1:2 ayetinin metni
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ٢
Okunuşu
al-ḥamdu lillahi rabbi l-ʿālamīna
Meal
Hamt, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
سورة الفاتحة، الآية ٢
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ٢
al-ḥamdu lillahi rabbi l-ʿālamīna
Hamt, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Fâtiha Suresi’nin 2. ayeti (1:2) Mekki bir surededir; 1. cüzde, Mushaf’ın 1. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Mutlak övgü, yücelik ve kemal sıfatlarındaki bütün övgüler yalnızca Allah içindir. O her şeyin Rabbi, yaratıcısı ve idare edenidir. Âlemler, âlem kelimesinin çoğuludur ve Allah Teâlâ'nın dışındaki her şeydir.
2. “Hamd... Allah’ındır.” Bu, Yüce Allah’a, her türlü kemal sıfatlara sahip oluşu ve ihsan ile adalet dairesinde cereyan eden fiilleri dolayısıyla övgüde bulunmak demektir. Bütün yönleriyle eksiksiz hamd/övgü, yalnız O’nundur. “Âlemlerin Rabbi” Rab; bütün âlemlerin -ki âlem Allah’ın dışındaki her şeydir- mürebbisi/terbiye edicisidir. O, onları yaratmış, birtakım aletler ile donatmış ve onlara kaybedecek olurlarsa varlıklarının devamına imkân bulamayacakları büyük nimetler bağışlamıştır. Ne kadar nimete sahip iseler hepsi O yüce zatın vergisidir. Yüce Allah’ın yarattıklarını (Rab olarak) … Devamını oku
Fâtiha suresinin 1-7. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 1. sayfası).
Hamd, alemlerin Rab'bi Allah'a mahsustur.
Hamd (övme ve övülme) Âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Hamd o âlemlerin Rabbi,
Bu ayet 2 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.
ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
O Rahmân'dır, Rahîm'dir.
ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا
Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında sevap olarak da, ümit olarak da daha hayırlıdır.
تَبَارَكَ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْفُرْقَانَ عَلَىٰ عَبْدِهِۦ لِيَكُونَ لِلْعَٰلَمِينَ نَذِيرًا
Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah ne yücedir.
إِنَّا نَحْنُ نَرِثُ ٱلْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ
Arza ve üzerindekilere elbet biz mirasçı oluruz ve yalnız bize döndürülürler.
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ …
De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. …
يَوْمَ هُم بَٰرِزُونَ لَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنْهُمْ شَىْءٌ لِّمَنِ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ
O gün onlar ortaya çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Kahhar olan tek Allah’ındır.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
دَعْوَىٰهُمْ فِيهَا سُبْحَٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌ وَءَاخِرُ دَعْوَىٰهُمْ أَنِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Orada duaları: "Allah’ım! Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin" dir. (Aralarında ki) selamlaşmaları “Selam”dır, dualarının sonu ise: ”Âlemlerin Rabbine hamdolsun” dur.
وَتَرَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ حَآفِّينَ مِنْ حَوْلِ ٱلْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْحَقِّ وَقِيلَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Melekleri de, Rablerini hamt ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve; “Hamt âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” denilmiştir.
هُوَ ٱلْحَىُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
O, hayat sahibidir. Ondan başka (hak) ilah yoktur. Dini ona halis kılarak, yalnızca O'na dua edin. Hamt, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
فَقُطِعَ دَابِرُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Böylece o zalim toplumun kökü kesildi. Hamt, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
قُلْ إِنَّ صَلَاتِى وَنُسُكِى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِى لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
De ki: “Benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”
قِيلَ لَهَا ٱدْخُلِى ٱلصَّرْحَ فَلَمَّا رَأَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَن سَاقَيْهَا قَالَ إِنَّهُۥ صَرْحٌ مُّمَرَّدٌ مِّن قَوَارِيرَ قَالَتْ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Ona; “Köşke gir!” denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman ona; “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür.” dedi. Belkıs: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” dedi.