İçeriğe geç

Bakara Suresi 120. Ayet

سورة البقرة، الآية ١٢٠

2:120 1. cüz 2. hizb Mushaf’ta 19. sayfa Medeni sure

2:120 ayetinin metni

وَلَن تَرْضَىٰ عَنكَ ٱلْيَهُودُ وَلَا ٱلنَّصَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ ٱلَّذِى جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ ۝١٢٠

Okunuşu

walan tarḍā ʿanka l-yahūdu walā l-naṣārā ḥattā tattabiʿa millatahum qul inna hudā l-lahi huwa l-hudā wala-ini ittabaʿta ahwāahum baʿda alladhī jāaka mina l-ʿil'mi mā laka mina l-lahi min waliyyin walā naṣīrin

Meal

Yahudiler de Hristiyanlar da, sen onların dinine uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. De ki: Asıl doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Bakara Suresi’nin 120. ayeti (2:120) Medeni bir surededir; 1. cüzde, Mushaf’ın 19. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.

Bakara Suresi 120. ayeti dinleyin

69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (75)

120. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah peygamberine hitap ederek, onu uyararak şöyle demiştir: İslamı terk edene ve onların üzerinde olduğu yola tabi olana kadar Yahudiler de Hristiyanlar da senden razı olmayacaktır. Deki şüphesiz Allah'ın kitabı ve beyanı hak olan hidayettir, onların üzerindeki batıl değil. Şayet apaçık hak geldikten sonra senden ve sana tabi olan bir kimseden onlara tabi olma hasıl olursa, Allah'tan bir destek ve yardım bulamayacaksın. Bu tehdit, hakkı terk etmenin ve batıl ehlinin yanında olmanın tehlikesini açıklama kabilindendir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

120. “Dinlerine uymadıkça ne yahudiler ne de hıristiyanlar asla senden hoşnut olmazlar.” Yüce Allah, Rasulüne yahudilerle hıristiyanların kendisinden hoşnut olmalarının, onların dinlerine uymadıkça mümkün olmadığını haber vermektedir. Çünkü onlar kabul ettikleri dine davet ederler ve hidâyetin bu dinde olduğunu iddia ederler. Sen de onlara “De ki:” Benimle gönderilmiş bulunan “Allah’ın hidâyeti, işte doğru yol ancak budur.” Sizin izlediğiniz yol ise Yüce Allah’ın şu buyruğunun da gösterdiği gibi hevânın tâ kendisidir: “Andolsun ki sana gelen bunca ilimden sonra onların hevâ ve heveslerine … Devamını oku

Bakara Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Bakara suresinin 120-126. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 19. sayfası).

  • Şüphesiz ki Müslümanlar, Yahudi ve Hristiyanlar için ne kadar çok iyilik yaparsa yapsınlar, (Müslümanları) dinlerinden çıkarıp, sapıklıklarında kendilerine tabi olmadıkça razı olmayacaklardır.
  • Dini önderliğe, ancak kesin inanç ve Allah Teâlâ'nın emrini yerine getirmede sabırlı olmakla nail olunur.
  • İbrahim -aleyhisselam- haram belde (Mekke) için bereket duasında bulundu da Allah, orayı insanlar için güvenilir bir belde kılıp, halkına çeşitli rızıklarla lütufta bulundu.

120. ayetin diğer mealleri

Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların dinine uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. Asıl doğru yol, Allah’ın gösterdiği yoldur, de. Sana gelen ilimden, sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.

   Ne yahûdiler ne de hristiyanlar sen onların dinlerine uymadıkça senden asla razı olmayacaklar. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı.

120. ayet kelime kelime

  1. وَلَن walan ve olmazlar
  2. تَرْضَىٰ tarḍā razı ر ض و
  3. عَنكَ ʿanka senden
  4. ٱلْيَهُودُ l-yahūdu (ne) yahudiler ه و د
  5. وَلَا walā (ne de)
  6. ٱلنَّصَٰرَىٰ l-naṣārā hıristiyanlar ن ص ر
  7. حَتَّىٰ ḥattā kadar
  8. تَتَّبِعَ tattabiʿa sen uyuncaya ت ب ع
  9. مِلَّتَهُمْ millatahum onların milletine (dinine) م ل ل
  10. قُلْ qul de ki ق و ل
  11. إِنَّ inna şüphesiz
  12. هُدَى hudā hidayeti ه د ي
  13. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  14. هُوَ huwa odur
  15. ٱلْهُدَىٰ l-hudā asıl doğru yol ه د ي
  16. وَلَئِنِ wala-ini eğer
  17. ٱتَّبَعْتَ ittabaʿta uyarsan ت ب ع
  18. أَهْوَآءَهُم ahwāahum onların arzularına ه و ي
  19. بَعْدَ baʿda sonra ب ع د
  20. ٱلَّذِى alladhī sana gelen
  21. جَآءَكَ jāaka ج ي أ
  22. مِنَ mina ilimden
  23. ٱلْعِلْمِ l-ʿil'mi ع ل م
  24. مَا mā yoktur
  25. لَكَ laka sana
  26. مِنَ mina Allah'tan
  27. ٱللَّهِ l-lahi
  28. مِن min hiç
  29. وَلِىٍّ waliyyin bir dost و ل ي
  30. وَلَا walā ve hiç
  31. نَصِيرٍ naṣīrin bir yardımcı ن ص ر

120. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Şems 91:2

    وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا

    Onu izlediğinde Ay’a andolsun.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Ra’d 13:37

    وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَٰهُ حُكْمًا عَرَبِيًّا وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا وَاقٍ

    Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun ki sana gelen bu ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost, ne de bir koruyucu vardır.

  • Şûrâ 42:31

    وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Yeryüzünde (O'nu) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah’tan başka bir veliniz de, yardımcınız da yoktur.

  • Bakara 2:107

    أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

  • Tevbe 9:116

    إِنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Göklerin ve yerin mülkü elbette Allah’ındır. Dirilten ve öldüren O’dur. Sizin Allah’tan başka bir veliniz ve yardımcınız yoktur.

  • Ankebût 29:22

    وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

  • En’âm 6:71

    قُلْ أَنَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِى ٱسْتَهْوَتْهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِى ٱلْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُۥٓ أَصْحَٰبٌ يَدْعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلْهُدَى ٱئْتِنَا قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَأُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    De ki: “Allah’ı bırakıp bize fayda ve zarar vermeyen şeylere mi ibadet edelim? Allah bizi hidâyete kavuşturduktan sonra ökçelerimiz üzerine gerisin geriye mi döndürülelim?" Hani arkadaşları: “Bize gel!” diye hidâyete çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken, Şeytanların saptırdıkları kimse gibi mi olalım?” De ki: “Asıl hidâyet Allah’ın gösterdiği doğru yoldur. Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”

Bakara Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ