(Ey Muhammed!) Biz, senin yüzünü çok defa semaya doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni razı olacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey Müslümanlar!) Sizler nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü ona doğru çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler de, bunun Rableri katından gelmiş bir gerçek olduğunu bilmektedirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Bakara Suresi’nin 144. ayeti (2:144) Medeni bir surededir; 2. cüzde, Mushaf’ın 22. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.
Bakara Suresi 144. ayeti dinleyin
69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (75)
144. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ey Peygamber! Kıblenin durumu ve arzuladığın yere değiştirilmesi hakkında inecek olan vahyin yolunu gözleyerek ve araştırarak yüzünü semaya doğru çevirdiğini ve baktığını görüyoruz. Şüphesiz şimdi senin yüzünü Beytu’l-Makdis olan kıbleden razı olacağın ve seveceğin bir kıbleye döndüreceğiz - Orası Mescid-i Haram'dır-. Şimdi yüzünü Mekke-i Mükerreme'deki Allah'ın Mescid-i Haram'ı yönüne çevir ve -Ey Müminler- sizler de nerede olursanız olun namaz kılarken ona doğru yönelin. Kendilerine kitap gönderilmiş olan Yahudi ve Hristiyanlar kitaplarında bulunması sebebiyle çok iyi biliyorlar ki, kıblenin değiştirilmesi, yaratıcıları ve işlerini düzenleyen Allah’tan indirilen bir hakikattir. Allah haktan yüz çevirenlerin yaptıklarından gafil değildir. Bilakis Allah, bütün bunları bilir ve karşılığında onları cezalandıracaktır.
144. Yüce Allah, Peygamberine hitaben: “Biz yüzünü göğe doğru evirip çevirmeni” Kâbe’ye yönelmeyi emreden vahyin inişini bekleyerek ve arzulayarak göğün her bir tarafına çokça bakıp durmanı “elbette görüyoruz.” Yüce Allah’ın: “yüzünün” buyurup da “gözünün” buyurmamış olması, hem Peygamber’in bu işe fazla önem verdiği dolayısıyladır, hem de yüzün evirilip çevrilmesinin aynı zamanda gözün de evrilip çevrilmesini gerektirmesinden dolayıdır. “Onun için seni hoşnut olacağın bir kıbleye” sevdiğin kıble olan Kâbe’ye “döndüreceğiz.” Biz seni dost edindiğimizden dolayı, o yöne çevireceğiz. Bu buyruk … Devamını oku
Allah'ın hükümlerine ve dinine itiraz etmek, amaçlarından gafil olmak, sefihliğin ve akılsızlığın bir delilidir.
Allah’ın bu ümmete övmesi ve bütün ümmetlerin arasında onu orta yollu olmakla nitelendirmesi, dolayısıyla bu ümmetin fazileti ve değeri.
Ehli Kitab'ın hevâ ve nefislerine tabi olmaya karşı bir uyarı vardır. Çünkü onlar hakkı bildikleri halde ondan yüz çevirirler.
İslam dininde, vahyin indirildiği dönemde dini hükümlerin nesh edilebileceğinin caiz olduğunun delili vardır. Zira Beytu'l-Makdis’e dönmek neshedilmiş ve kıble Mescid-i Haram'a doğru olmuştur.
144. ayetin diğer mealleri
(Ey Muhammed) Yüzünü semaya çevirip durduğunu görüyoruz. Şimdi seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyoruz. Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede bulunursanız bulunun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap ehli, bunun Rab’lerinden gelen bir hak olduğunu çok iyi bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
(Ey Muhammed!) Senin, yüzünü göğe doğru çevirdiğini elbette görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm (ka'be) tarafına çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehli kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından gâfil değildir.
Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranıp durduğunu görüyorduk. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Haydi bakalım, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktır. Ve Allah, onların yaptıklarından ve yapmakta olduklarından gafil değildir.
''Cemaat Küba'da sabah namazını kılarken aniden onlara biri gelip: Gerçekten bu gece Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an indirildi ve Kâbe’ye doğru dönmesi emrolundu. Dolayısıyla siz de Kâbe’ye dönün!'' dedi. Bu sırada Kubalıların yüzleri, Şam bölgesine doğru bulunuyordu. Bu ifade üzerine…
(Ey Rasûlüm!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne doğru çeviriniz ki; zalim olanları müstesna, insanların aleyhinizde bir delili bulunmasın. Onlardan korkmayın, sadece benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da belki doğru yolu bulursunuz.
Nereden yola çıkarsan çık, namazda yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Şüphesiz bu, Rabbinden gelen bir gerçektir. Allah, sizin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.
De ki: Ey Ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek Müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.
Yoksa siz, İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Ya'kûb'un ve torunlarının, Yahudi yahut Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? (Onlara) De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine bildirilen gerçeği gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.
Allah, bir sivrisineği ve onun üzerinde bir şeyi örnek vermekten haya etmez. İman edenler, onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler, ama kâfirler; "Allah bu misalle ne demek istiyor?" derler. Allah, bu misalle birçoklarını dalalette bırakır, birçoklarını da hidayete erdirir. Onunla ancak fasıkları saptırır.
(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz taş gibi yahut daha sert bir şekilde katılaşmıştı. Halbuki içinden nehirler kaynayan, yarılıp (içlerinden) sular çıkan ve Allah korkusundan yuvarlanan nice taşlar vardır! Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.