بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ١
1. “Allah’ın adı ile” yani Yüce Allah’a ait bütün isimleri anarak başlıyorum. Çünkü buradaki “isim” kelimesi müfred/tekil ve muzâf (tamlanan) olarak geçmektedir. Böylece, Yüce Allah’ın bütün güzel isimlerini kapsamına alır.
“Allah” O, ma’bud/ibadet edilen ve me’luh/ilah edinilendir. Tek başına ibadete müstahak olandır. Çünkü ilahlığın gerektirdiği bütün sıfatlara -ki onlar kemal sıfatlarıdır- sahiptir.
“Rahmân, Rahîm”; Yüce Allah’ın her şeyi kapsayan, her canlıyı kuşatan büyük ve geniş rahmet sahibi olduğuna delâlet eden iki isimdir. Allah o rahmetini nebi ve rasûllerine tâbi olan takvâ sahiplerine yazmıştır. İşte mutlak rahmet onlar içindir. Onların dışındakiler ise rahmetten sadece bir pay alırlar.
Şunu bilmek gerekir ki, ümmetin selefinin ve imamlarının ittifakla kabul ettiği kaidelerden birisi, Allah’ın isimlerine, sıfatlarına ve bu sıfatların hükümlerine iman etmenin zorunluluğudur. Buna göre mü’minler, mesela Yüce Allah’ın Rahman ve Rahîm olduğuna, O’nun sahibi olduğu ve kendisine rahmet olunanlar ile ilgili olan rahmet sıfatının sahibi olduğuna inanırlar. Bütün nimetler de onun rahmetinin bir tecellisidir. İşte diğer isimler de böyledir. Mesela “Alîm” ismi ile ilgili olarak şöyle denir: O, Alim’dir, ilim sahibidir, bu sıfatı ile her şeyi bilir. Yine O, Kadirdir, kudret sahibidir ve her şeye kadirdir, güç yetirir.