İçeriğe geç

A’râf Suresi 132. Ayet

سورة الأعراف، الآية ١٣٢

7:132 9. cüz 17. hizb Mushaf’ta 166. sayfa Mekki sure

7:132 ayetinin metni

وَقَالُوا۟ مَهْمَا تَأْتِنَا بِهِۦ مِنْ ءَايَةٍ لِّتَسْحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ ۝١٣٢

Okunuşu

waqālū mahmā tatinā bihi min āyatin litasḥaranā bihā famā naḥnu laka bimu'minīna

Meal

Ve dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne mûcize getirirsen sana asla iman edecek değiliz.”

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 132. ayeti (7:132) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 166. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 132. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

132. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Firavun 'un kavmi hakka karşı inat ederek Musa -aleyhisselam-'a şöyle dediler: "Sen bize hangi mucize ve delili getirirsen getir ve inandıklarımızın batıl olduğunu ispat etmek ve bizi ondan çevirmek ve getirdiklerinin doğru olduğunu kabul etmemiz için hangi hücceti sunarsan sun bizler sana asla iman edecek değiliz."

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

132. Onlar Mûsâ’ya batıllarını sürdürmeye devam edeceklerini ve ondan ayrılmayacaklarını açıklayarak “dediler ki: Bizi kendisiyle büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, sana iman edecek değiliz.” Yani biz artık senin bir sihirbaz olduğuna kesin kanaat getirmiş bulunuyoruz. O nedenle sen bize hangi mucizeyi getirirsen getir, biz kesinlikle “O, bir sihirdir” diyeceğiz. Sana iman etmeyeceğiz ve senin doğru söylediğine inanmayacağız. Bu hal, inadın en ileri derecesidir ve o kafirleri öyle bir noktaya getirmiştir ki onlar için üzerlerine âyet ve mucizelerin inmesi ve inmemesi arasında hiçbir fark yoktur.

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 131-137. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 166. sayfası).

  • Hayır, şer, iyilik ve kötülüklerin hepsi Yüce Allah'ın kazası ve kaderi iledir. Bunların hiçbiri Allah'ın kaza ve kaderinden çıkmaz.
  • İnsanların başa gelen zorluk, sıkıntı ve musibetler zamanında Allah'a sığınmaları fitrî imanlarının onları harekete geçirmesinin bir sonucudur.
  • Müminlerin, Yüce Allah'ın ayet ve yarattıklarındaki sünnetini, bunların neden ve sonuçlarını düşünüp tefekkür etmesi gerekir.
  • Yüce Allah'ın azim olan kuvveti karşısında fert ve devletlerin kuvveti yok olmaya mahkumdur. Allah'a iman etmek bütün kuvvetlerin kaynağıdır.
  • Allah Teâlâ sabreden Mümin kullarını zulme uğramalarının ardından yeryüzünde kuvvet sahibi kılar.

132. ayetin diğer mealleri

Bizi, kendisiyle büyülemek için her ne zaman bize bir ayet/mucize getirirsen, biz sana iman edecek değiliz, dediler.

 Ve dediler ki: «Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.»

"Ve sen büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz," dediler.

132. ayet kelime kelime

  1. وَقَالُوا۟ waqālū ve dediler ki
  2. مَهْمَا mahmā ne kadar
  3. تَأْتِنَا tatinā getirsen de bize
  4. بِهِۦ bihi bir
  5. مِنْ min
  6. ءَايَةٍ āyatin mu'cize
  7. لِّتَسْحَرَنَا litasḥaranā bizi büyülemek için
  8. بِهَا bihā onunla;
  9. فَمَا famā değiliz
  10. نَحْنُ naḥnu biz
  11. لَكَ laka sana
  12. بِمُؤْمِنِينَ bimu'minīna inanacak

132. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Kalem 68:19–20

    فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ …

    Onlar uyurken, Rabbin tarafından bir kuşatıcı (ateş) bahçeyi sarıverdi. …

  • Mâide 5:96

    أُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ ٱلْبَحْرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ ٱلْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    Deniz avı ve onu yemek size de yolculara da geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.

  • En’âm 6:38

    وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

    Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan bütün kuşlar, ancak sizin gibi birer ümmettirler. Biz o Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık; sonra (bütün bunlar) Rablerinin huzuruna getirileceklerdir.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ