İçeriğe geç

Kehf Suresi 42. Ayet

سورة الكهف، الآية ٤٢

18:42 15. cüz 30. hizb Mushaf’ta 298. sayfa Mekki sure

18:42 ayetinin metni

وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا ۝٤٢

Okunuşu

wa-uḥīṭa bithamarihi fa-aṣbaḥa yuqallibu kaffayhi ʿalā mā anfaqa fīhā wahiya khāwiyatun ʿalā ʿurūshihā wayaqūlu yālaytanī lam ush'rik birabbī aḥadan

Meal

(Birden) Onun ürünleri (afetle) kuşatılıverdi. Orası için harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) ovuşturup duruyordu. Bahçenin çardakları yere çökmüştü. "Ah, keşke Rabbime hiçbir şirk koşmamış olsaydım!" diyordu.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Kehf Suresi’nin 42. ayeti (18:42) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 298. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Kehf Suresi 42. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

42. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

İşin sonunda Mümin kimsenin gelmesini tahmin ettiği ceza gerçekleşti ve kâfir kişinin bahçesindeki bütün mahsul yerle bir oldu. Kâfir olan kişi bahçenin verimli ve düzgün olması için yaptığı tüm harcama ve masrafların yok olmasından dolayı son derece pişmanlık ve üzüntü içine düşerek, ellerini ovuşturup oracıkta kaldı. Bağın çardaklarını çökmüş, üzüm bağlarının dallarını yere serilmiş vaziyette görünce şöyle dedi: "Ah keşke yalnız Rabbime iman edip hiçbir kimseyi ibadette O'na ortak koşmasaydım.''

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

42. “Derken bütün serveti yok edildi.” Yani ona azap isabet etti, bu azap onu çepeçevre kuşatıp helâk etti. Bu servetinden geriye bir şey kalmadı. Servetinin kuşatılıp yok edilmesi, bütün ağaçlarının, mahsüllerinin ve ekinlerinin telef olması demektir. Bundan dolayı büsbütün pişman oldu ve çok üzüldü. “O da o bahçe için harcadıklarına pişmanlık duyarak ellerini oğuşturmaya başladı.” Yani bu bahçesinin yok olup gittiğini görünce oraya yaptığı dünyevi harcamalarına üzüldü. Zira hepsi boşa gitmiş geriye harcadıklarına karşılık olacak bir şey kalmamıştı. Şirk koşmasına ve yaptığı kötülüklerine de pişman oldu ve şöyle dedi: “Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım.”

Kehf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Kehf suresinin 35-45. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 298. sayfası).

  • Mümin kulun, zengin olan kâfir kimsenin önünde boyun eğmemesi gerekir. Ayrıca onu Allah'a iman etmeye, Allah'ın birliğini ikrar etmeye, nimetlerine şükretmeye davet etmesi ve ona bahşedilen nimetleri hatırlatıp nasihat ederek irşat etmesi gerekir.
  • Mal veya çocuğunda hoşuna giden bir şey gördüğünde kişinin, o nimeti kendisine verip, ihsanda bulunan Yüce Allah'a isnat etmesi gerekir. Ardından da şöyle demelidir "Maşallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır."
  • Eğer Yüce Allah bir kul için hayır murat ederse, ona cezasını dünyada verir. (Ahirete bırakmaz).
  • Malı azgınlığına, küfrüne ve hüsranına sebep olan kimsenin malının telef olması için dua etmesine ve bunu caiz oluşuna işaret vardır.

42. ayetin diğer mealleri

(Birden) Onun ürünleri (afetle) kuşatılıverdi. Orası için harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) ovuşturup duruyordu. Bahçenin çardakları yere çökmüştü. Ah, keşke Rabbime hiçbir şirk koşmamış olsaydım! diyordu.

Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi. Böylece, bağı uğruna yaptığı masraflardan ötürü ellerini ovuşturup kaldı. Bağın çardakları yere çökmüştü. «Ah, diyordu, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!»

Derken serveti yok edildi. Bunun üzerine bağına yaptığı masraflara karşı ellerini oğuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine yıkılmış kalmıştı, "Ah Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım" diyordu.

42. ayet kelime kelime

  1. وَأُحِيطَ wa-uḥīṭa derken yok edildi ح و ط
  2. بِثَمَرِهِۦ bithamarihi ürünü ث م ر
  3. فَأَصْبَحَ fa-aṣbaḥa ve başladı ص ب ح
  4. يُقَلِّبُ yuqallibu oğuşturmağa ق ل ب
  5. كَفَّيْهِ kaffayhi ellerini ك ف ف
  6. عَلَىٰ ʿalā üzerine
  7. مَآ mā şeyler
  8. أَنفَقَ anfaqa harcadıkları ن ف ق
  9. فِيهَا fīhā ona
  10. وَهِىَ wahiya ve o
  11. خَاوِيَةٌ khāwiyatun yıkılmıştı خ و ي
  12. عَلَىٰ ʿalā üzerine
  13. عُرُوشِهَا ʿurūshihā çardakları ع ر ش
  14. وَيَقُولُ wayaqūlu ve diyordu ق و ل
  15. يَٰلَيْتَنِى yālaytanī ah keşke ben
  16. لَمْ lam ortak koşmasaydım
  17. أُشْرِكْ ush'rik ش ر ك
  18. بِرَبِّىٓ birabbī Rabbime ر ب ب
  19. أَحَدًا aḥadan kimseyi أ ح د

42. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mü’min 40:84

    فَلَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشْرِكِينَ

    Onlar bizim azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a iman ettik ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik" dediler.

  • Yûnus 10:90–91

    وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُۥ بَغْيًا وَعَدْوًا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدْرَكَهُ ٱلْغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱلَّذِىٓ ءَامَنَتْ بِهِۦ بَنُوٓا۟ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ …

    İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve askerleri, haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: "İsrailoğulları’nın iman ettiği ilahtan başka (hak) ilah olmadığına iman ettim. Artık ben de Müslümanlardanım." dedi. …

  • Furkân 25:26

    ٱلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ لِلرَّحْمَٰنِ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ عَسِيرًا

    O gün gerçek hükümranlık Rahman’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır.

  • En’âm 6:62

    ثُمَّ رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ أَلَا لَهُ ٱلْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ ٱلْحَٰسِبِينَ

    Sonra gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O’na aittir. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Bakara 2:259

    أَوْ كَٱلَّذِى مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍ وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْىِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِا۟ئَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۥ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِا۟ئَةَ عَامٍ فَٱنظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ وَٱنظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَٱنظُرْ إِلَى ٱلْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimse gibisini görmedin mi? Allah, bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek? dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: "Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bir bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara ibret kılacağız. Kemiklere bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyor ve sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" dedi. Durum kendisince anlaşılınca: "Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir," dedi.

Kehf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ