50:41 ayetinin metni
وَٱسْتَمِعْ يَوْمَ يُنَادِ ٱلْمُنَادِ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ ٤١
Okunuşu
wa-is'tamiʿ yawma yunādi l-munādi min makānin qarībin
Meal
O gün yakın bir yerden seslenecek olanın çağrısına kulak ver.
سورة ق، الآية ٤١
وَٱسْتَمِعْ يَوْمَ يُنَادِ ٱلْمُنَادِ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ ٤١
wa-is'tamiʿ yawma yunādi l-munādi min makānin qarībin
O gün yakın bir yerden seslenecek olanın çağrısına kulak ver.
Kâf Suresi’nin 41. ayeti (50:41) Mekki bir surededir; 26. cüzde, Mushaf’ın 520. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
-Ey Peygamber!-İkinci kez Sûr'a üflemekle görevlendirilmiş olan meleğin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
41. “Seslenenin” yani Sûr’a üfleyecek olan İsrafil aleyhisselam’ın “yakın bir yerden” yani yeryüzünden Sûra üfürmek sureti ile “sesleneceği güne” kalbinle “kulak ver!”
50:36 ile 51:6 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 520. sayfası).
Kulak ver, o gün yakın bir yerden seslenecek olanın çağrısına..
Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
Bir münadinin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler; “Bu zor bir gün!” derler.
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا
Sizi çağırdığı gün, O’na hamt ederek çağrısına uyup, geleceksiniz ve ancak pek az bir süre kaldığınızı zannedeceksiniz.
وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ
Bizim buyruğumuz sadece bir tektir. Bir göz kırpmak gibidir.
مَّا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍ وَٰحِدَةٍ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ
Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz ancak bir tek kişi(nin yaratılması ve diriltilmesi) gibidir. Şüphesiz Allah; hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ …
Onların söyledikleri şeyler sebebiyle göğsünün daraldığını bilmekteyiz. …
وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَعَلَيْنَا ٱلْحِسَابُ
Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.