Sizden önceki Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp; “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz.” dediler.
İbrâhîm Suresi’nin 9. ayeti (14:9) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 256. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
İbrâhîm Suresi 9. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
9. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Kafirler- Sizden önce Nuh, Hûd, Âd, Salih, Semûd ve onlardan sonra yaşayıp elçileri yalanlayan kavimlerin helak haberi size ulaşmadı mı? Onların sayısını Allah'tan başka kimse bilemez. Resulleri onlara apaçık delillerle gelmişti. Resullere olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırmak için ellerini ağızlarına sokarak, resullerine şöyle dediler: "Şüphesiz ki biz, gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz ve bizi çağırdığınız şey hakkında da şek ve şüphe duymaktayız."
9. Yüce Allah, peygamberlerini yalanlayan ümmetlere, insanların görüp duydukları dünya azabı ile azap etmesini hatırlatıp benzeri akibetlerden kullarını sakındırmak üzere şöyle buyurmaktadır: “Sizden önce gelip geçen (ümmet)lerin; Nûh, Âd ve Semûd kavminin ve onlardan sonrakilerin -ki” çokluklarından dolayı ve haberleri unutulup gittiği için “Allah’tan başkası onları bilmez- haberleri size gelmedi mi?” Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’inde onların kıssalarını genişçe açıklamıştır. İşte bütün bunlara “Peygamberleri apaçık delillerle”, getirdiklerinin doğruluğuna delil olan kat’i kanıtlarla … Devamını oku
Allah Teâlâ'nın insanlara vermiş olduğu nimetleri, özellikle de düşmana karşı zafer kazanmak ya da onlardan kurtulmak gibi büyük nimetleri hatırlatmak izlenmesi gereken davet metotlarından biridir.
Allah Teâlâ'nın kullarına bahşettiği bir lütfu ihsanı da onların şükrüne mukabil nimetlerini arttıracağını vadetmesidir. Bununla birlikte O'nu inkâr etmelerine karşılık azabı ise çok şiddetlidir.
Kulların imanı kesinlikle Yüce Allah'a bir fayda sağlamaz. Küfrü de kesinlikle Allah'a zarar vermez. O zatında zengin olan, hamt edilmeyi hak edendir.
9. ayetin diğer mealleri
Sizden önce geçen Nuh, Àd, Semûd halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulaşmadı mı? Ki onları Allah’tan başkası bilmez. Onlara peygamberleri delillerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: "Biz sizinle gönderilene küfrediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz" dediler.
Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.
Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları, Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar ellerini ağızlarına koydular ve dediler ki: "Biz sizinle gönderileni inkâr ettik ve bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz."
Eğer küfrederseniz, şüphesiz ki Allah size muhtaç değildir. Ama kulları için küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, kalplerde olan her şeyi hakkıyla bilendir.
Bu, kendilerine apaçık belgelerle peygamberler geldiği halde onların, “Bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?” demeleri ve bu yüzden küfre saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir. Allah çok zengindir, hamde layıktır.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “iman ettik” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı hakkıyla bilir.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Onlara, kendilerinden önce geçen Nûh, Âd, Semûd kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve alt üst olmuş (Lût kavmi) şehirlerinin haberleri gelmedi mi? Rasûlleri, onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara zulmetmemiş; fakat onlar kendi nefislerine zulmetmişlerdi.