warabaṭnā ʿalā qulūbihim idh qāmū faqālū rabbunā rabbu l-samāwāti wal-arḍi lan nadʿuwā min dūnihi ilāhan laqad qul'nā idhan shaṭaṭan
Meal
Ayağa kalkarak: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka bir ilaha dua etmeyeceğiz" O takdirde gerçekten son derece batıl bir söz söylemiş oluruz” dediklerinde Biz onların kalplerini sağlamlaştırdık.
Kehf Suresi’nin 14. ayeti (18:14) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 294. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Kehf Suresi 14. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
14. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Allah'ın birliğine olan imanlarını kâfir kralın huzurunda ilan ettiklerinde biz o gençlerin kalplerini iman ile, iman üzerine sabit kalması ve vatanlarını terk etmeye karşı sabır göstermeleri için sağlamlaştırdık. Onlar o vakit kalkarak şöyle dediler: "İman edip ibadet ettiğimiz Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'dan başka yalan yere ilah oldukları iddia edilenlere asla ibadet etmeyeceğiz. -Şayet O'ndan başkasına ibadet edersek- haktan uzak adaletsiz bir söz söylemiş oluruz."
14. “Biz kalplerine metanet verdik de” Yani onlara sabır ve sebat verdik, oldukça tedirgin edici bu halde kalplerinde huzur ve sükûn var ettik. Yüce Allah’ın onları iman ve hidâyete, sabır, sebat, huzur ve sükûna muvaffak kılması, onlara olan lütuf ve ihsanının bir parçasıdır. “böylece onlar da (krallarının karşısına) dikilip şöyle dediler: Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir.” Yani bizi yaratan, bizi rızıklandıran, işlerimizi çekip çeviren, bizi besleyip büyüten ancak gökleri ve yeri yaratan, bütün bu muazzam varlıkları tek başına yaratandır. Hiçbir şey yaratamayan, rızık veremeyen … Devamını oku
Allah'a davet eden davetçinin üzerine düşen, Yüce Allah'a tevekkül etmekle beraber gücünün ulaşabileceği noktaya kadar gayret edip çaba harcaması gerektiğidir. Eğer (davet ettikleri) hak davetlerine uyup hidayete gelirlerse bu ne güzeldir. Ve eğer bir netice alamazsa o zaman üzülmez ve pişman da olmaz.
Ashâb-ı Kehf'in (uykuda) ne kadar kaldıklarını bilme hesabın kontrolü içindir. Ayrıca bu Allah Teâlâ'nın kamil olan kudretini, hikmetini ve rahmetini gösterir.
Ayetlerde, fitne korkusuyla dinini daha iyi yaşayabilmek için uzaklaşmak ve aileyi, çocukları, akrabaları, dostları, vatanları ve malları terk edip hicret etmek hakkında açık bir delil vardır.
Gençlerin terbiyesi ve yetiştirilmesi ile ilgilenmenin zaruri ve önemli olması. Çünkü gençlerin kalpleri ve yürekleri daha temiz, daha hamasetli/coşkulu olduğu için toplumların kalkınması onların üzerinden olacaktır.
14. ayetin diğer mealleri
Ayağa kalkarak: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka bir ilaha dua etmeyeceğiz" dedikleri zaman onların kalplerini sağlamlaştırmıştık. Yoksa hak olmayan, batıl bir söz söylemiş oluruz,
Onların kalplerini metin kıldık. O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak:"Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasına asla yalvarmayız; aksi halde bâtıl söz söylemiş oluruz".