yamunnūna ʿalayka an aslamū qul lā tamunnū ʿalayya is'lāmakum bali l-lahu yamunnu ʿalaykum an hadākum lil'īmāni in kuntum ṣādiqīna
Meal
Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: "Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın. Bilâkis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz."
Hucurât Suresi’nin 17. ayeti (49:17) Medeni bir surededir; 26. cüzde, Mushaf’ın 517. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Hucurât Suresi 17. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
17. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Peygamber!- O bedeviler, Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: "Allah'ın dinine girişiniz sebebiyle beni minnet altında bırakmayın. -Eğer gerçekleşirse- Müslüman olmanızın faydası size döner. Bilakis siz, İslam Dini'ne girme iddianızda samimi ve sadık kimseler iseniz, sizleri iman etmek hususunda muvaffak kıldığı için Yüce Allah sizi minnet altında tutar."
17. Yahut da bu sözleri ile onlar, Allah’ın Rasûlünü minnet altında bırakmayı kastetmektedirler. Sanki onlar, kendi iyiliklerine olmayan bir şey yapmış ve böyle bir bağışta bulunmuş gibi davranmaktadırlar. Halbuki iman etmek, onların dünyevî faydalarından biridir. Bu tavır, güzelleştirmeyecek bir şey ile güzelleşmeye kalkışmak, övünmemeleri gereken bir şey ile Rasûlullah’a karşı övünmek manasına gelir. İmana girdikleri için asıl Yüce Allah, onlara iyilikte bulunmuştur. Yaratmak, rızık vermek, gizli ve açık nimetleri ihsan etmekle onlara lütufta bulunan Yüce Allah olduğu gibi, onları İslâm’a … Devamını oku
Hayır ve iyilik ehli kimseler hakkında kötü zanda bulunmak masiyettir/günahtır. Kötülük ehli kimseler hakkında kötü zanda bulunmak ise onların kötülüklerinden sakındırmak kastı ile caizdir.
İnsanlığın aslının tek bir asla dayanması, insanların birbirlerine karşı soy ile övünmeyi terk etmelerini gerektirir.
İman; itikadın (inancın) kendisiyle uyuşmadığı şekilde sadece dil ile söylemek (ikrar) etmek değildir. Bilakis iman; kalp ile itikat etmek, dil ile söylemek/ikrar etmek ve uzuvlar ile amel etmektir.
Hidayete muvaffak kılınmak, sadece Yüce Allah'ın elindedir. Bu, herhangi bir kimsenin hakkı değildir. Ancak Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dan bir ihsandır.
17. ayetin diğer mealleri
Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın, bilakis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz.
Onlar İslâm'a girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl Allah size lütufta bulunmuştur.
Onlar İslâm'a girdikleri için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bilakis sizi imana erdirdiği için Allah sizin başınıza kakar. Eğer doğrulardan iseniz (Allah'a minnettar olmanız gerekir.)