İçeriğe geç

Hac Suresi 32. Ayet

سورة الحج، الآية ٣٢

22:32 17. cüz 34. hizb Mushaf’ta 336. sayfa Medeni sure

22:32 ayetinin metni

ذَٰلِكَ وَمَن يُعَظِّمْ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ فَإِنَّهَا مِن تَقْوَى ٱلْقُلُوبِ ۝٣٢

Okunuşu

dhālika waman yuʿaẓẓim shaʿāira l-lahi fa-innahā min taqwā l-qulūbi

Meal

Bu böyle. Her kim de Allah’ın şeairini/nişanelerini yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Hac Suresi’nin 32. ayeti (22:32) Medeni bir surededir; 17. cüzde, Mushaf’ın 336. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Hac Suresi 32. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

32. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Yüce Allah tevhidi, kendisine ihlasla (ibadet edilmesini), putlardan ve yalan sözden sakınmayı emreder. Kim dinin nişanelerini tazim ederse -Hac ibadetleri ve hac kurbanı bundandır- elbette bu, Rabbine karşı kalplerin takvasından ileri gelir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

32. Yani, sözünü ettiğimiz bu hususlar, Allah’ın saygı duyulmasını emrettiği şeyleri ve O’na ibadet olan hususları tazim etmenin bir gereğidir. Şiarlardan kasıt, dinin aşikar alâmetleridir. Bütün hac ibadetleri buna dahildir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphe yok ki Safa ile Merve Allah’ın şiarlarından/alâmetlerindendir.” (el-Bakara, 2/158) Yine Beytullah’a gönderilen hediye kurbanlar ile diğer kurbanlar da bu alametler arasında yer alır. Daha nce bunları ta’zim etmenin, bunlara gereken saygıyı göstermek, gereğini yerine getirmek ve kulun güç yetirebildiği en mükemmel şekli ile … Devamını oku

Hac Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Hac suresinin 31-38. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 336. sayfası).

  • Soyut hususları somut bir boyuta büründürerek örnek vermek son derece önemli ve eğitici bir maksattır.
  • Alçak gönüllü olmak faziletlidir.
  • İhsan, mutluluğun sebebidir.
  • İman etmek, Allah Teâlâ'nın kulunu savunmasına ve onu korumasına sebep olur.

32. ayetin diğer mealleri

İşte böyle! Kim Allah’ın nişanelerine saygı gösterirse elbette bu, kalplerin takvasından ileri gelir.

Durum öyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.

Bu böyledir; kim Allah'ın nişanelerine, kurbanlıklarına saygı gösterirse, şüphesiz o kalblerin takvasındandır.

32. ayet kelime kelime

  1. ذَٰلِكَ dhālika işte böyle
  2. وَمَن waman ve kim
  3. يُعَظِّمْ yuʿaẓẓim saygı gösterirse
  4. شَعَٰٓئِرَ shaʿāira nişanlarına
  5. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  6. فَإِنَّهَا fa-innahā şüphesiz bu
  7. مِن min takvasındandır
  8. تَقْوَى taqwā
  9. ٱلْقُلُوبِ l-qulūbi kalblerin

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

32. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • En’âm 6:71

    قُلْ أَنَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِى ٱسْتَهْوَتْهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِى ٱلْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُۥٓ أَصْحَٰبٌ يَدْعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلْهُدَى ٱئْتِنَا قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَأُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    De ki: “Allah’ı bırakıp bize fayda ve zarar vermeyen şeylere mi ibadet edelim? Allah bizi hidâyete kavuşturduktan sonra ökçelerimiz üzerine gerisin geriye mi döndürülelim?" Hani arkadaşları: “Bize gel!” diye hidâyete çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken, Şeytanların saptırdıkları kimse gibi mi olalım?” De ki: “Asıl hidâyet Allah’ın gösterdiği doğru yoldur. Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”

  • Mâide 5:95

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْتُلُوا۟ ٱلصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌ وَمَن قَتَلَهُۥ مِنكُم مُّتَعَمِّدًا فَجَزَآءٌ مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ ٱلنَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِۦ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ هَدْيًۢا بَٰلِغَ ٱلْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّٰرَةٌ طَعَامُ مَسَٰكِينَ أَوْ عَدْلُ ذَٰلِكَ صِيَامًا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِۦ عَفَا ٱللَّهُ عَمَّا سَلَفَ وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ ٱللَّهُ مِنْهُ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ

    Ey iman edenler! İhramlı iken av hayvanını öldürmeyin. Sizden kim bilerek onu öldürürse; cezası, içinizden adalet sahibi iki kimsenin hükmüyle, Kâbe'ye ulaştırılacak kurban olarak (koyun, keçi, inek ve deve gibi) (avladığının) benzeri bir hayvandır. Ya da yoksulları doyurma keffaretidir veya buna denk gelecek kadar oruç tutmasıdır. Böylelikle, işlediğinin vebalini tatmış olur. Allah, geçmişte olanı affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah mutlak galiptir, intikam sahibidir.

  • Fetih 48:25

    هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوكُمْ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَٱلْهَدْىَ مَعْكُوفًا أَن يَبْلُغَ مَحِلَّهُۥ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُّؤْمِنُونَ وَنِسَآءٌ مُّؤْمِنَٰتٌ لَّمْ تَعْلَمُوهُمْ أَن تَطَـُٔوهُمْ فَتُصِيبَكُم مِّنْهُم مَّعَرَّةٌۢ بِغَيْرِ عِلْمٍ لِّيُدْخِلَ ٱللَّهُ فِى رَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ لَوْ تَزَيَّلُوا۟ لَعَذَّبْنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    Onlar, sizin Kâbe’yi ziyaret etmenize ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasına engel olan kâfirlerdir. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız iman etmiş erkeklerle iman etmiş kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir vebal gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer (Müminler) seçilip ayrılmış olsalardı elbette kâfirleri elem verici bir azaba çarptırırdık.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ