1:6 ayetinin metni
ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ ٦
Okunuşu
ih'dinā l-ṣirāṭa l-mus'taqīma
Meal
Bizi doğru yola ilet.
سورة الفاتحة، الآية ٦
ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ ٦
ih'dinā l-ṣirāṭa l-mus'taqīma
Bizi doğru yola ilet.
Fâtiha Suresi’nin 6. ayeti (1:6) Mekki bir surededir; 1. cüzde, Mushaf’ın 1. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Bize doğru yolu göster. Bizi bu yolda ilerlet ve bizi bu yolda daim kıl. Hidayetimizi arttır. "Sırat-ı mustakim", üzerinde eğrilik bulunmayan dosdoğru yoldur. O da Allah Teâlâ'nın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gönderdiği İslam dinidir.
6. Daha sonra Yüce Allah: “Hidayet eyle bizi dosdoğru yola” diye buyurmaktadır. Yani Sen bize dosdoğru yolu göster ve onu izleme başarısını bağışla. “Sırat-ı müstakim=dosdoğru yol”, Yüce Allah’a ve O’nun Cennet’ine ulaştıran açık seçik yoldur. Bu da hakkı bilmek ve hakka uygun amelde bulunmaktır. O bakımdan ey Rabb’imiz, Sen hem bizi bu yola ilet, hem de bu yol üzerinde bize sebat ver. Bu yola iletilmek İslâm dinine bağlanmak ve onun dışında kalan bütün dinleri terk etmek demektir. Bu yolda hidayet üzere sebat etmek ise hem ilmî bakımdan, hem amelî olarak dinin bütün tafsilî hükümlerinde … Devamını oku
Fâtiha suresinin 1-7. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 1. sayfası).
Bizi doğru yola ilet.
Bize doğru yolu göster.
Hidayet eyle bizi doğru yola,
«Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Namazı (Fâtiha’yı) kulumla kendi aramda yarı yarıya paylaştım ve kulum dilediğini alacaktır.” Kul, “Hamt âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” deyince Yüce Allah, “Kulum bana hamdetti” diye buyurur. Kul “er-Rahmân er-Rahîm” deyince Allah, “Kulum beni övdü” der. “Ceza…
قَسَمْتُ الصَّلاَةَ بَيْنِي وَبَيْنَ عَبْدِي نِصْفَيْنِ وَلِعَبْدِي مَا سَأَلَ فَإِذَا قَالَ الْعَبْدُ { الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ} . قَالَ اللَّهُ تَعَالَى حَمِدَنِي عَبْدِي وَإِذَا قَالَ {…
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا
Hamt olsun Allah'a ki, kuluna kitabı indirdi ve onda hiçbir eğrilik koymadı.
وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا
Nitekim Allah’ın kulu, ona dua/ibadet için ayağa kalktığında (Kur'an dinlemek için) az kalsın üzerine toplanıp doluşurlardı.
سُبْحَٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَٰتِنَآ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ
Bir gece kulunu, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ayetlerimizi ona göstermek için götüren (Allah her türlü noksanlıktan) münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi işitendir, görendir.
وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ …
Onların söyledikleri şeyler sebebiyle göğsünün daraldığını bilmekteyiz. …
فَسَقَىٰ لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّىٰٓ إِلَى ٱلظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّى لِمَآ أَنزَلْتَ إِلَىَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ
Bunun üzerine Mûsâ, onların (davarlarını) sulayıp bir gölgeye çekilerek: “Rabbim doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım” dedi.
وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ
Ona iki de yol gösterdik.