İnsanlar tek bir ümmetti. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi ve insanların ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hükmetmesi için onlarla birlikte hak olan kitaplar indirdi. Ancak kitap gönderilenler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah ise iman edenleri, onların hakkında ayrılığa düştükleri doğruya kendi izniyle ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
Bakara Suresi’nin 213. ayeti (2:213) Medeni bir surededir; 2. cüzde, Mushaf’ın 33. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.
Bakara Suresi 213. ayeti dinleyin
69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (75)
213. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Şeytan onları saptırıncaya kadar insanlar, babaları Âdem’in dinine bağlı doğru yol üzerine ittifak etmiş tek bir ümmet halindeydi. Sonra Mümin ve kâfir olarak birbirlerinden ayrıldılar. Bu yüzden Allah, iman ve itaat ehli kimseleri onlara rahmetiyle hazırladığı şeyleri müjdeleyen ve kâfirleri Allah'ın onlara vadettiği şiddetli cezasından korkutan peygamberler gönderdi. Bu peygamberlerle beraber insanlar arasında ayrılığa düştükleri konularda hükmetmesi için hakkında hiçbir şüphe bulunmayan hakikat üzere olan kitaplar indirdi. Allah'ın indirdiği kitap olan Tevrat konusunda ancak Allah'ın kendi katından gelen bir hak olduğuna dair üzerinde ihtilaf edilmez kanıtlar geldikten sonra Yahudiler'den kendilerine Tevrat’ın ilmi verilen kimseler zalimce davranarak ihtilafa düştüler. Yüce Allah izin ve iradesiyle, ancak Müminlere doğru yolu sapıklıktan ayırt edebilecekleri bilgi verdi ve onları muvaffak kıldı. Allah dilediğini hiçbir eğriliği olmayan dosdoğru yola, iman yoluna iletir.
213. “İnsanlar tek bir ümmetti.” Yani insanlar topluca hidayet üzere idiler. Nuh aleyhisselam’dan sonra on asır boyunca bu hal üzere devam ettiler. Dinde ihtilaf edince bazıları küfre saptı, bazıları da hak din üzere devam etti. Aralarında çekişmeler başladı. Allah insanlar arasındaki anlaşmazlıkları hükme bağlamak ve onlara karşı hücceti ortaya koymak üzere peygamberler gönderdi. Bazıları ise şöyle bir açıklama getirmişlerdir: Aksine insanlar küfür, sapıklık ve bedbahtlık üzere toplanmış idiler. Ne aydınlatıcı bir ışıkları, ne de imanları vardı. Bu nedenle Allah kendilerine peygamberleri … Devamını oku
Allah Teâlâ’nın nimetlerine karşılık, O'na şükretmeyi ve bu nimetleri O'nun emirlerine uygun şekilde kullanmayı terk etmek, onların zail olmasına yol açar ve bunu yapan kişinin aleyhine bir belaya dönüşür.
Asıl olarak Allah, kullarını tevhit ve kendisine iman fıtratı üzerine yaratmıştır. İblis ve avanesi, insanları bu fıtrattan saptırıp Allah'a şirk koşar hale çevirmiştir.
Ümmeti yenilgiye uğratacak olan en büyük rüsvalık, kendilerine gelen kitap ve din hakkında ayrılığa düşerek, birbirini tekfir edip, lanet okumalarıdır.
İnsanların, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe ulaşmak ve ihtilafın doğru yönünü bilmek, ancak Allah'ın elindedir. Allah Teâlâ’ya iman edip, boyun eğerek O'ndan talep edilir.
Bela ve musibetlerle imtihan, Allah Teâlâ’nın veli kullarını sınadığı bir kanunudur. Onları kalplerindeki imanları ve tevekkülleri ölçüsünde imtihan eder.
Bir musibet halinde sabır göstermeye yardım eden en büyük etkenlerden birisi de, salih kimselere uymak ve onları örnek almaktır.
213. ayetin diğer mealleri
İnsanlar tek bir ümmet idi. Allah, peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hüküm vermek için, onlarla birlikte hak olan kitabı da indirdi. Ancak kitap verilenler, kendilerine ap açık deliller geldikten sonra aralarındaki kıskançlık yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah ise iman edenleri, onların hakkında ayrılığa düştükleri doğruya kendi izniyle ulaştırdı. Allah, dilediğine doğru yolu gösterir.
İnsanlar tek bir ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri hakkı (gerçeği) izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir.
İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
İnsanlardan bazı akılsızlar şöyle diyeceklerdir: "Onları şimdiye kadar yöneldikleri kıblelerinden çeviren nedir?" De ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola iletir."
Ehl-i Kitap senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Mûsâ’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: Bize Allah’ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine deliller geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Mûsâ'ya apaçık delil verdik.