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

Onun Allah'tan başka yardım edecek adamları yoktur ve Allah'a karşı kendi nefsini de kurtaramadı.

43. ayet kelime kelime

  1. وَلَمْ walam ve
  2. تَكُن takun olmadı ك و ن
  3. لَّهُۥ lahu onun
  4. فِئَةٌ fi-atun bir topluluğu ف أ ي
  5. يَنصُرُونَهُۥ yanṣurūnahu kendisine yardım eden ن ص ر
  6. مِن min başka
  7. دُونِ dūni د و ن
  8. ٱللَّهِ l-lahi Allah'tan
  9. وَمَا wamā ve
  10. كَانَ kāna olmadı ك و ن
  11. مُنتَصِرًا muntaṣiran kendisinine yardım edilen ن ص ر

43. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mü’min 40:84

    فَلَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشْرِكِينَ

    Onlar bizim azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a iman ettik ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik" dediler.

  • Yûnus 10:90–91

    وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُۥ بَغْيًا وَعَدْوًا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدْرَكَهُ ٱلْغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱلَّذِىٓ ءَامَنَتْ بِهِۦ بَنُوٓا۟ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ …

    İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve askerleri, haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: "İsrailoğulları’nın iman ettiği ilahtan başka (hak) ilah olmadığına iman ettim. Artık ben de Müslümanlardanım." dedi. …

  • Furkân 25:26

    ٱلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ لِلرَّحْمَٰنِ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ عَسِيرًا

    O gün gerçek hükümranlık Rahman’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır.

  • En’âm 6:62

    ثُمَّ رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ أَلَا لَهُ ٱلْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ ٱلْحَٰسِبِينَ

    Sonra gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O’na aittir. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Kasas 28:81

    فَخَسَفْنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُۥ مِن فِئَةٍ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُنتَصِرِينَ

    Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı, kendi kendine yardım edebileceklerden de değildi.

Kehf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ